yazdıkları ile gelir gelmez dikkatleri üzerine çekmeyi başarmış nesildaş yazar. (zoraki tanım)
bilmediğim şey var mı hakkında, ya da onun benim hakkımda. bunca yapaylığın arasında bulunmuş güzel insan. gözyaşım ne renk onu bile bilir. hani şarkısı bile var ya
"kardeşin duymaz, el oğlu duyar" diye. kardeşimden iyi tanır beni.
dost işte lan, var mı ötesi.
sapına kadar delikanlıdır ayrıca. bıyıkları vardı, yakışmıyor dedim, kesti.
gene sakal bıraktı. olum yakışmıyor sana kes şunu dedimse de nafile.
köpeği de var ama yazık hastaydı en son.
haaa bir de abim olur laf etmeyin ona göre.
yazdıklarıyla dönek gibi gözükmesi muhtemel yazardır.
fakat olayımızın döneklikle alakası yoktur.
sadece sabit fikirliliği savunmamaktadır.
çok fikirlilik ve her olasılığa ihtimal vermek ona göre doğru olanıdır.
evet bir beyaz ve siyah vardır ama gri de vardır.
hatta koyu gri ve açık gri de vardır.
hatta griye biraz yeşil katınca nefti yeşili de olur.
yeşilin içinden maviyi ayrıştırırsan sarı çıkar meydana mesela.
yarın göreceğim için çok helecanlı olduğum yazar. gerçi telefonla görüştüğümüzde de -beni arsız gibi aradı evek, ben de arsız gibi numaramı verdim- çok helecanlanıp bi süre yutkunup durmuştum. herneyse, her kimdeyse, neyse; öpeceğim!
toplum'daki ortam'a bir an önce katılması gereken sohbeti insanı aç bırakan, sandalyeden kaldırmayan sözlük yazarı.
sözlük girileri okunasıdır. okuyun, aydınlanın, gülün, düşünün.*)" onmousedown="return bkc('3415034','%21%3Aswh%21%3A')">*
ter döküyor dört duvar ter bense beklerim bir gün mutlaka
ters dönecek anahtarlar bir gün elbet çıkacaksın ışığa
sen aydınlığa ben sana hasret
gel eritir demirleri bendeki ateş
bir gün açılır açılmaz sandığın kapılar vurunca güneş
bir karanlık daha erişti güne saat neredeyse beş
sen aydınlığa ben sana hasret
gel eritir demirleri bendeki ateş
gün bizim güneş bizim, göğsümüzde ateş bizim
el ele olduğumuz o gün gülmek bizim
dün bizim yarın bizim, yana yana sevmek bizim
hasrete vurduğumuz göz göz yürek bizim
süsledim gelin misali gençliğimi sandığıma kaldırdım
sensiz geçen yılları sildirdim sana yeni zaman aldırdım
sen aydınlığa ben sana hasret
gel eritir demirleri bendeki ateş
gün bizim güneş bizim, göğsümüzde ateş bizim
el ele olduğumuz o gün gülmek bizim
dün bizim yarın bizim, yana yana sevmek bizim
hasrete vurduğumuz göz göz yürek bizim
kendisine nasıl sinir olmuştum, aynı şehirde olsaydık, gidip tek çakışla yere yapıştırabilirdim (o derece). mesaj kutusunun ışığını yaktığında, yazdıklarını okuyunca, "hı tabi tabi" dedi iç ses. sonra, anneannesiyle ilgili entrysini okuduğumda, içim burkuldu. "ya, iyi biri galiba." dedi iç ses. duyumsadıklarını paylaştığımı bilmesi için mesaj attım. sonra , o yazdıkça anladım ki, bir anneanneye ihtiyacı var. ona sıcak göğüs kafesimi açtım, anneannesi kadar olmasa da, tüm sıcaklığımı kilometrelerce uzağa gönderiyorum her gün artık. aynı şehirde nefes alacağız on iki gün sonra. eğer, yanıma gelebilirse, sarılacağım ona, ağarmaya başlayan saçlarımı savurup, başımı başına dayayıp, "istediğin her şey olsun, günlerin yüzün gibi aydınlık geçsin, gülüşüne kurban olduğum, anneannesinin papatyası." diyeceğim.
bir de hayırlısıyla başgöz etsek. vallahi ben takacağım yüzükleri. bahardan mıdır nedir, değişik bir enerjisi var bu günlerde. hayır, benim gibi bir yaşlıya fazla geliyor enerjisi. sabah sabah yoruluyorum yeminle, "günaydın"ı bile elektrik çarpması gibi. haydi buldu diyelim huyuna, suyuna, nutellasına göre birini, ayaklarını yerden kesip, balon gibi uçuracak diye korkuyorum. çok güçlü, çok güzel bir dünyası ve çok kuvvetli bir bünyesi var. izni olduğu müddetçe yanındayım. (bkz: anneannesinin papatyası)
3 gündür özlenen ama finaldeki bir yoğunluk sebebiyle görüşülemeyen yazar.
gördük ki, verilen söz tutulmalı arkadaş, gerekirse iş yarıda bırakılmalı ama söz tutulmalı.
yoksa, erkenden iyi geceler denir, hem de buz gibi bir ses tonu ile.
(bkz: tecrübe)
saat 4te tatlı uykumdan kaldıracak kadar tatlı rica edebilme gücüne sahip yazar.
verilen söz unutulmuş, fekat*)" onmousedown="return bkc('3438127','%21%3Afakat%21%3A')">* gece su içmeye kalkıldığınca anca akla gelmiştir.
girilerini okuduktan sonra kendisinin tersinin çok pis olduğunu zannettiğim yazar.
sanki açık havada konser izlediği sırada canı patlamış mısır isteyip de almaya gidip döndüğünde onun yerine oturmuş ve kalkmak bilmeyen ak top sakallı ve gözlüklü bir aile babasını 'bey amca kırk yıl genç olsan neyse ama abartmanın da bir raconu var' diyip herkesin ortasında eşşek sudan gelene kadar dövüp , yerinden def edip, sonra da oh be rahatladım diyip sakin sakin huzurlu huzulu yerine oturup sertap erener sezen aksu düetini dinlemesi ihtimal gibi geldi bana.
ırmaklar denizlerde
denizler sahillerde durdular
arayanlar hiçbir yerde
inananlar dualarda buldular
kimbilir sen
benim halimde
sakinliğimde ne buldun?
bense yorgundum
kendi kendime sokuldum
uyuyakaldım aklımın iplerini saldım
o giderken
bir an durup peşinden baktım
ne dersin?
umarım beni affedersin
ne dersin?
belki de terk edip gidersin
gider misin?
en sevmediğim hareket olan telefonu yüze kapatmak eylemini 2. kez yapmasına rağmen hala daha kendisine bağırıp çağırmadığım vardır bir gerekçesi gelir söyler diye beklediğim yazar.
ayrıca birisinin bu yazara, müsait olunmadığında telefon açma zorunluluğunun olmadığını aşılaması/öğretmesi gerek. oks'de soruyolarmış.