çok yakından tanıdığım,entellektüel birikimi ve hoş sohbet kişiliği ile gönüllerde taht kurmuş,duygusal fakat bir o kadar da hırçın,bildirimim sayesinde sözlüğe üye olabilmiş sevgili hukukçu dostum.aynı zamanda çok sevişgen bir ikinci nesil arıdır kendisi.
@372723 girisiyle beni benden alan, duygularıma tercüman olmuş ademoğlu.
hoş; söz konusu grup vaktiyle çok boyunları fıtık etmiştir, çok omuzları kırdırtmıştır konser salonlarında ama bayıktır, 5 (beş) karakterle ifade edilesidir. 1-2 albümü dinlenilip yorum yapılasıdır. hatta 1-2 albüme bile gerek yoktur; barda çalan bir şarkının ardından "abi ne bu?" sorusuna "paradise lost" cevabını almak da yeterlidir bu grubu 5 karakterle özetlemek için.
gerçi arkadaşa hak vermemek de imkansız. yani sonuçta ben bir manga, linkin park, korn hakkında ne düşünüyorsam; adam da paradise lost için aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüyor.
hem hangimiz zaman zaman subjektivite sınırlarının ötesine geçmedik ki?
edit: manga, linkin park ve korn yazarımızın dinlediği gruplar değil; benim nefret ettiğim gruplardır. anlatım hatalarından doğan tüm yanlış anlaşılmalardan dolayı özür diler, oradan o sonucu çıkaran tüm okuyucalrın gözlerinden öperim...*
her sohbetimizde karamsar konulardan konuşsak bile bana rahatlık veren,nedense bazı zamanlar umudumun tükendiğini hissettiğimde umut olan,yokluğu rahatsız eden insan.iyi ki var.
elif şafak romanı bit palas ta köpeği gaba ile bonbon palasın bodrum katını mesken tutan serkeş tıp öğrencisi. babası sağ sol olayları yüzünden türkiyeden kaçmış ve sidarda yurt dışında büyümüştür. üniversite okumak için türkiyeye döner.
bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. beni keşfetmeye çalışmanı da keşfettiğinı sanmanı da istemem. tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir
arpa boyu tanıyamamışken kendimizi. başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. tadına varamayacak olduktan sonra, kokutmak zorunda değiliz beynimizi de.