belgrad'ta sigara içmeyen bir memurun, sigara içen bir kişi ile aynı büroda çalışmak istememesi yasal hakkıdır.
almanya'nın giessen kentinde bir şoför, trafiğin en yoğun olduğu saatte bile olsa yolun ortasında aracını durdurup yolcusunun sigarasını söndürmesi için uyarabilir. bu nedenle de hiç kimse şoföre "neden yolun ortasında durdun" diyemez.
fransa'nın lyon kentinde sigara içilmesi yasak olan vagonda sigara içmenin cezası 12000€'dur. bu konuda hiç kimseye ayrıcalık tanınmaz.
türkiye'de yeni yürürlüğe giren kanuna göre, kamuya ait alanlarda insan başına 7m^3ten az olan yerlerde sigara içilmesi kesinlikle yasak. bunlar çok güzel haklar. ancak unutmamak gerekir ki her şey baskı ile yaptıralamamaktadır. ama sigara içmeyenlerin haklarını da göz önünde bulundurmak bir kamu görevidir. büyük bir dayanışma ile sigara içmeyenlerin hakları savunulabilir.
hedef ne olmalıdır? sigara içmeyenlerin gelecekteki hedefleri ne olmalıdır?
insan önce kendi haklarına kendileri saygı duymalıdır. ister yerleşkede, isterse bir barda olsun, orada bulundukları süre içinde pasif içici durumuna düşmemelidirler. amerika birleşik devletleri yasalarına göre bir işçi sigaradan rahatsız olup işini bırakmışsa, işsizlik ücreti, sağlığına zarar geldiyse yada geldiğini ispat edebilirse yüklü bir tazminat almaya hak kazanır. işveren ise hiçbir şekilde bu hükmün aksi bir ibareyi iş sözleşmesine koyamaz.
sonuç olarak yapılabilecekler hakkında prof. dr orhan kural dostu norveçli allan aarflot'un saydığı maddeler bakalım:
1- sigaranın zararlı ve içenlere karşı olduğunuzu söylemekten çekinmeyiniz. sigaranın size dokunduğunu açıkça belirtiniz.
2-haklarınız her zaman arayınız. okul, otobüs, lokanta, kafe gibi yerlerde sigara içmeyenler için ayrı bir bölüm olmasının yasal bir zorunluluk olduğunu unutmayın. eğer yoksa neden olmadığını sorun. unutmayın ki günümüzde pek çok yasa sizi korur nitelikte.
3- zorunlu kalırsanız, üst düzey mevkilere başvurmaktan çekinmeyin.
4-(bu madde de benden) yaptığınız başvurudan sonuç alamazsanız, hemen prof. dr. orhan kural ile irtibata geçiniz.(maden fakültesi b girişi, içi plaketlerle dolu oda) gerekirse sigara içmeyenlerden bir grup oluşturun. sizin büyüklüğünüz haklarınızı savunurken sizin için bir artı olacaktır. eğer böyle bir davranış sizin için uygun değilse, sigara içenlere haklarınıza saygılı olmaları gerektiğini yine de hatırlatın. açık söylemek gerekirse sigara tiryakileri bu haklarından vazgeçmek istemeyeceklerdir. ama siz mücadelenize devam ederseniz, etrafınızda sigara içmeyenler ordusunun gruplaştığını görecek ve hedefinize daha emin adımlarla yürüyeceksiniz.*
bu yasağın sebebi "aman insanlar kendilerini bu zıkkımla zehirlemesinler. hem günahtır bunu içmek. biz herkesi cennete göndermeye çalışıyoruz. izin vermeyelim." ya da "burdan başlayıp içkiyi de kapatalım" veyahut da "eziyet olsun itoğlu itlere" değildir.
bugün vapura bindiğinizde temiz hava almak için dışarı çıkarsanız üzerinize kül yağıyor, açık havada duman altı oluyorsunuz. bir bara girdiğiniz zaman gene duman altısınız, çıktığınızda da leş gibi kokarsınız.
