"orta sınıf ahlakıyla yetişenlerin çok iyi bildiği o vefa duygusuyla, bana benzemeyeni de sevebilmeyi, anlayabilmeyi, değerli addetmeyi" bilen biri için kurulan acı dernek..
dernek üyelerine 3/4'ü dudak olan bir maske, profilden bakıldığında kafanın görünmesine engel olan peluş kulak dağıtılacaktır dernek tarafından. (finansör çok gizli bir iş adamı.) saçlar emokid modeli yapıldıktan sonra söz konusu olan hedefin sahne aldığı ortama gidilicek ve inatla yıldız tilbe şarkı türküleri söylenecek, seyirciyle girilen tuhaf diyaloglara karşılık verilmeyecek, esprilere gülünmeyecek, güllü feyz alınarak ortamda kavga çıkarılacaktır.
eylemler bununla bitmiyor elbette. etkinlik sonrası dans eden it cano kaçırılacak tarafımızdan, bol miktarda küp şeker yedirilip kör bırakıldıktan sonra zerrin özer ya da akrep nalan tarafından üzerine basılması olmadı oturulması umuduyla yörüngelerine bırakılacaktır.
nazan öncel severlerin, nazan ve sezen'in düşman olduğunu sanarak destekledikleri bir dernekmiş.
nazan öncel'in de yazdığı mektup birçok yerde yayınlandı. ben okudum en azından.
kriter ağlamaksa, sezen de mehmet şiirini okurken ağladı.
kriter sevilmekse eğer, halk tarafından sezen'in daha çok sevildiğine hiç kuşku yok.
ama bakın sezen ne diyor.
"nazan'cım, iyisindir umarım. çok ağır bir grip geçiriyordu. aslında demir leblebi albümünden bir şarkı çalmak istiyordum, fakat bu cesur yürekli albüm, nazan'ın kalbini o kadar yordu ki, bir de ben eklemek istemedim. o yüzden göç albümünden bir şarkı çalacağım, en sevdiğim albümüdür."
bir sürü "büyük" diye gösterilen sanatçımız vardır, ajda pekkan, nilüfer, nükhet duru gibi... hiçbiri göz önünde değildir belki sezen kadar, ama bu kadar büyük sanatçı içinde bir tek sezen hakkında "sevmeyenler derneği" kurulması da kimse kusura bakmasın ama sezen'in büyüklüğünü gösterir.
sezen aksu...
kriter çok satmaksa;
2005 yılında en çok satan 2 albümün sahibi. bahane ve kardelen.
kriter sevilmekse;
2005-2006-2007 yıllarında harbiye'de en çok konser veren sanatçı, üstelik yoğun istek üzerine.
2007 yılında bodrum antik tiyatro'yu ağzına kadar dolduran iki sanatçıdan biri.
"harbiye ne zaman dolar?" sorusunun görevlilerce verilmiş cevabı, "sezen aksu geldiği zaman."
kriter duyguysa,
sezen'de dibine kadar.
nazan öncel sevip de sezen'i kıskananlaradır bu yazdıklarım. gerisi beni ilgilendirmez. isteyen sevmesin, ama sevmezken, "nazan halktan hak ettiği ilgiyi görmüyor" demesin.
zira bir zaman "nazan, sezen'i tahtından etti" manşetlerini o eleştirdiğiniz basın attı, halk hay hay şarkısına yoğun ilgi gösterip de tüm sanatçılar nazan'ın kapısında yatarken.
artık "bana diva derler ulan! sevin beni!" diye insanların gözüne anlamsız şarkı sözlerini kanırta kanırta sokma raddesine gelmiş ve kokainden kafayı hepten kırmış kişiyi haklı olarak sevmeyenler, bir müddet görmek istemeyenler derneği. (bkz: destek vermek)
boğulmak üzereyken zorla şarkı söyletilircesine şarkı söyleyen bir hatunu dinlemekten zevk almayanların kurduğu dernektir.
ha bir de dinlediği şarkının sözlerini az da olsa anlamak isteyenlerin tabi... ağzının içinde harfleri yuvarlamadan konuşulması gerektiğini düşünenlerin...
sezen aksuyu sevmemenin sadece sesini sevmemekten ibaret olduğunu sananları gittikleri bir dernektir. sesi artık güzel olmayabilir ama sezen aksu bundan çok daha fazlasıdır..
sezen aksu hoşuma gitmiyor söyleminde bulunan kişinin, "aa! niye ?" gibi ayıplama şaşırma karışımı (bkz: orta şut karışımı) tepkiler veren arkadaş topluluğunda bulunması sonucu, işbu kişinin üye olmasının kaçınılmaz olduğu dernek.
