görseller
shineshine
  
belki ilginizi çeker
  1. · shining
  2. · david helfgott
  3. · piyano
  4. · sarah bettens
  5. · izlenesi filmler
  6. · sergey rahmaninof
  7. · ağlatan filmler
  8. · wish you were here
  9. · trey anastasio
  10. · geoffrey rush
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  3. · itü sözlük hiçbirimiz komiklik yapmıyoruz günü
  4. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  5. · thierry henry
  6. · başkaları sevinsin diye yapılan atraksiyonlar
  7. · hayatında hiç star wars izlememiş insan modeli
  8. · sevgilinin altsız güneşlenmesi
  9. · bir balığın günlüğü

shine  

  1. geoffrey rush ın performansıyla rachmaninoff'un op 3 ile doruklara çıkan mükemmel film.eğer izlerseniz piyanoya ve rachmaninoff'a aşık olacağınıza eminim.
    (ged, 10.05.2004 15:04)
  2. muse'un dans edilesi bir parçası
    (man on the moon, 22.10.2004 19:52)
  3. kwan'ın o süper şarkısı.
    sözleri ise şöyledir :

    i can feel what you have inside
    but you lie to yourself
    look into my eyes
    'cause you have it all
    you know it too
    so why don't you do something about it baby
    don't deny
    would you even try
    break the wall to face it all
    what can i do for you to believe me

    i can see the shine
    i can see the shine in you
    i can see it in your eyes
    so why don't you do something
    i can see the shine
    i can see the shine in you
    i can see it in your eyes
    so why don't you do something.

    you won't lose it baby don't be afraid
    there will be a day when it's too late
    you say that you don't believe in love
    love is already in you
    don't wait too long there will be no sign
    'cause deep inside of your mind you want to
    am i wrong, i don't think
    so tell me what can i do for you to believe me

    what does your heart say
    what do you fear
    why do you always push it away?
    why these unnecessary tears?
    i can see the shine but you're only wasting time
    putting yourself always in question
    denying leberation of your mind
    you kinda know you have talent
    you kinda know how to exploit it
    but you do nothing
    do yourself a favor don't avoid it

    do something do something
    about it do something
    do do something
    (gatorade, 16.03.2006 13:52)
  4. çocukluk sırasında sürekli baba baskısıyla büyüyen, bir çocuğun çalmasının imkansız olduğu eserleri zorla ona çaldıran bir babaya sahip, gençlik yıllarında dünyanın en zor piyano eserlerinden biri(belki en zoru) denilen rachmaninoff 3'ü çalarken beyni arıza veren, kalan yıllarında sürekli "çok az biliyorum piyano çalmayı, çok çok az." diye gezinen bir piyano virtüözünün hayatını anlatan şahane film.
    (love metal, 16.03.2006 13:59)
  5. 1994'te aswad tarafından söylenen, her dinlemede neşe veren, dansetme isteği uyandıran eğlenceli şarkı

    ooh aah ooh ooh ooh ooh aah
    ooh aah ooh ooh ooh ooh aah

    (chorus:)
    come on and shine (shine), shine like a star (ah-ha)
    shining so bright (ah-ha) like the star that you are (ah-ha)
    oh oh oh oh shine (shine) into the future (ah-ha)
    spreading your light (ah-ha) wherever you are (ah-ha)

    i burn like a fire left in the rain
    as i run the race, oh yes i feel the pain
    from the resistance i'm feeling the strain
    now the realization is that we are all born the same

    (chorus)

    i reach for the moon and i reach for the stars (ooh ooh ooh)
    with the strength from within me yeah, the further and faster i run
    stretching my sinews to the bone (ooh)
    achieving all goals that i seek, i know i must do it alone (ooh ooh ooh)

