bir anda özlemini duyduğum ve playlistime koyduktan sonra bu şarkının sözlerini sözlüğe benim yazmamın gerektiği görüşüne kapıldığım ama ascella'nın girisi görünce bir an için daha da hüzünlenmemi sağlayan bir oya-bora şarkısı***
günümüz web-cam li, fotoğraflı internet ilişkilerine 40 yıl önceden gönderme yapabilen film... yeniden izlenebilir. filmden bir bölüm şöyle: müşfik kenter ve sema özcan denize bakan rüzgarlı bir tepededir,
meral- sen bana aşık olduğunu söylemekten korkuyorsun
halil- olmayan bir şeyi nasıl söylerim? niçin beni anlamamakta inat ediyorsun? ben senin resmine aşığım, işte hepsi bu kadar.
meral- sen, ben yokken resmimi sevdin. işte ben varım artık. resmin aslı benim. bundan sonra ikimiz bu sevgiyi paylaşacağız. bu aşkın yarısı bana ait
halil- sen dostlukların aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun...
çok eski bi şarkı, öyle eski ki şarkıyı yıllar sonra bulduğumda "aa bi oya-bora vardı noldu?" dedirtti. zamanın (şimdiki gibi kirlenememiş) güzel pop şarkılarından. artık ailecek dinleyeceğimiz, severek takip etmek istediğimiz bu ikiliden güzel albümler bekliyoruz. bu arada, taksim'de çalıntı her akşam nerdeyse bu şarkıyı çalarak müşterilerini mest ediyor. onu da ayrı bir başlıkta inceleyeceğim, reklama girmesin.
metin erksan şaheseri. filmdeki görüntü kalitesi, kamera kullanımı, müziklerdeki başarı ve görsel anlatım, günümüze dek çok az filmde ulaşılabilmiş bir başarı yakalamıştır. özellikle simgesel sinema dilinde büyük başarı gösteren bu film, erksan'ın sinematografik zekasını ve prodüksiyon açısından yeşilçam'ın düştüğü zor durumlar olmasaydı ne kadar iyi işler çıkarılabileceğini gözler önüne serer.
konusu kısaca şöyledir : genç bir adam, kısa süreliğine çalıştığı bir evde duvarda asılı resimdeki zengin kıza aşık olur. bir süre sonra zengin kız da kendisine aşık olur, fakat genç adam "ben seni değil fotoğrafını sevdim" diyerek kızı defalarca reddeder. bu arada farklı dünyalar çatışmaya, iki aşığın ve genç kızın nişanlısının öyküleri gelişmeye başlar.
şahsen filmdeki favori sahnem şudur, spoiler sayılır mı bilmem : genç kız, sevmediği nişanlısıyla evlenmektedir. çevresindeki zengin züppe insanlardan hazzetmemektedir ve kendini çok yalnız hissetmektedir. düğün sahnesi ise şöyle çekilmiştir ; genç kız bir koltukta oturmakta, arkadaki duvarda ise düğünde dans eden zengin gençlerin gölgeleri görünmektedir. yalnızca gölge olarak tasvir etmiştir erksan usta onları.
henüz 10 yaşımdayken çok severek dinlediğim oya-bora'nın; en sevdiğim şarkısıdır. goran bregoviç'in güzel bestelerinden biridir hiç şüphesiz ama bora ebeoğlu'nun üzerine yazdığı sözler ve ikilinin getirdiği yorumla bütünleşen parça tadından yenmez bir hal almıştır. kanımca türk pop müzik tarihinde en anlamlı ve duygusal sözlere sahip parçalardan biridir.
metin erksan'ın 1965 yılında tamamiyle kendi imkanlarıyla gerçekleştirdiği, ayrıksı ve özel filmidir. son dönemde yeşilçam klasikleri adı altında kanal d home video'dan çıkan dvd'sini mutlaka almak gereklidir. bu dvd'deki röportajında belirttiğine göre erksan, filmi 60'ların sansür ortamında çeşitli güçlüklerle çekmiş ve hiç asistan kullanmamıştır. film ekibi oyuncular haricinde 5 kişidir. bir gün set işçisi bir gün de kamera asistanı yönetmene yardımcı olmuştur. senaryosunu kendisi yazdığı halde sonradan filmin kimi filmlerden çalıntı sahneler içerdiği suçlamalarıyla karşılaşan erksan, bu özel ve ayrıksı yapımıyla türk sineması'ndaki en ilginç yapımlardan birine imza atmakla kalmamış, filmiyle teknik olanaksızlıklar içinde bile çok sağlam bir görüntü çalışması yapılabileceğini kanıtlamıştır. filmi anlamsal düzeyde farklı açılardan okumak mümkünse de, yönetmenin bakışının esasen bir "aşk" kutsamasından ziyade hayatın bir sunumu olduğunu söylemek mümkündür. zira filmdeki resme aşık olma meselesi, hele de günümüz için fazlasıyla anlamsız kaçsa da, yeşilçam dünyasının yarattığı melodramatik aşkın da altını çizen, bu aşkı kurgulayan ve yeniden üreten bir yapı ile işlenmiştir. hatta daha ileri giderek bunun trajik bir görünümünü çizdiğini iddia edebiliriz. bunu yapmak için yönetmenin tercihi biçimseldir. zira erksan'ın sinemasal etkiyi başarıyla yansıtan çalışması zamanının çok ötesindedir.