ikonlaştırılmasını, ulaşılmaz havasına büründürülmesi ve kendisinin de bundan hoşnut olup bu minvalde yaşayıp, devam etmesini, saçma/komik bulanların toplaştığı çatı.
bizim insanımızın genelinde, birşeyi kendi elleriyle tepelere çıkarma, onu ulaşılmaz bir ikon haline getirdikten sonra da kilometrelerce uzağına bağdaş kurup; ''ahh ne kadar mükemmel, bizden uzak, ah bir dokunabilsek ... ama olsun o bizim kraliçemiz/kralımız mıy mıy mık mık..'' diyerek, kendine tepelerden el sallanmasından mazoşistçe zevk almak gibi bir huy var. sezen aksu da bu huydan, nasibini fazlasıyla almıştır.
sezen aksu'yu sevmiyorum. o ulaşılmaz triplerini sevmiyorum. herkesin izlediği bir programa bile yıllarca geyiği yapılıp lafı edildikten sonra, lutfedip katılarak bize nur yüzünü bağışlama zahmetine/triplerine girmesini sevmiyorum. konserlerinde yaptığı ıkınma ürünü mini stand up'lara, sıradan geyik esprilere ''ahahaha ilahii, ayyh çok alem kadıın'' diye abartı tepkiler verilerek gülünmesini can sıkıcı buluyorum.
onu abartan, kraliçe, ulu manitu yapıp ''sezen aksu mu ! ama ama onu herkes sever ! thhs sen sen nasıl sevmezsin olamaz! nöbetçiler götürün !'' diyerek onu saçma bir dokunulmazlık noktasına taşıyan, ezbere hayranlarına da şaşırıyorum. kadın girdiği bir mekandan nasıl çıkacağını şaşırıyor, arka kapılardan dolanıp minibüsüne kendini zor atıyor. nedir bu ? arkasında kalaşnikof'lu ordu mu var bu hanımın, kimden neden böyle kaçıyor ki, birkaç kamera dan mı? hadi canım. o herkesle konuşmaz, her zaman yüzünü göstermez, belki şanslı ise bir hayranı, binde bir katıldığı bir programda izleyebilir onu. aksi halde parasını verip konserine gider. sezen konserleri de öyle her konsere benzemez, haliyle fiyatlar daha yüksektir.
seneler önce tele on diye bir kanal vardı. star 1'den sonra açılmıştı. o kanalda bir program yapardı sezen. kendi tayfasıyla beraber (sertap, levent yüksel, bir kaç adını hatırlayamadığım o dönem ki vokalistleri falan) değişik parodiler yaparlardı. onun dışında fasıl havasında sırayla şarkılar söylerlerdi, levent, sertap, sezen ... o zamanlarda sezen aksu, yine türk popunun en sevilen ismiydi lakin, o dönemler elitlik sevdasına henüz kapılmamış, gül cemalini sevenlerinden sakınmamıştı. ya öyle halkın arasına karıştığı zamanlar da vardı işte.
sezen aksu'nun yapmacık hareketleri göz önünde bulunulduğunda üyelerine bok atmadan önce bir kere daha düşünülmesi gereken dernek. hayır arkadaşım bir türlü ısınamadım kadına. her hareketi yapmacık ve itici geliyor. türk müziğinin için çok önemli bir yere sahiptir fakat sevmiyorum lan ne yapayım. bak yaa, sonunu bağlayamadım gene anına koyim ortaokulda da çok oluyordu bu. enee, bak ne güzel argüman verdim size. sezen aksu yu sevmeyenlerin eğitimsiz olması diye bir konu açın şimdi şuh kahkalar eşliğinde. bakınızı bile verdim bak. o derece seviyorum sizi. öptüm.
üye sayısı sanılandan fazladır. bu derneğin üyeleri aksu'yu sevmediklerini dillendirememekten değil de, dillendirmek istemedikleri için sessiz kalırlar. zira diyaloğun karşı tarafı, kendisine "sezen aksu'yu sevmiyorum" denildiğinde karşısındakine meksika yaratığıymış gibi davranır. anlamsızca nedenini sorar, sorgular falan. tüm bunların neticesinde müzik zevkinin olmadığını iddia edenler bile var ki aman aman. tavsiyem, topuklayınız.
yazar notu: tamam bu tarzı ikinci kez kullanıyor olabilirim. ancak toplum baskısından dolayı bunca zamandır sezen aksuyu sevmediğimi haykıramamıştım. haykıramamıştım arkadaş. sevmiyorum işte sezen'i. şarkılarını da sevmiyorum. sesini de sevmiyorum. ama sadece firuze ve deli gönül şarkısını ayrı tutuyorum. bi onları seviyorum. o kadar. dahası değil.