her 8 liği üçleme halinde çalınan yani 2/4 lük bir ritmde bir ölçüsü 4 tane üçlemeden oluşan davul ritmi. genellikle üçlemelerin ikinci vuruşları dead note kullanılarak yapılır. toto - rosanna ' nın ritmi örnek verilebilir.
hangi şarkıdan başlarsam başlayım,istinasız her defasında, hem de o kadar şarkının içinden ''yalnızlık ömür boyu''na takılıarak beni deli eden sistem.
(bkz: gerçekler acıdır)
programcıların düşünen makinalar konseptini gizliden gizliye denediği alandır bence shuffle fonksiyonu. zira kötü durumdayken üstünüze gider ve ardarda air - cherry blossom girl+ morrissey - let me kiss you ve placebo - without you i'm nothing çalar. ne olduğunu şaşırırsınız. içinizden "amaan güzel bişeyler çalsa da oynasak" dersiniz, birden ortaya fatboy slim atar bu olgu.
yaşanmıştır bunlar, ve shuffle açık olduğu sürece de yaşanacaktır...
haindir.
inadına bütün albümleri sürükler koyarsınız, ama o yine içlerinden en acıtanları seçer. bir anda hayattan soğutur insanı, öldürür öldürür tekrar diriltir.
davul ritmi olan shuffle için bernard purdie'den güzel bir örnek.
(bkz: http://www.youtube.com/...)
adam aralarda işte şurada ghost note var bu böyle şu şöyle demek için yırtınmış resmen. helal olsundur.
nereye çeksen oraya gider ruh hallerimde bütün kitaplığı taramak için kullandığım şayane şey.
ama bazen üzüyor beni bu güzel tuşcuk. hayır yani güzel müzik zevkimi herkese gösterip hava atmak için can atan insanım, msn'de ne dinliyorum özelliğim açık ve last.fm'de sürekli şarkı scrobble ediyorum. ama sen onca şarkı içinden kazandı bedih veya kahtalı mıçı yı bulursan benim rocker kişiliğim anında yamulur. ben bunu anlatamıyorum shuffle'a , sıkıntılıyım.
he bide bazen sürekli aynı şarkı sırasıyla çalıp sürprizli dakikalarımı monotonlaştırıyor.
pc'deki winamp,itunes gibi müzik programlarında ya da mp3, cd çalar gibi elektronik aletlerde kullanabilceğimiz, şarkıların rastgele çalmasına yarayan hede.
winamp ta olanı şahane olan olay. bazen bu kadar da tesadüf olmaz ki dedirtir. şu şarkıyı açayım dendiğinde mesela kendi kendine siz uğraşmadan açar, aklınızdan biri geçerken onu anımsatan bir şarkı çalar, bir filmle ilgili bişey ararken o filmin müziğini çalmaya başlar falan. depresyondayken intihara bile sürükleyebilir, o açıdan da tehlikeli.
izmir - bostanlı'ya yeni açılan küçük ama şirin bir bar. haftanın 3 günü kareoke günü olacakmış bizden söylemesi.. dün gittik açılışına pek beğendik. yalnız kareoke şarkılarını daha güncel yaparlarsa çok güzel olacağı kesin diyoruz ve ilk günün telaşına veriyoruz. fiyatlar şimdilik uygun efendim.
bünyemle ters çalışandır. bi komut bu kadar mı zıt gider ruh halimle yahu. üzgünken açar oynak bişeler, bi anda yüzümde güller açtırır, halbuki gözümdeki yaş bile daha kurumamıştır bi önceki depresif şarkı yüzünden.
ya da midede kelebekler uçuşurken yeni sevgili sayesinde, bi anda seçer eski sevgiliyle şarkınızı, ağzınıza eder bırakır, ehem öhm şeklinde kalıverdirir. zarardır zarar, dengesiz yapar aman diyim.
bir şekilde farklı çalışan bir yapay zeka ya sahip bu özellik. ve bu zekası tamamen player dan bağımsız. şöyle ki kıraç'tan sonra açılan dream theatre şarkısından sonra kendi kendini kapatmak gibi eylemlerde bulunabiliyor.
denediğim hiçbir programda hakkını vererek çalışmayan, yeterince rastgele olamayan özellik. bu modda çalışırken duygusal olmak bir yana faşist tavırlar sergileyen programlara rastladım. sürekli elle kontrol edilmesi gereken rastgelelik modunun varlığı ne iş yarar ki?
sogo ıshii'nin 1981 yapımlı filmi, kobayashinin bir cinneti haliyesini tasfir ediyor, deneysel ve nevrotik bir film, japon bir yönetmenin bu tür işlerini ilk defa görüyorum, oldukça az bilinen bir yapim, keşfedip çevirisini yapan kurt_thewolf'a teşekkürler.