en kötüsü de misafirliğe gittiğinizde, suyun akıp-akmadığını , rezervuarda su olup-olmadığını kontrol etmeden rahat rahat olayın icra edilmesinin ardından yaşananıdır. öylece baka-kalınır bünyeden çıkan son şahesere...
önce bu konuda uyarıda bulunmayan ev sahibi/sahibesine küfredilir bi güzel. sonra dışarıya çıktığınızda nasıl bir bahane bulacağınızı düşünmeye başlarsınız..hiçbir bahanesi yoktur.bi güzel sıçmışsınızdır işte..tuvaletten sessizce çıkıp, ev sahibi/sahibesiyle bir daha görüşmemek üzere kaçmayı düşünürsünüz evden..ne çare ki; kaçarken yakalanıp, suçun evde bulunan başka kişilere yıkılması gibi bir ihtimali de ortadan kaldırmayı göze alamazsınız...
aynaya bakarsınız..o cillop gibi suratın böyle bir halt meydana getirme zorunda oluşuna kızarsınız..sonra kendinizi kaybetmeye başlarsınız yavaş yavaş..düşünceleriniz bulanıklaşmaya başlar..kendinizi kaybedersiniz bir nevi..kapıdan çıkarsınız donuk bir suratla...ev sahibi/sahibesine bakarsınız boş boş..burada kaybedecek vaktiniz yoktur artık...
tibet'e gidip, orada yedi yıl geçirmeye karar vermişsinizdir zira....