hadi içen tercihini yapmış. zararlarını biliyor ama buna rağmen kararını içmeye devam etmekten yana kullanmış. ama ya içmeyenler? bu adamların keyfi için içmeyenler rahatsız olmak zorunda mıdır? vapurda temiz hava almak sadece sigara içenlerin hakkı mıdır? bir barda duman altı olmadan eğlenmek imkansız mıdır? sigara içmeyenler içerde oturmakla, barlara girmemekle cezalandırılabilir mi? olacak iş değil. önce biraz çevreye saygı. sigara içeceksen, kendin iç. başkalarını duman altı etme.
sigara içilen yerleri kısıtlayarak bu zıkkımın önüne geçeceğini düşünenler. bu zıkkımın önüne geçme hakkını kendinize neye dayanarak bahşediyorsunuz, diye sormak isterim ilk önce.
sigara yasağının amacı sigara içilen ortamlarda bulunmak istemeyenlere seçme şansı tanımak olmalıdır. aynı şekilde yemeğini yedikten sonra daha tabak önündeyken sigarasını yakmak isteyenlerin, veya barda birasını yudumlarken sigarasını tüttürmek isteyenlerin seçme hakkının olması gerektiği gibi.
bana göre ilginç olduğu için japonya'yı örnek vereceğim. japonya'daki sigara yasaği uygulaması japonlara olan saygımı biraz daha arttırdı. çünkü hemen hemen her lokantanın, kafenin sigara içilen ve içilmeyen bölümleri vardı. sadece genelinde sigara içilmesi yasak olan binaların içindeki mekanlar hariç. hava alanlarında bile gayet güzel havalandırması olan sigara içme odaları bulunuyordu. buna karşılık sokakta çoğu noktada, özellikle trafik ışıklarının bulunduğu yaya geçitlerinde sigara içmek yasaktı. ilk başta grapisemiştim. kapalı mekanlarda serbest, açık alanda yasak diye. ama sonra gayet mantıklı bir uygulama olduğunu anladım. çünkü kapalı mekanlarda insanların seçme hakkı vardır. sigara içilen veya içilmeyen bölüm, sigara içilen veya içilmeyen mekan. ama açık alanda böyle bir seçme şansı yok. herkes aynı trafik ışığının altında beklemek zorunda. abd de ise çoğu eyalette kapalı hiç bir mekanda hiç bir şekilde sigara içilemezken açık alanda da binaların yaklaşık 7.5 metre yakınına kadar sigara içmek yasaktır. soruyorum, hangisi daha mantıklı? insanlara seçme hakkı tanıyan, sadece seçme hakkı olmayan yerlerde geçerli bir yasak mı, yoksa insanlara seçme hakkı tanımayan, ve sigara içmeyi sadece herkesin ortak kullanmak zorunda olduğu yerlerde serbest bırakan bir yasak mı? buradan yetkililere sesleniyorum. dışarıdan kanun ithal etmekte üstünüze yok. acilen japonya'nın sigara yasağı modelini alın uygulayın. göründüğü kadarıyla kimse bu kadarını kendi kendine akıl edemiyor.
anlamsız bir yasaktır. siz kapalı alanlarda osurma yasağı diye bir şey duydunuz mu? duymadınız, çünkü kapalı alanlarda osurmak zaten o kadar aptalca ve toplum dışı bir olaydır ki özel olarak bir yasak gerektirmez. kendisine sosyal varlık diyen insan zaten yanında kokudan rahatsız olacak başkaları varken osurmaz. "afedersiniz osursam rahatsız olur musunuz?" sorusunu aklının ucundan dahi geçirmez. sigara kokusu da osuruk kokusundan daha az rahatsız edici olmadığı için ayrıca bir yasak gerektirmemelidir (yersen).
