bazen sesini duyurman için susman gerekir.
uzaklaşmanın başladığı nokta. aklınıza gelenleri söylememek(nasılsa dinlemiyorum, nasılsa bunaltıyormuşum) ve sonucu kesin ayrılık.
bu olguda genelde, erkeğin susması can sıkıntısına ya da dalgınlığa, kızın susması ise sessiz protestoya delalettir.
sinir bozucu bir hal alabilir bazen.
gözlerin konuşmaya başladığı andır.
ikinizinde aklına konuşacak birşeyler gelmediği andır.o tür anlarda gözlerinizle anlaşırsınız.
sonra diyalog şöyle gelişir:
-ne oldu neden bakıyorsun??
-hiçç..
-ya bakma ama utanıyorum.
-hahahahahaaaa...
ayrılığın provasıdır.
sonun geldiği anın belirtisidir. sonrasında ayrılık sözleri dökülür.
küsüşmek sonrası fiil.
heyecan esnasındaki nutkun tutukluğu.
(heidi, 29.10.2007 00:24)
bazen öyle kırılırsın ki, kırıldığına mı yoksa anlaşılamadığına mı yanmalısın bilemeden susarsın. öyle bir suskunluktur ki bu aslında içine dolan herşeyi tek tek söylemek, boşaltmak istersin, ama kırgınlığın buna da izin vermez.seni çeker köşene ve susturur.sadece için yanar, bakarsın. ne sevdiğini ne kızdığını söylemeyezsin, anlatsan da zaten anlamaz, yapılacak en iyi şeydir susmak, kendine dönmek onu kendi yoluna bırakmak. o seni zaten hiç tutmamıştır bunu anlarsın, sende son ümitlerini de özgur bırakır ve sonzuza dek susarsın...
kurallar kitabı sayfa 162, madde 4136, bölüm 4'te açıkça belirtildiği gibi;
eğer 2 sevgili ev ortamında ne yapacağına karar veremeden 60 dakika susakalmışsa, varsayılan olarak yapılması gereken aktivite, cinsel deneyimler yaşamaktır.
(bkz:
anayasanın rerörerö maddesi açık ve net)
ilişkinin tıkanma duruma geldiğinin göstergesidir.
takiben (bkz:
daha daha nasılsın)
tarafların kafasını kurcalayan şeylere bağlı olarak iyi yada kötü sonuçlanabilecek olay olmakla beraber, suskunluğu bozacak mantıklı birşey bulamayan fakat çok sıkılan kişinin saçmalamasına sebebiyet veren bunaltıcı durumdur. saçmalayan kişi susturulmazsa ilişki açısından çok büyük bir tehdit haline gelebilir.
kesinlikle kız tarafının suçlu olduğu andır. çünkü erkek suçlu olsaydı sevgiliyle çatışmak olurdu.
sessizliği ancak birbirini anlayan gerçekten dost olna insanların paylaşabildiğini düşünülürse, sevgiliyle seviye atlamış olma durumudur
sevişmekten çok daha faydalı olabilen eylemdir. susarak bile anlaşabilmek her sevgilinin harcı değildir neticede.bakışarak,susuşarak,tutuşarak(fesatlanmayın ellerden bahsediyorum) anlaşabiliyor olmak çok güzeldir.
sessizliğin sessiz senfonisinden çıkan ezgilerin ortalığı yakıp yıktığı, konuşulan anlardan daha çok şeyin anlatılıp dile geldiği an'dır.
eylemin tam karşılığı bu mudur, emin değilim açıkçası lakin, bu nitelemeden hareket edelim yine de..
bazen ve hatta çoğu zaman en iyi seçenektir susmak. bir şeylerin tuz buz olmasını engeller en azından.. hele ki çözümsüzlüğün hakim olduğu, tarafların birbirini kırmaya dökmeye en yatkın hale geldiği anlarda mutlaka "susmak" gerekir ki dinsin fırtınalar.. zira o an söylenen ne olursa olsun, istenilen etkiyi gösteremez asla. sus, gerekiyorsa dinle ama körük olma yanan ateşe..
yeterli kadar suskun kaldıktan sonra kondurulucak bir öpücük, anahtarı olur zaten tüm kilitlerin (cezmi ersöz gibi oldum amına koyyim)..
ha tabi, "susayım bari anasını satiim.. iice cengaverleşmesin bu, ben konuştukça!" deyu düşünüp, gamsız imajı verirseniz zılgıta doyarsınız. hatta susuşacak kimseniz de kalmayabilir.. dikkatli olun yani..
"aynı anda susunca
aynı anda konuştuk."
(fular, 06.12.2008 11:17)
sesim çıkmıyor doğru ama bağırsam kime ne faydası var
ayrılık vakti gelmişliğinin habercisi.
(heidi, 06.12.2008 11:56)
hiç görmediğin bilmediğin biriyle susuşmak mıdır bu tam olarak bilmiyorum.. ama içimde öylesi suskunluklar büyütüyorum ki geldiği zaman dilimin bağı çözülecek gibi..
ee gelenin de vay haline..