|
|
- kendini tanımaktan şeref duyduğumun amcamın arkadaşı temiz politikacı. keşkem herkeşler böyle olsa.
- 1956 yılında doğan haşimi lise sonrası okumadı çitfçilik ve petrol istasyonu sahibi olan haşimi seyyit soyundan geldiğine dair söylemler(seyyit olan ilk adı onun peygamber soyundan geldiğinin de nişanesi, ki bölgede bu nişan en saygı duyulan özellik) ve geniş aile yapısıyla 1989-94 döneminde refah partisi'nden cizre 'de belediye başkanlığı yapan haşimi
tansu çiller'in , korucu olması isteyip kabul etmeyince gözaltına alındı.
kendi ağzından dinleyelim;
"dönemin başbakanı çiller'in talimatıyla... çiller, şırnak'a gelmişti. iki gün önce güvenlik gerekçesiyle boşaltılan ikizce köyü sakinleri alandaydılar. ellerinde dilekçe başbakan'a verecekler... başbakan beni istedi. necmettin cevheri, tavsiye etmiş, "cizre belediye reisi ile görüşürseniz size doğru bilgi verir" demiş. çağırdı, ne olup bittiğini sordu. anlattım; "bu meydanı dolduran insanlar size dilekçe vermek için bekliyor. köyler yakılıyor, çocukları dağa çıktı diye anneler, babalar, bacılar işkence görüyor" deyince, gerginleşti. ankara'ya döndü, beni çağırdı. gittim. korucu olmamı istedi. reddettim. reddetmesinin nedeni ise;
"benim için korucu olmak sözkonusu olmazdı. bir kere koruculuk sistemi şehir merkezlerinde olmaz. bu yasalara aykırı. ikincisi benim mantığıma ters... dönüşte gözaltına alındım. o dönemin şartlarından dolayı istenen kişi gözaltına alınabilirdi. pkk'ya yardım ve yataklık en belirgin gerekçeydi... bölgede yoğun çatışmalar yaşandı. onbinlerce insan gözaltına alındı. bunların hepsi pkk'lı değildi elbette. olağanüstü hal yasaları yürürlükte olduğu için devlet mekanizmalarının böyle bir yetkisi vardı. "
daha sonra , 1995'te refah'tan ve 1999'da fazilet partisi'nden iki kez üst üste
milletvekili seçildi ve daha sonra (anap koalisyon hükümetinde bakanlık teklifi alarak transfer edilmek istensede kendisi bunu kabul etmedi) . milletvekilliği sırasında meclis insan haklaır komisyonunda görev alan haşimi bölge hakkında hem belediye başkanlığı sırasında hem de bölgeden olması sebebiyle araştırmalarda önemli katkılar sağladı. bölge milletvekili ve kürt olması, kürt sorunu hakkında sivri çıkışlarını ve çözüme dair önerilerini kamuoyunda canlı tutmaya çalıştı. dtp ve pkk dışında bir kürt olgusu olduğuna ve bu konuda ciddi çalışmalar yapılması halinde çok aşama kaydedileceğine, ancak çözüm yerine sorun yaratmanın yanlışlığı üzerinde durmasıyla dikkatleri üstüne çekti. toplum sorunlarını araştırma vakfı'nı kurarak bu konuda çalışmalara ve raporlara imza attı. bu sıfatla abd'nin ankara büyükelçiliğinde düzenlenen ve dtp'liler hariç "kürt kökenli vekillerin katıldığı" kahvaltılı toplantıda kürt sorunu ve bölge hakkında görüşlerini bildiren haşimi; dtp'nin kapatılmasının yanlış olacağını, son günlerde dile getirilen pkk'yı bitirme projesinin, öldürmekle, dış dinamiklerle çözümünün mümkün olamayacağını, hükümetin bu son dönemde yürütmüş olduğu siyasette başarılı olduğunu belirterek ılımlı çizginin faydalarından bahsederek duruşunu net olarak sergilemiştir. bu kahvaltı hakkında onur öymen, chp adına tepkilerini sunduğu, fikret bila'ya verdiği mülakatta sadece kürtlerle kahvaltı yapılmasının akıllarda soru işareti yarattığını bildiriken aynı kahvaltıya katılan ak parti siirt milletvekili afif demirkıran kürt kökenli değil, arap kökenli olduğunu ve bölge halkından olduğunu bilmediğini belirterek argumansız iş yapan chp ve ekibine ayarların kralını vermiş ancak bununla kalmayarak az bilinen güneydoğu ve chp hakkında
" onur öymen bu görüşmeye uygun olmayanlar katıldı diyor. kendi partisinden bir milletvekilinin, chp myk üyesi mesut değer'in de katıldığını bildiği halde... chp son seçimlerde hezimete uğramıştır, bitmiştir aslında. chp'ye bölgede verilen oylar da partiye verilen oylar değil, her adayın kendi ailesinin verdiği oylardır. birçok yerde güçlü kişilerdi adayları çünkü. mesela mesut değer' in bir tabanı var diyarbakır'da... kürt toplumu chp'yi tabela partisi haline getirmiştir. bölgede aday gösterilen herkes sadece ve sadece kendi dostunun, ailesinin oyunu almıştır. bu mantık karşısında kürtler'in chp'ye verdiği yüzde 1.5 oy da fazladır. onur öymen hangi gerekçeye dayanarak bizi hiçbir şeye uygun görmüyor ve bizim türkiye'nin hassasiyetlerine uygun davranmadığımızı söylüyor? elindeki gerekçeleri ortaya koymakla mükelleftir, yoksa bu konu mahkemede biter. suçlamaları yersizdir ve yanlıştır."
içinde bulunduğumuz dönemde adı sıkça anılmaya başlanan haşimi en son kuzey ırakta bölgesel kürt yönetiminin meclis açılışında bulundu ve sonrasında bölgenin tüm üst düzey yöneticileriyle görüştü görüşmler, iç ve dış dinamikler, turgut özal'ın bölge hakkında projeleri ve kendi fikirlerinin harmanlanması hem linkte hem aşağıda yorumsuz yorum kişilerin kendi kafalarında bitiyor.
özal'ın projesini tartışma zamanıdır
devrim sevimay / soru-cevap
türkiye ile kuzey ırak arasında yeni bir sayfa açılıyor. bu yeni sayfayı ve perde arkasını bölgeden 15 gün önce dönen eski milletvekili haşim haşimi'yle konuştuk: “kuzey ırak'ta türkiye'yle niye bütünleşmeyelim?’ diyenler var
kimi birbiriyle bağlantılı, kimi bağlantısız dört önemli gelişme oldu:
1 - 23 nisan nedeniyle birinci meclis’te yapılan törenler sırasında mhp lideri devlet bahçeli dtp şırnak milletvekili hasip kaplan’a “gel hasip, yanıma otur. birinci meclis’in renkleri tamamlansın” dedi.
2 - 24 nisan’daki mgk toplantısında “tüm ıraklı grup ve oluşumlarla istişarelerin sürdürülmesi” kararı alındı.
3 - 26 nisan’da, chp 32. olağan kurultayı’na parti yöneticilerinin hazırladığı bir rapor sunuldu. rapordaki başlıklardan biri “kuzey ırak’la dost olalım” mesajını taşıyordu.
4 - ve 1 mayıs’ta türkiye-kuzey ırak arasında ilk resmi temas geçekleştirildi. başbakanlık başdanışmanı ahmet davutoğlu ile türkiye’nin ırak özel temsilcisi murat özçelik bağdat’ta ırak bölgesel kürt yönetimi başbakanı neçirvan barzani’yle görüştü. aynı gün ırak cumhurbaşkanı yardımcısı tarık haşimi de ankara’daydı.
şimdi bu dört gelişmeye bakıp kimileri diyor ki, “yeni bir beyaz sayfa açılıyor”, ama kimileri de “sayfa falan açıldığı yok, görmüyor musunuz türkiye bu görüşmeler yapılırken kandil’i bombalıyor” diyor. “ikisi bir arada niye olmasın? biri terörle mücadele, diğeri devlet politikası” diyenler de var.
hangisi doğru henüz bilmiyoruz, ancak kesin olan, türkiye ırak’ın kürt coğrafyasında yeni bir şeyler söylemeye hazırlanıyor... zaten biz de bu sebeple bölge ve aktörlerini çok iyi tanıyan eski milletvekili haşim haşimi’yle konuştuk.
haşimi 15 gün önce kuzey ırak’taydı. orada ne kadar üst düzey yönetici varsa görüştü. ayrıca türk heyetinin önemli isimleriyle de temas halinde. yani meseleye vakıf. o kadar vakıf ki, bize iki müthiş tespitte bulundu. “neymiş onlar” derseniz, buyurun okuyun:
size göre de yeni bir sayfa açıldı mı?
kesinlikle evet.
kanıt?
mgk’nın 24 nisan kararı. “tüm oluşumlarla görüşülsün” demek, kürtlerle de görüşülsün demektir. aslında kürtlerle görüşmeler vardı, fakat bunun artık resmi olarak da yapılabileceğinin açıklanması yeni bir sürece girildiğinin en önemli kanıtı.
nedir bu yeni süreç; sizce ne değişecek?
özal’ın bıraktığı noktaya dönülecek. özal, kuzey ırak’la resmi düzeyde görüşme yapıyor, temsilcilerini davet ediyor, diplomatlarını ırak’a kürtlerle görüşmeye gönderiyordu. şimdi bu diyaloğa ve karşılıklı güvene dayalı politikanın yeniden benimsendiğini anlıyoruz.
peki bu türkiye’nin kuzey ırak’la ilgili kırmızı çizgisi kalmadı anlamına gelir mi?
hayır, ama ilişkiye kırmızı çizgilerle başlamaktan dönüldüğü anlamına gelebilir.
mesela “kürdistan” kurulacak ve türkiye buna ses çıkarmayacak; bunu mu anlayalım?
hayır hayır... yeni siyasetin anlamı bağımsız bir kürt devletini kabul etmek değil, ama bence federal sistemin tanınması üzerine.
niçin türkiye şimdi bu adımı atıyor; değişen ne? abd’nin telkiniyle olmuş olabilir mi? mesela 5 kasım’ın bir etkisi...
olabilir, bence bu da bir realite. çünkü ortadoğu’da artık dengeler değişti ve orada bir abd gerçeği var. abd’nin sizden, sizin abd’den bağımsız politikalar geliştirmeniz artık mümkün değil. her şey o kadar birbiriyle iç içe ki, mesela bugün ırak’la ilgili attığımız adımın arkasında türkiye’nin iran politikası da yatıyor. çünkü ırak’ın geleceği belirsiz ve iran giderek ırak’ta güçleniyor. demek ki ne yapmak lazım? iran’ı dengelemek için türkiye’nin ırak’ta güçlenmesi lazım. bunların hepsi denge politikası.
ama niye dün değil de, şimdi kabul gördü bu politika?
bence devletin önemli kurumlarında bu eğilim hep vardı. özkök paşa’nın “bunlar artık aşiret reisi değil” tespiti var. mit müsteşarı’nın bölgeye birkaç ziyareti var. ve şimdi konjonktür olarak öyle bir noktaya gelindi ki artık türkiye önündeki şansı geri tepmekle tepmemek noktasına geldi.
nasıl bir şans bu?
türkiye’nin kuzey ırak’ta iki türlü şansı var. birincisi siyasi. artık ırak’ta siyasi yönden söz sahibi değilseniz uluslararası platformda da söz sahibi olamıyorsunuz. ırak’ta söz sahibi olmanın yolu ise kürtleri dışlamamaktan geçiyor. ırak’ın cumhurbaşkanı, dışişleri bakanı, genelkurmay başkanı kürt. siz şimdi hem ben kürtleri yok sayayım hem de ırak’ta söz sahibi olayım, diyemiyorsunuz, olmuyor. bu bence görüldü artık.
en uygun ticaret yolu türkiye
ikinci şans ne?
ikincisi ekonomik. ırak’ın kürt bölgesindeki zenginliklerinin türkiye üzerinden avrupa’ya pazarlanması... ben cumhurbaşkanı talabani’nin ankara ziyaretinde bunun taahhüdünü türkiye’ye verdiğini tahmin ediyorum. mesud barzani ise zaten birçok defa “bizim türkiye ile işbirliği yapacağımız alanlar çok geniştir” açıklamasında bulundu. çünkü bu her iki ülkenin de lehine; kürtler için en uygun ticaret yolu türkiye. türkiye için de kuzey ırak çok ciddi ekonomik bir alan. fakat sorun şurada: siz hem bir kesimi tanımayacaksınız hem de oranın zenginlikleriyle ilgili talepte bulunacaksınız. bu çelişki değil mi? bana göre işte artık bu çelişkiden dönüyor türkiye. ki bu da çok normal. her devlet siyasi ve ekonomik çıkarları doğrultusunda politika değiştirir.
iyi de bunlar bugüne kadar bilinmiyor muydu zaten?
bilinmemesine imkân yok, ama işte türkiye’yi yiyip bitiren o kuşku var ya, kürtlere karşı kuşku... o bizim bugüne kadar her şeyimize engel oldu. fakat artık reel siyaset kendisini dayattı ve türkiye sürekli bir kuşkuyla yaşamayacağını anladı.
acaba bu reel siyasetin içinde petrolün etkisi ne kadardır? yani bağdat’tan tpao’ya şu ana kadar bir iş çıkmadı. ama şimdi k. ırak’ta yakında kabul edilecek bir hidrokarbür yasası var.
evet, o hidrokarbür komisyonu’nun başına da talabani’nin oğlu kubat talabani’nin getirileceği söyleniyor.
mesela bu çok önemli. çünkü bu yasa kuzey ırak’a kendi petrol ve doğalgaz anlaşmalarını yapma hakkı tanıyacak ve soru şu: acaba kuzey ırak’tan türkiye’ye iri bir dilim düşer mi?
şu anda çin’den norveç’e kadar bütün ülkeler o dediğiniz iri dilimin peşinde, ama kürtlerin önceliği türkiye. bunu pratikte de defalarca kanıtladılar zaten. öteden beri türkiye’deki iş adamlarına ve türk firmalarına öncelik verdiklerini hepimiz biliyoruz. ırak’ın şii kesimi taahhütlerini iran firmalarına, sünni kesimi suriye firmalarına, kürtler de türk firmalarına veriyor. bundan sonra da en çok çalışmak istedikleri ülke yine türkiye.
http://www.milliyet.com.tr/...
|