sigara yasağının amacı sigara içmeyenleri sigaranın etkilerinden ve verdiği / verebileceği tüm rahatsızlıklardan korumak olmalıdır. sigara içme yasağının amacı bağımlıların sağlığını korumak değildir. sigara belasından kurtulmak değildir. devamında alkol yasağının geleceğini iddia etmek saptırmadır. kapsamı ve uygulanma şekli de ilk cümlede belirtilen amaca yönelik olmalıdır.
eğer sigara içmeyen bir insan birilerinin içtiği sigara yüzünden günlük yaşantısında değişiklikler yapmak zorunda kalıyorsa yasak amacına uygun bir şekilde düzenlenmemiş demektir. türkiye'de bu tür amacından sapmış örneklere çok sık rastlanabilir. örnek mi? buyrun:
lokantalar, barlar ve benzeri yerler sigara içmeyenlerin hiç bir makul ve meşru tercihini kısıtlamadan sigara içenlere başkalarını rahatsız etmeden sigara içme olanağı sağlayabiliyorsa ne âlâ, sağlasınlar. ama makul ve meşru hakların daha aydınlık salonlar, manzara, gürültüsüz mekanlar gibi hemen her müşterinin bir mekandan beklemeyi hak ettiği istekler olabileceğini unutmayın. bu ilkeye riayet edilmediği sürece azınlıkta kalan sigara içmeyenlerin haklarının çiğneneceği apaçık ortadadır.
örnekler sadece ticari müesseseler ile sınırlı kalmıyor. hep beraber paylaştığımız sokaklar ve toplu taşıma araçları da bu soruna dahil yerler. ortak kullanım alanının açık havada olması da bir şey değiştirmiyor ne yazık ki. vapurlarda dış mekanda sigara yasağının uygulanmasına gerek olmadığını savunan arkadaşlar var. beşiktaş - kadıköy vapurunda keyif yapayım düşüncesi ile dış tarafa oturduğumda sağıma ve soluma sigara içen iki insan oturursa benim keyif yapma şansım kalmıyor. o insanlar sigara içme özgürlüklerini kullanırken benim duman altı olmadan yolculuk yapma özgürlüğüm gibi en temel ve en meşru isteklerimden birisi ayaklar altına alınıyor.
durakta otobüs beklerken hele bir de yağmur yağdığı için durağın altında beklerken, durak arkadaşım sigarasını yaktığı an açık havada olmamıza rağmen beni ya duraktan uzaklaşmak ya da o dumanı solumak mecburiyetinde bırakıyor. nerede kaldı benim haklarım?
eğer sigara içenlere sağlanacak kendilerine ayrılmış bir yerde sigara içme hakkı, sigara içmeyen biri olarak benim en ufak tercihimi kısıtlayacaksa orada bir seçimden veya özgürlük tartışmasından bahsedilemez. hayatın doğal akışı sigara içilmeyen durumdur. insanlar sigara içenler ve içmeyenler diye birbirine denk ve eşit haklara sahip iki gruba ayrılmazlar. doğal hâlde olup içmeyenler ile fazladan bir hareket yapıp içmeyi tercih edenler diye ikiye ayrılırlar. eğer ikinci grubun sigara içme özgürlüğünü sağlamak adına içmeyenlerin tercihleri kısıtlanıyorsa sigara içenlerin lehine bir ayrımcılık yapılıyor demektir. bu kabul edilmemeli.
eğitim gördüğüm bölüm binasında uygulanan yasaktır.öğrencilerin sigara içmesi için binanın dışında göt kadar bir oda bulunmaktadır.kışları soğuk ve duman altı olan bu oda, aslında sigara içen insanlara yapılan muameleyi açıkça gözler önüne sermektedir.
