bir baba deyişi. gerçi benim babam eşşekoğlueşşekden daha vurucu küfürleri ağzına alan bi adam değil, ben de bu deyişi duyacak derecede ortalığın amına koyabilen bi adam değilim. ama yalan yok, hem bu küfürü duyan arkadaşlarımı kıskanmıştım zamanında, hem de küfürü eden babalarını. nesine tutulduysam, çocukluk işte.
vardır ya her şeyi kurcalayan çocuklar, illa içinizde de vardır. işte bu çocuklar, kendilerine alınan her türlü elektronik aksama sahip oyuncak, alet, edevat ne varsa içini açarlar, bozana kadar da uğraşırlar. sonra bunları bozdukları yetmiyormuş gibi ufak tefek sorunları olan ortak kullanım araçlarını kurcalamaya başlarlar. misal radyo, video gibi. tam da bu anda baba ağzında sigarasıyla içerilerden gelir ve çocucuğuna bu cümleyi söyler bezgin bir ifadeyle. bilir çünkü ne derse desin, çocuk uğraştığı şeyin amına koyacaktır. cümlenin hemen ardından da yavaşça gözden kaybolur, çocuk da bunları bildiği için kaldırmaz hiç kafasını. bozana kadar devam eder uğraşısına.
bak yine kıskandım, hem sebebi de belirdi kafamda. baba, bir baba olarak olması gereken samimiyette yaklaşmıştır çocuğuna, çocuk da o samimiyetle siklememiştir babasını. ne ben yapmıştım bu çocuğun yaptığını, ne de babam bu babanınkini. böyle siktiriboktan da olsa iki cümle duyamadım babamdan bu derece samimi. neyse.
(onder, 04.05.2009 01:38)
- sik ha onu da sik bi o kaldıydı
+ beni bu dünyaya niye getirdi lan bu leylek? ha? niye getirdi?
(camel, 04.05.2009 01:43)
zaman ve mekan değişikliklerinde karşımıza -ha benzet onu da götüne tam olsun- olarak çıkmışlığı olan , sonuç itibariyle beklenen bitişe karşı ebeveyn söylemi haline gelmiş öbeklerdir.