1. iyi yazar dediklerimden biri. saygılı, anlayışlı, meraklı, sorularına cevap arayan, bir nevi ben. soru-cevap yoluyla öğrenme isteğini çok güzel ifade ediyor. kendisiyle aramda sadece 1 (bir) mesaj alış-verişi olmasına rağmen kendisi hakkında az buçuk bir fikrimin olmasına yetti bile.

    ellerine sağlık. hep yazsın, çok yazsın, biz de okuyalım, hep okuyalım.
  2. marmaris'e anlam katan tek unsur oldu benim için bu yaz.

    bazen sinirlerimi zıplatsa da, ben bir olayda niyete bakarım. bu canceğız art niyetli değil kesinlikle ama bazı şeyleri dangalaklığından yapabiliyor zaman zaman. kızma len. dangalaklığın tutuyor işte bazen. yalan mı?

    fazla konuşmuyoruz bununla, daha doğrusu konuşamıyoruz. konuştuğumuz anda değişiyor her şey, tartışmaya başlıyoruz. sessiz kaldığımızda çok daha iyi anlaşıyoruz. büyü devam ediyor.

    ben şey istiyorum mesela bir gün, shiba ile bir gölün yakınlarına gidelim, gölün etrafındaki hafif nemli, balçıklaşmış toprağın üzerinde şekiller çizelim, yerden bulduğumuz uzun dal parçalarıyla. ya da ne bileyim mesela, boş bir odada beyaz bir çarşafı yere serip, ayaklarımızı renkli boyalara daldırıp, çarşafın üzerinde ayak izlerimizi bırakalım, sonra da o çarşafı bir binanın tepesinden atıp ne olacağını izleyelim. şunu da yapabiliriz belki, bizden başka kimsenin bulunmayacağı, çok yükseklerde konumlu bir araziye gidip, gri-beyaz esen rüzgarın yüzümüze değmesinin tadını çıkarabiliriz saatlerce. başka projelerim de var fakat önce bunları bir yapalım, diğerlerine sıra gelir elbet.

    yakınlarımda olamasa da hayatımda olsun hep.

    ps: bana sahip çıkma anlayışın [sahip çıkmak da ne demekse artık; kendimi köle ya da besleme falan gibi hissettim bir an] burada yazılan girilerden, vitrinlerden vs ibaretse, kalsın bacım. yoktur lüzumu.
  3. ekim ayı boyunca gayet aktif olan fakat kasım ayında sadece bir girisini gördüğüm ve durağan bi döneme geçtiğini tahmin ettiğim yazar.

    bu arada dip not: hiperaktif olarak tekrar dönüş yapıyorum. yapim di mi?

    kah kih kohhh