    (bridge:)
    when they said i'd never make it
    i found strength from within (ooh)
    'cause it is there if you seek it
    so you can get it if you really want so

    shine (shine), shine like a star (ah-ha)
    shining so bright (ah-ha) like the star that you are (ah-ha)
    oh oh oh oh shine (shine) into the future (ah-ha)
    spreading your light (ah-ha) wherever you are (ah-ha)

    oh oh oh oh shine
    shine, shine your light
    shine, shine your light, yes we're badder than bad
    nigel benn, the warrior, called the dark destroyer
    eubank, simply the best, nobody alive can touch that
    linford christle, say nobody alive can catch me
    moving like lightning with enough energy
    shine, shine your light, yes we're badder than bad
    shine, shine your light, yes we're badder than bad
    him a floating like a butterfly, the hurdling man
    yes, me a chat about colin jackson
    the crowd is roaring, ian wright scoring
    boogie man a fe the mighty champion fe we (ooh ooh ooh)

    (bridge)
    (shine), shine like a star (ah-ha)
    shining so bright (ah-ha) like the star that you are (ah-ha)
    oh oh oh oh shine (shine) into the future (ah-ha)
    spreading your light (ah-ha) wherever you are (ah-ha)

    (chorus)

    oh oh oh oh shine
    (pasiflora, 28.06.2006 22:47)
  6. izliyordum ki, ağlarken gözümden akan yaş, traş olurken kestiğim yaraya değdi, canımı yaktı. sonra bunun üzerine düşündüm biraz ve bu küçük olayın, hem bu filme, hem de hayatla ilgili birçok şeye birebir uyduğunu anladım. biraz düşünürseniz rahatça anlayabilirsiniz ama kısacık bir cümleye dökmek gerekirse; duyguların bize değip geçerken yarattığı maddi acıları ortaya koyuyordu bence. maneviyat zaten duyguların özünde vardı. mecazi anlamda değil tabi.

    yıllar önce izlemiştim ben bu filmi ilk kez, çok etkilenmiştim çocuk aklımla. yıllar geçti aradan, aklımdan çıkmadı hiç ama. her yerde aramıştım fakat hiç bir yerde bulamamıştım ne betamax videosunu ne de dvdsini. ta ki bugüne kadar. kuzenim beni ziyarete geldi diye buralardaki kitapçılara falan bakıyorduk türkiye'dekilerden farklı birşey bulabiliriz belki diye. hiç aklıma gelmemişti bulamadığım efsaneleri buralarda da aramak. önce eternal sunshine of the spotless mind'ı buldum ve neredeyse mutluluktan ölecektim. sonra kasaya doğru gitmeden hemen önce de shine gözüme çarptı. yıllar boyunca aradığım, bulamadığım o kapağındaki resimle. mutluluktan ağlamak üzereydim. mecazi anlamda tabi.

    ve demin yıllar sonra tekrar izledim shine'ı. korkmuştum izlemeden önce ama izlerken o kadar yazılması gereken şeyler hissettim ki yine, bitmesini bir yandan istemezken filmin, bir yandan da bunları hissederken yazmalıyım bir yere diye düşündüm. az önce bitti film ve ben yine hayran kaldım. yine 90lı yıllarımın en sonlarına döndüm (çok değil, 11-12 yaşlarıma denk geliyor). tam olarak aynı şeyleri hissettim diyemiyorum çünkü çok daha fazlasını verdi bana. aradan geçen yılların, sanat, aile bağları ve delilik-zeka kavramları hakkında bana kattıklarından sonra daha bir hıçkırarak ağladım. ağlarken gözümden akan yaş, traş olurken kestiğim yaraya değdi, canımı yaktı...



    şöyle bitireceğim; shine sıradan bir film değildir. en mecazi olmayanından söylüyorum:
    herkes izlemesin lütfen.
    (sadalet, 19.05.2007 02:12)
  7. bir madrugada şarkısı ;

    did i talk in my sleep now
    hey did i wake to find you crying by my side
    we have never said that it would be easy
    just that the way love goes
    we have to go too
    oh well honey here tonight
    i'm here tonight
    oh now i fall like a star
    oh in time you and i will shine

    oh now i hold your hand of running water
    and now i wipe the black out of the blonde
    well now your hand pours down on me
    and your beauty is as pure as tears
    oh well honey here tonight
    i'm here tonight
    oh now i fall like a star
    oh in time you and i will shine

    oh honey, here tonight
    i'm here tonight
    i'm here tonight
    oh now i fall like a star
    oh in time you and i will shine
    ..
    (snaps, 19.05.2007 02:29)
  8. depeche modeun exciter albümünden bir şarkı;