erksan filmi ticari gösterime sokmak için elinden geleni yapsa da hiçbir dağıtımcı (ki o dönemde iki büyük dağıtımcı anadoluyu tekellerine almışlardır) filmi göstermeyi kabul etmez. erksan'ın bu konudaki yorumları için söz konusu dvd'deki röportaja bakabilirsiniz.
1965 yapımı metin erksan filmi.
filmin tamamında neredeyse hiç uzun diyaloglar kullanılmaz. yeşilçam'ın yeşilçam olduğu zamanlarda çekilmiş olmasına rağmen ağır aşk sözcükleri, klişeleşmiş karakterler üzerinden değil çok sade bir şekilde anlatır aşkı.
yıllar önce çekilmiş olmasına rağmen, sanki çağdaş bağımsız türk sineması ürünü gibi durur.
boyacı halil'in zengin kızı meral'e olan aşkını filmin hiç bir yerinde tam olarak söze dökmemesine rağmen siz müşfik kenterin sadece bakışları ile halil'in aşkının büyüklüğünü hissedersiniz.
bir hayale,bir görüntüye aşık olma halinden görüntüdeki kişinin karşılık vermesi ile aşkın vücud bulmasının konu edildiği filmde boyacı halil uzun süre hayalindeki aşk imgesi yıkılacağı korkusu ile meral'e direnir. film yine pek çok yeşilçam filminden farklı olarak son sahnede görece bir ucu açıklık barındırır. mutlu sona ulaştılar bakın ne güzel oldu demez.
"sen dostlukların, aşkların kolay mı kurulduğunu, kolay mı sürdürüldüğünü sanıyorsun? resminle..ilk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. inanamadım..ikinci kez zorlukla baktım resmine. gene iyilik, gene sevgi vardı gözlerinde. nihayet değişmezi bulmuştum. resmin benim içime bakıyordu. benim kendimi görüyordu..bana hep dostlukla, iyilikle, sevgiyle baktı."
meral ; "benim bakışlarımda da sevgi var. ben de senin kendini görüyorum. resmimin yerine ben seveceğim seni. artık ben varım."
bunun üstüne bir şey yok türk sinemasında, surete aşk.
sanıyorum grup mp3 isimli grup da coverlamış bu şarkıyı. orjinali harikayken, en azından sağlam bir isim seslendirmedikçe, uyduruk grupların böyle şarkıları seslendirmek için yarışması sinir bozucu.
hayatımdan akıp giden dopdolu bi 2 yılı hatırlatan,müziğini duyduğum an gözyaşlarımı tutamadığım(hatta bu giriyi yazarken bile),içimi acıtan oya-bora şarkısı.
geçenlerde bir d&r'da 1.99 ytl'ye satıldığını görüp kalan son kopyasına saldırıp aldığım güzel film. görüntüleri, çekimleri, ilginç aşk temasıyla zamanının ötesinde bir filmmiş. yeşilçam'ın başarılı yapımlarından kesinlikle.
üzerine türkçe söz yazıldıktan sonra sevebildiğim, dinleyebildiğim, hayranı olabildiğim tek goran bregoviç eseridir. tabi ki oya bora versiyonu için söylüyorum bunu. şimdilerde yeni bir grubun söylediği versiyonu için değil.
sinematografik anlamda tam bir şaheser evet. buna kimsenin itirazı yok. ama gel gör ki, yeşilçam yine yeşilçam. oyunculuklardaki abartılar yine ağlatacakken güldürür cinsten.
izlerken kendimi tutamayıp güldüğüm sahnelerden örnek vermek gerekirse:
halil: ben o resimde benim kendimi gördüm.
meral: ben de senin kendini görüyorum.
başka bir sahnede başar: bundan sonra merale uzaktan baktığını bile görsem döverrrim seni!
vs.
yine de hülya koçyiğit'in koşma sahneleriyle dolu filmlerden bin kere daha fazla tercih edilir filmdir. görüntüler özellikle hayran bırakıyor.