silahsızlanma diye ilginç bir kavram var mavi dünyamızda. kendilerine uygar diyen devletler hayatın her alanını silahlardan mümkün mertebe arındırma uğraşı içinde. kendi aralarında yaptıkları anlaşmalarla cephaneliklerini belli bir kritik stok düzeyinin üstüne çıkarmamaya çalışıyorlar. silahları kategorilere ayırmışlar, konvansiyonel, nükleer, kimyasal, biyolojik gibi. konvansiyonel olmayan silahların kullanımını engellemeye, mümkünse -kendileri hariç- kimsenin bulundurmamasını sağlamaya çalışıyorlar. bir çaba, bir patırtı, bir kıyamettir gidiyor.
bununla birlikte silahlanma belasının kesin ilacı belli, daha fazla silah üretmemek. oysa buna kimse yanaşmıyor, yanaşamaz. silah üreticileri global ekonominin en önemli oyuncuları arasında. bunlar var olmazsa bugünkü şekliyle ekonomik sistem de var olamaz. içinde yaşadığımız ekonomik ilişkiler ağı tümden değişmedikçe silah üretiminin bırak durmasını, anlamlı boyutta kısıtlanması bile mümkün değil. bu yüzden uygar devletler kendi kullanamadıkları, tüketemedikleri silahları üçüncü dünya ülkeleri'ne, gelişmekte olan ülkelere okutuyorlar; onlara kullandırıyorlar. bir de üstüne barış güçleri oluşturup bu ülkelerin çatışmalarına müdahale ediyorlar ki silah sirkülasyonu iyice artsın. böylece tüketim asla durmuyor; böylece üretim de asla durmuyor. biz mutlu lerzan mutlu.
sigara meselesinde de benzer bir durum söz konusu. dünya'nın önde gelen sigara üreticileri amerika, japonya ve avrupa'nın büyük ekonomilerinden çıkma. philip morris, jti, bat, rj reynolds vs. bazen sigara yasağı tartışmalarında "sigara serbest de marihuana niye yasak, o zaman esrar da serbest olsun." gibi görüşler ileri sürülür. halbuki ekonomik büyüklük olarak sigara ile esrar arasında dağlar kadar fark var. sigara üretimini, dağıtımını ve satışını yasaklamak binlerce, onbinlerce çalışanın işlerini kaybetmesi, uluslar arası ticarette ciddi bir hacmin bir kalemde silinmesi, ani bir ekonomik durgunluk ve bunun sonucunda zincirleme reaksiyonlara neden olabilir. mevcut sistemde göze alınabilecek bir şey değil.
öyleyse, aynen silah pazarında yapıldığı gibi, sigara pazarında da talebi gelişmiş bölgelerden gelişmekte olanlara kaydırmaktan başka çıkar yol yok. sigara yasağı bu stratejinin bir ayağıdır. bir elinizle kendi arınmış topluluğunuzda yasaklar ve vergilerle sigara tüketimini iyice zorlaştırırsınız. sigaranın sahip olduğu imaja saldırarak, inatla sigara tüketmeye devam eden insanı gece gündüz makaraya sararak sigarayı bir tutku nesnesi olmaktan çıkarıp bulaşıcı bir hastalık semptomu haline sokarsınız. bu arada diğer elinizle ise üçüncü dünya'da hiç olmadığı kadar agresif bir reklam ve satış politikasıyla james dean'li, humphrey bogart'lı isyan ve özgürlük mitinizi pompalarsınız. formula 1 yarışlarını eski kıta'dan malezya'ya, çin'e kaydırır, sigara şirketleri sponsorluğunda dünya çapında organizasyonlarla zavallıların akıllarını zıplatırsınız. philip morris'in başına buyruk kovboyu at sırtında katedecek yeni çayırlar bulmuş olur böylece. çekik gözlünün, siyah derilinin, sarıklının sofrasında, ata binmekten kayış gibi olmuş kıçıyla ittire ittire yer açar kendine.
sigara içme yasağı dünya'daki toplam duman miktarına pek bir etki yapmıyor. duman trafiğini yönlendirmekte bir araç yalnızca.