    put on your blindfold
    and a dress that's tight
    and come with me
    on a mystery night
    open your eyes

    follow our stars under a painted sky
    we'll leave the world behind
    we're learning to fly
    we used to get by

    forget the pictures on your tv screen
    we'll steal the visions
    that you keep for your dreams
    you can turn me on

    i was blind and i saw the light
    my angel coming
    in a brilliant white
    shine for me

    you've been hanging from a rope of mediocrity
    strung up by your insecurities
    you can shine for me
    somebody has to
    shine for me
    it's difficult not to
    shine for me
    (devotee, 24.07.2007 20:39)
  9. klibinin çekildiği günün ertesi günü grubun dağıldı, mr big'in harikulade parçası. klibi dikkatli izlendiğinde billy'nin yüzündeki gerginlik satır satır okunabilecek eser.
    (perfect stranger, 13.08.2007 18:40)
  10. matt bellamy'nin çok anlamlı şarkılarından birisi daha. film üzerine, aşk üzerine ve rachmaninov sevgisi üzerine yazılmış en şahane muse şarkılarından birisi. hullabaloo'ya akustik versiyonu konmuştur. yine de showbiz örneğinde olduğu gibi temponun giderek attığı, bliss örneğinde olduğu gibi arkada dönen baş döndürücü melodisiyle ve unintended hissiyle stüdyo versiyonu tercih edilesidir. lise yıllarımın vazgeçilmez şarkılarından birisidir. matthew bellamy son 2 mısrada adeta ağlar ve ağlatır. sözleri kırık aşıkların marşı gibidir. sözleri:

    who cares for the life we earned?
    someone sold all the truth you've learned,
    remember when you used to shine
    and had no fear or sense of time
    when it creeps up on you

    you can't cry now there's nothing to fear
    no one's noticed our loneliness
    remember when you used to tease
    and made us scream eternal joy

    ı believed that you'd always be here
    and once you promised a life with no fear
    please don't break my ideas (eye deals)
    and say what's fake was always real

    hope was the one, when i'm gone
    take me back again
    (weird science, 20.10.2007 02:13 ~ 13:34)
  11. aswad versiyonunun anılarla kaplı olduğu neşeli şarkı. en ciddi ortamda bile dans ettiren bir melodisi vardır.
    (gestalt, 30.10.2007 04:21)
  12. yıllar önce izlediğim ve hayran kaldığım filmdi.
    olay şu: biraz spoilerlı ama...

    babası, oğlunun mükemmel bir şekilde piyano çalmasını ister. bu uğurda ona şiddet uygulamaktan çekinmez. birgün londra mı, paris mi hatırlamıyorum, bir yerdeki önemli bir müzik okulundan teklif gelir, çocuk bizim okulda okusun diye. babası, aile dağılmasın diye izin vermez. ama çocuk evden kaçar ve o okula gider.

    okulda bir hocası, çocuktaki yeteneği keşfeder.
    bir piyano parçası vardır. çok zor. en değme piyanistlerin bile çalmakta zorlandığı. bizim hayta, ille de çalacağım der. hocası, yapamazsın, çok zor dese de bizimki dinlemez. gecesini gündüzüne katarak çalışır. o kadar ki uykusunda bile parmakları oynar sanki piyano çalıyormuşçasına.

    sonunda konser günü gelir. sahneye çıkar. piyano başına geçer. ve başlar sanatını konuşturmaya. çalar çalar çalar. parça hakikaten o kadar zordur ki hiç es bile yoktur. parmakları sürekli hareket halindedir. alnından ter boşanır. ve nhayet parça biter. ama o da biter. sahnenin ortasında bayılıverir.

    kafayı yemiştir. akıl hastanesine yatırılır. piyano yasaklanır kendisine.
    akıl hastanesine arada bir ziyarete gelen bir kadın vardır. bu kadınla tanışır ve ona aşık olur. kadın da, bu sevimli ama deli adamdan hoşlanır. evlenirler.

