uzun zamandır buluşmayan sevgililerin buluşma gününde yapacaklarını hayal ederlerken bir anda dişican
-ama hayatım
-efendim bebeğim
-ama ben..
-ne var canım
-o gün özel günüm oluyo heralde
-..... * sonuç olarak da onca zamandır birbirine hasret sevgililerin buluştuklarında sadece elele tutuşmaları ve daha ilerisine gidememeleri.
en kötüsü asansörün bozulmasıdır
bir de saatlerce kimse sesinizi duymazsa
asansörden çıktığınızda ya ağaç olmuş bir sevgiliye sahipsinizdir ya da artık sevgiliniz yoktur
süslenirsin süslenirsin herşey tamamdır evden çıakrsın, ama unutmuşsundur ki istanbulun havasına güven olmaz bir yaz yağmuru buyrun özenle yaptığın saçların yüzüne yapışmış pııl pırıl ayakkabıların çamur olmuş kısaca sıçana dönmüşsündür. yapılacak iki şey vardır biri gecikeceğim diye arayıp eve dönmek ve tekrar hazırlanmak diğeri ise şebek şeklinde sevdiğinin yanına gitmek. seçim zor çünkü iki ucu boklu değnek...
özellikle sevgiliniz uzun zaman aradan sonra şehir dışından geliyorsa özlem had safhadaysa, dandik bir sebepten dolayı aranızın bozulması. muhtemelen de kızın gelmekten vazgeçmesi. mutluluğun başka bahara kalması. nasıl da acıtır insanın içini.
telefon çalar.arayan annenizdir.
-hadi koş babaannen geldi oğlum seni bekliyor.görmemiş ne zamandır görmek istiyormuş
--anne ne babaanesi ya nerden çıkarıyorsun benim işim var
-oğlum olur mu yaşlı kadın
--ama anne yaaa
ne olursa olsun mutlaka atlatılması ve sevgilinin gidip görülmesi gereklidir. ne olursa olsun...çünkü sevgiliye verdiğin değer ona ayırdığın zamanla doğru orantılıdır.
çok korkunç başa bela olaylardır bunlar (bkz: anketi konsepte uygun doldurma çabası)
misal size bir anımı nakletmek isterim..geçen gün kız arkadaşımla buluşmak için yola çıkmıştım ki..yolum hayır ilgilenmiyorum diyemeyeceğim kadar çılgın bi anketör tarafından kesildi..anketör bağyan yavaşça yaklaşarak avustralyadaki aborjinlere ipnelikler densizlikler olmayacak şeyler yapılıyor..bunlar hakkında ne düşünürsünüz dedi..beni zayıf noktamdan vurdu adeta..
anketi doldururken geciktim doğal olarak.