özellikle kahvelere de konmuş olmasına af buyurun kıçımla güldüğüm yasaktır.
üzerinde adam gibi düşünülmemiş yasaların halk gözünde ciddiyetlerini yitireceğin ne zaman anlayacaklar merak ediyorum...
sigara satılan cafe-tabac magazalarında da uygulanmaya konan anlamsız yasaklar. sonucunda cafe sahiplerinin işlerinin düşeceği ortada. örnek vermek gerekirse , 2007 yılında irlanda da cafe sahipleri işlerinin durgunluğundan dolayı protesto gösterileri düzenlediler birçok şehirde.
dikkat edilmesi gereken bir nokta ise; bu yasakların sonucunda ilave vergilerin getirmesi ile kısmen çözümlenecek bence. cafe ve bar sahiplerinin kullandıkları lisans anlaşmalarına ilaven sigara içme vergisi veya lisansı adı altında bir külfet gelecek bu durumda. en basit örneği bu sabah sigara almak için girdiğim cafe-tabac magazasında herkesin birbirini uyarması , anlamsız yasak olduğu hakkındaydı.
tabiki pasif içiciler için gayet mantıklı bir karar. ancak cafenin dışında oturup yine içilemiyor bu meret. içene 68 euro , masanıza kül tablası bırakan işletmeciye ise 750 euro ceza verilmekte. sanırım bundan sonra paris cafeleri sadece sigara kullanmayan insanlar için geçerli olacak. görülebilecek manzara ise cafelerden plastik bardakla alınan cafelerin kaldırımda direk dibinde , magaza vitrini önünde olacak.
sigara içenlerin bir kısmının bu konuda yeterince samimi konuşmadığını düşünüyorum.
tırnak yiyebilirsiniz, gözlerinizi şaşı yapabilirsiniz, yemeklerinizi az çiğneyebilirsiniz. bunlar için ayrı odalar tahsis edilmiyor kimseye. ne hâliniz varsa görün deniyor. eğer sigara içmenin de başkasına zarar vermeyen bir yolu olsaydı aynı şeyi derdik. ama durum öyle değil maalesef. ve sırf "başkalarına zarar verme" alışkanlığı bu ülkede yaygın bir şey olduğu için zarar görebileceklere ikinci sınıf muamele yapılması daha çekici geliyor.
düşünün; halkın çoğunun "yanında ayı dolaştırma" seçimini yaptığı bir ülkedesiniz ve ciddiye alınmıyorsunuz. "pardon ayınızı çeker misiniz?" dediğinizde burada ayı dolaştırmanın yasak olmadığı cevabını alıyorsunuz. "siz şöyle köşeye geçin o zaman" diyor dükkan sahipleri, "çünkü orada ayılar var." şimdi devlet baba ayısız dolaşmak isteyenlerin "normal" sayılmasını yasalarla desteklemek isteyince "seçim özgürlüğüne vurulan bir darbe" oluyor bu. bu yasaklar ayıyla dolaşma seçimini yaptığınız için hak talep edemezsiniz diyor; çünkü ayıyla dolaşmak başkalarına zararlıdır. çok istiyorsanız evinizde, ya da özel ayı dolaştırma odalarında dolaştırın diyor ayılarınızı, başkalarını ürkütmeden.