    karısı, kocasındaki piyano yeteneğini keşfeder birgün. onu yeniden piyano çalmaya teşvik eder. ve adamımız, eski başarılı günlerine geri döner.

    seyrine doyum olmayan, enfes bir film.
    yıllar önce, sadece bir kez izlemiştim. bir arkadaşım vcdsini vermişti. kendisine buradan şükranlarımı sunuyor, o vcdyi bana satmasını istiyorum.
    (muhabirkedi, 05.02.2008 18:54)
  13. salsa yaparken, müziğin uygun düşen yerinde partnerden ayrılarak icra edilen artistik ayak ve vücut hareketleri.
    (me vale madre, 24.03.2008 21:47 ~ 21:48)
  14. david: tanrım tuşlara bıraktığım parmaklarıma güç ver
    tanrı: parmaklarına rachmaninoff'u çalacak gücü verebilirim
    david: nasıl
    tanrı: aklını alırım karşılığında

    (bkz: akıl hastası)

    (her dahinin büstü, yüzünün heykeli yapılırken rachmaninoff'un ellerinin heykel yapılması da belki akla ziyandır)
    (cohen, 11.04.2008 02:34)
  15. (closer, 11.04.2008 02:48)
  16. 1996 yapımı çok güzel bir filmdir. yönetmeni scott hicks.
    (bkz: david helfgott) adlı piyanistin yaşamını anlatan bu hikayede rahmaninof 2.konçerto'dan sonra delirmesi sonucu yaşadığı hayatı ve zorlukları anlatıyor. kesinlikle izlenmeli.
    (pandimonium, 11.04.2008 15:23)
  17. filmin unutulmaz sahnelerinden birini vermeden olmaz .

    http://www.youtube.com/...
    (samalith, 02.12.2008 23:44)
  18. (syntaxerror, 20.04.2009 22:23)
  19. 'istediğin zaman bu yaşamı bırakamazsın
    her tökezlediğinde tekrar doğrulmalısın
    herşeyin bir nedeni,
    her nedenin bir bedeli vardır.'

    sözlerinin geçtiği film.
    (maladie, 27.07.2009 13:40)
  20. (bkz: shining)
    (avivalı sta teresa, 27.07.2009 13:41)
  21. david helfgott'un hayatını anlatan güzel bir film. filmin ilk yarısı biraz uyuklamaya sebep olabilir. filmin ilk bölümü fazla durağan olmuş. 2. bölümde biraz daha açılma var. filmin yarısına göre filmi değerlendirirsek kötü. 2. bölümde 1. bölümü affettirecek nitelikte güzel sahneler mevcut. sergey rahmaninof'un 3. piyano konçertosunu çaldığı konser zaten enfes -ki dünyada sayılı kişi bu konçertoyu çalabilmektedir bilginize. akıl hastahanesine yatar bir süre. yaklaşık 12 yıla tekabül eder bu bir süre. daha sonra akıl hastanesinden çıkınca, bir barda çalmaya başlar. bar sahibi, sen ne anlarsın piyano çalmaktan lan bakışı atar ama göt olur. bar hıncahınç dolar. barda tabiri caizse hergün kapalı gişe konser verir, takılır, içer. ama konuşmasında bir sorun vardır hala. bu sorunda aslında babasından kaynaklanmaktadır biraz da. fazla baskının getirdiği ruhsal bozukluk hayatı boyunca devam eder.

    bir de geoffrey rush'ın oyunculuğuna değinmeden geçemiyeceğim. küçük yaşlarını geoffrey rush oynamadı ama tam akıl hastanesi ve sonrası bölümü geoffrey rush'a ait. hatta 1996 yılı en iyi erkek oyuncu ödülünü de almıştır. takdire şayan bir oyunculuğu mevcut bu filmde.

    kısacası izlenilesi, güzel, ibret verici, hırslandıran, tatlı bir film. mar adentro ve le scaphandre et le papillon adlı filmleri beğenenlerin kaçırmaması gerektiğini düşünmekteyim.
    (tmb, 23.09.2009 17:25 ~ 17:28)
  22. doksanların başından collective soul isimli one hit wonder grubun one hit i, mükkemmel şarkısı.
    (karadut, 23.09.2009 21:29)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil