necip fazıl kısakürek' in şiir ve yazılarını tesiri altına alan rüzgarın sebebi, dünya görüşü ve kişiliğinde geçirdiği devrimin baş aktörü, mutasavvıf alim.
hakkında "kainat çapında bir vaad" demiştir
necip fazıl kısakürek
o'na
benim efendim !
ben sana bendim !
bir üfledin de
yıkıldı bend'im.
ben ki, denizdim,
dağbaşı bendim.
şimdi sen oldun,
Âleme pendim.
benim efendim !
benim efendim ,
feza levendim !
ölmemek neymiş;
senden öğrendim.
kayboldum sende,
sende tükendim!
sordum aynaya:
hani ya kendim?
benim efendim !
benim efendim !
emri yüklendim!
dağlandım kalbden
ve mühürlendim.
askerin oldum,
başta tülbendim;
okum sadakta,
elde kemendim.
benim efendim.
necip fazıl kısakürek'in yukarıdaki şiiri
** atfettiği alim.
hüseyin hilmi ışık'a el verdiği söylenen,
eyüp mezarlığından
pierre loti'ye çıkarken ders verdiği dergah/cami bulunan evliya.
(abisi, 04.10.2007 10:42)
rivayet odur ki necip fazıl ve abidin dino bir gün, birlikte gezerken bir camide vaaz verildiğini duyarlar dışarıdan, kafa bulmak amacıyla içeri girerler. arkalara bir yere otururlar ve dinlemeye başlarlar. bir süre sonra da hocaya saf edayla zor sorular sormaya başlarlar, fakat hoca tahmin ettiklerinden bilgili çıkar, bütün denemelerine rağmen köşeye sıkışmaz. ve sonunda keserler, sıkılmışlardır ve gitmek için kalkarlar; tam kapıdan arkalarını dönmüş çıkarken arkadan hocanın sesini duyar ve dönerler. hoca der ki: "gençler, camiye abdestsiz gelmeyin."
bunun üzerine iyice bozulur, giderler; nf üzerinde düşünür, etkilenir ve döner, hocanın yanına gider. dönüş o dönüştür, ilgili hoca da işte bu seyyid abdülhakim arvasidir. abidin dino ise tahmin edebileceğimiz gibi hiç sallamaz, aynen devam eder.
bize çoook eskiden gayet solcu birisi olan edebiyat hocamız anlatmıştı orta 3'te. bilmiyorum ne derece doğru.
seyyid abdülhakîm arvâsî hazretleri gümüşsuyu tepesindeki kaşgari dergâhının şeyhliği, imâmlığı ve vâizliği ile vazifeli iken 5 ağustos 1919'da sultan vahideddîn han tarafından süleymâniye medresesine tasavvuf müderrisi (ordinaryüs profesörü) olarak da tâyin edildi. böylece hem çeşitli câmilerde vâz ederek ve hem de üniversitede hoca olarak islâmiyeti yaymaya, din düşmanlarını susturmaya ve sindirmeye başladı. o büyük islam aliminden bir kaç katre;
buyurdular ki:
• kur'ân-ı kerîm şifâdır. fakat şifâ, suyun geldiği boruya tâbidir. pis borudan şifâ gelmez.
• gerçek kerâmet, kerâmetin gizlenmesidir. bunun dışında görünenler, velînin irâde ve ihtiyârı ile değildir. ilâhî hikmet öyle gerektiriyor demektir.
• allahü teâlâ sırrını eminine verir. bilen söylemez, söyleyen bilmez. ahmaklık, hatâda ısrar etmektir.
• hak'tan ve hak yolundan başka her ne düşünülürse, hepsi ayrılık ve perişanlık yoludur.
• din bilgileri, dünyâda ve âhirette, huzûru, seâdeti kazandıran bilgilerdir.
• bütün üstünlükler, faydalı şeyler, islâmiyetin içindedir.
• hakk'ı sevmedikçe, hak teâlâyı hâkim bilip, ona kulluk etmedikçe, insanlar birbiri ile sevişemez.
• kavuştuğunuz her nîmet; hep hakka îmânın hâsıl ettiği kardeşliğin neticesi ve allahü teâlânın ihsânıdır.
• temiz ve yeni elbise giyiniz. gittiğiniz yerlerde, ahlâkınızla, sözlerinizle, giyinişinizle islâmın vekârını, kıymetini gösteriniz.
• gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır.
• beşeriyet ne kadar uğraşırsa uğraşsın, sevip sevilmedikçe; ızdırap ve felâketten kurtulamaz.
• allahü teâlâ dilediğini yapar. ister sebepli ister sebepsiz, dilediği gibi azap veya lütfeder. güzel ve doğru onun dilediğidir.
• allahü teâlâ bize fadlı, ihsânı ile tecelli etsin; bizi fadlı ile korusun! adliyle tecelli ederse, yanarız.
• riyâ olmasın diye cemâatten kaçanlar ayrı bir riyâ içindedirler.
• büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür.
• ilim cehli izale eder, yok eder, ahmaklığı değil.
• cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi, îmân eksikliğidir.
konuşmaları abidin dinoyu inanılmaz derecede etkileyen büyük kişilik
allah dostu odur ki nefsine tek pay biçmez;
kırk yıl ekşi ayran özler de onu içmez.