"seçim özgürlüğü sağlansın" demek ise hiçbir şey dememektir bu ülkede. yani işletmeler sigara içenlere ve içmeyenlere ayrı alanlar sağlasın. ha, tabii sigara içenler çok olduğu için onların alanı mecburen daha geniş olsun. sigara dumanı yukarıya çıktığı için mecburen terası onlara ayıralım. kapıya pencereye yakın otursunlar bari ki, duman içeride birikmesin. ve sigara içmeyen birisi olarak kendinizi bir anda mekanın ücra bir köşesinde "sigara içilmez" yazılarıyla süslenmiş bir bölmede bulun. neden? başkalarına zarar vermemeyi seçtiniz çünkü.
sigara içmeyi seviyor olabilirsiniz, ya da sadece bağımlısı da olabilirsiniz. insanların "biricik" zevklerine değer veren bir insanım. (bu yüzden evimde djarum black kokusuna razıyım bir süredir.) ama bu sizle benim aramdaki bir sorun değil şu anda. iş yasalara geldi mi akıllı, mantıklı bir şekilde toplumu yönlendirmekten bahsediyoruz artık. biraz daha açık fikirli ve samimi olmak gerekiyor durum böyle olunca.
samimiyet demişken; durakta sigara içenlere sormak isterim: o sigaranın izmaritini çöp kutusuna atma zahmetine hanginiz katlandınız? a, tabii, her durakta küllük yok...
yasakçı zihniyetle hiçbir başarı elde edilemiyeceğini bir kez daha gösterecek olan uygulama.
hitler'in ilk yasaklarındandı, peşinden neler geldi hepimiz biliyoruz!
özellikle kışın barların ve kafelerin sigara içmeyenler için işkence dolu yerler olduğu düşünülürse benim çok desteklediğim bir yasak olmuştur. bir hafta sonu başımıza şöyle birşey geldi, kocaman bir kafeye gittik, ki sanırım beş katlı, biliyoruz ki giriş katında sigara içilmiyor o yüzden giriş katında oturduk. bakıyoruz adamlar pöfür pöfür sigara içiyorlar, kimse birşey demiyor, her yerde içilmez diye yazıyor ama. garsonlara sorduk, haftasonu talep çok oluyor, biz de her yerde sigara içilmesine izin veriyoruz dediler. keşke vermeseydiniz biz de içmiyoruz dedik ama ne yazık ki bunun da hiç bir etkisi olmuyor tabiki. çok merak ediyorum şimdi uygulanması nasıl olacak bu yasağın. bir de sigara içmeyenlere ayrılan ikinci sınıf masalara çok uyuz oluyorum, yasak uygulanırsa hepsi kalkacak. kapı ağzında, tuvalet girişlerinde oturmak zorunda kalmayacağız artık.
12 yıldır günde ortalama 1 paket sigara içmeme rağmen sonuna kadar desteklediğim uygulamadır.
bu bahaneyle kurtulurum bu illetten belki diye düşünüyorum. baksanıza stadyumlarda yasak, lokantalarda kafelerde yasak, kapalı olan her yerde yasak hatta vapurlarda bile yasak.
3 gün sonra yürürlüğe girecekmiş ama maalesef günümüz türkiye'sinde uygulanmasının olanaksız olduğu yasadır.
türk insanın bu yasaya tamamen uyacak bilince varması en az 5 yıldır.
buyrun bir de burdan yakın dediğim yasaklardan biri daha. sigara yasağı, içki yasağı derken hurma, hacı misi, gül kolonyası satışlarının patlama yapacağından şüphelenmeye başladım. sözde hoşgörü ve kardeşlik maksatlı; her eve kur'an-ı kerim, seccade ve tespih enstantenelerini iliştirme ihtimali de yok değil. insanların cehaletinden dem vurmaya kaçınırlar, gel gör ki sanki insan kendi başına karar veremiyormuşçasına bir diktatörlük çabası, adam olun lan furyası hali hazırda kendini gösteriyor. 'camiler kışlamız minareler süngümüz' yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam.
insanların özellerine karışmalarını geçtim(anal günah, oral caiz değil, 3 çocuk yap ulan keserim yoksa çükünü falan filan) şimdi de nefes alıp vermemizden bile rahatsız oluyorlar. sağlığım bana ait, doğada var olan her şey de bana ait. bu ne lan, çok banal-pasif bir savunma diyenler de vardır şimdi. ben kafadan bacak üreten spastik görünümlü adam değilim. bu yasağı savunanlara da değinirdim de ağzımı fazla bozmak istemiyorum. totaliter kafalı saldırgan ruhlu sebeb-i hikmeti ne olduğu belirsiz vakum torbalılar? ne ayaksınız? hakikaten, nerde yaşıyorum ben amına koyayım ya!
son derece yerinde olan uygulamadır; neden diye sorulacak olursa üstü açık idareten çekilen bariyerlerle ayrılan sigaralı bölümler hiçbir anlam ifade etmiyordu ve belkide bu sebeple sigara içenlerde bu yasağa uymuyorlardı. ayrıca sanılanın aksine uygulamanın amacı sigara içilmesini yasaklamak insanları bu şekilde caydırmak değil, sigara içmeyenleri sigaranın zararlarından korumaktır ve toplum sağlığı açısından gerekli ve geç kalınmış bir uygulamadır.
not: eksi oy almış, sigara içenler tarafından olduğunu tahmin ediyorum. anında en sevilmeyenlerde lakin gururla taşıyacağım. işte bu sebeple böyle bir yasak zorunluydu çünkü insanların sağlıklı yaşama hakkını zerre kadar umursamazken, kendi sigara içme sözde hakkınızı faşist bir şekilde savunuyordunuz!
akp nin hedefi sigara kullanımını %20 lere çekmekmiş. yasakçı zihniyetle bir bok omayacağını ne zaman idrak edecekler merakla izliyorum. bence edemeyecekler.
izmariti yere attığım için bana 23ytl para cezası kesecek olan görevliye ''al ulan bu 23 lirayıda ben bidaha atıcam'' diyebilmek için beklediğim saçma yasak.
yasaklarla ni yere varılmadığını anladıklarında acep ne olacak çok merak ediyorum *
bu yasağa en güzel yorumu memati getirmiştir.
eski kurtlar vadisi bölümlerinden birinde memati mahkeme kapısında heyecanla beklemektedir ve tam sigarasını yakacakken duvardaki" sigara içenler bilmem kaç sayılı kanuna göre bilmem kaç lira ceza ödeyecektir"(rakamları hatırlayamadım mazur görün) yazısını görür. dayanamaz ve;
- "neyse parası veririm" der,sigarasını yakar.
burdan sonra olay bitmiştir,yasak masak hikaye olmuştur...
hele ki türkiye'de uygulanması zor bir yasaktır. illa da vatandaşın içmesi engellenecekse en iyi yöntem iskandinav yöntemidir. sigaraya 100% zam yapılır. ama gene bu sefer de el altından kaçak satışlar patlar. olmuyor, olmaz.
bu yasaklar ile bir yere varılmayacağını er geç anlıyacaklardır, zira sen gelip 40 yıldır sigara içen dedemizden dede burda yasak orda yasak ceza var diye anlatamıyacagın yasaktır, ceza işi uygulanabilirse biraz caydırıcı olabilir fakat o da bi noktaya kadar benim önerim bırakın arkadaşları rahat hatta rahat bırakın bizi kardeşim.
nasıl uygulanabileceği hala muamma iken, televizyona çıkan bir bakandan milletvekili maaşlarından bile şayet yasağı delerlerse fitil fitil kesilir açıklamasından sonra iyiden iyiye komikleşmiş yasak. ha gözüne gözüne duman üfleyen tiplerin azalması için yerinde bir yasaktır ama içen memnun içiren memnunken kanuna laf söylemek düşmez gibime geliyor. komik ve altı boş bir yasaktır.
sigara karşıtı ispitçilere gün doğuracak yasadır ha bir de kapı önlerinde çekenleri bolca göreceğimiz. kadınların açık alanda sigara içmesinin ayıp kaçtığı memleketimde hayli ilginç olacaktır onlar da evlerinden çıkmasınlar zaten, ne işleri mi var?