belki ilginizi çeker
  1. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · dünyanın en güçlü 500 müslümanı
  2. · aklidengegorecelibikavramdir
  3. · allahın belası piç şerefsiz altıncı nesil yazarlar
  4. · hayatın iyi bilinmesi gereken kanunları
  5. · kapının önünde bir yığın misafir ayakkabısı görmek
  6. · kurban bayramı vahşeti
  7. · yaran diyaloglar
  8. · tüm zamanların en iyi 100 film repliği
  9. · rakı

sevgiliyi etkileyebilmek adına yalan atmak  

  1. son derece gereksiz bir davranıştır. samimiyetsizliktir. evet bunları zaten biliyorsunuz ve ben de biliyorum. fakat daha ben bunu bilmezken başıma gelen bir olayla örneklendirerek, ne kadar gereksiz olduğunu anlatmak istiyorum.

    daha çok gençtim. genç derken daha çocuğum yani. orta son, bilemedin lise 1. sınıf zamanlarımdı. henüz mit (milli istihbarat teşkilatı) diye bir kurumun var olduğunu yeni farkettiğim zamanlar. bu benim için mükemmel bir şeydi. bildiğin fbi mı yani şimdi bunlar? filmlerde gördüğümüz ajanlar mit'te mi eğitim görüyordu?bu tarz düşüncelere kapılmıştım. çocukluk hayalimdi ajan olmak ve bu benim doğduğum, benim yaşadığım ülkede mümkündü!? yeni öğrenmiştim bu gerçeği ve çok heyecanlanmıştım. ne yapsamda mit'e girsem diye herkese sorular soruyordum. "olum onlar doğumdan itibaren eğitim almaya başlıyorlar" diye türlü kolpalara alet bile oldum gerçekleri öğrenmek adına. çok kandırdılar beni çook. ama kandırma sırası artık bendeydi. resmen dayak yiye yiye, dayak atmasını öğrenmiştim.

    o zamanlar benim için hayatta anlamlı olan tek şey yazlıkta tanıştığım, sarı saçlı, renkli gözlü, her görenin ne kadar güzelsin dediği, bir bakanın dönüp bir daha baktığı sevgilimdi. (o yaşlarda sevgili olarak yapılacak ne varsa yapmıştık, çok çılgındık.) ama ben o gitsin istemiyordum. hep yanımda dursun istiyordum, bir gün ayrılırmıyız lan korkusuyla yaşıyordum. tamam biz de eli yüzü düzgün bi çocuktuk o zamanlar allah için. "büyüyünce çok can yakarsın sen" laflarını çok duymuştum yani. keşke hala deseler ama eskiyle ilgili "keşke" diyebilceğimiz şeyleri saymaya kalkarsak zaten alakasız bir yere doğru giden giri bitmeyecek.neyse dediğim gibi gitmesini istemiyordum sevgilimin ve onu daha fazla etkilemenin bir yolunu bulmak zorundaydım.

    bilmiyorum şanslımıydım, ondan mı ama o zamanlar cep telefonum vardı hemde en güzelinden, en yenisinden. düşünün yani hem yakışıklıyım, hem de süpersonik bir cep telefonum var. daha fazla nasıl etkileyebilirdim? bir yolunu bulmak zorundaydım. ama elimde süper bir koz vardı artık. mit!! evet mit'ti kozum. bir gün her gün arayıp sorduğum, mesaj attığım sevgilime mesaj atmadım. ertesi gün de atmadım. 1 hafta, 2 hafta derken neredeyse 1 ay hiç arayıp sormadım. hatta ilk 4-5 günden sonra telefonumu kapadım, atacağım yalan inandırıcı olsun diye. (bu arada isimleri sallamak zorundayım) yaklaşık bir ay geçtikten sonra kendisine mesaj attım; "elif beni kaçırdılar..." cevap gelmedi. aramaya utanmıştım, mesajla halletmem lazımdı çünkü telefonda konuşurken atacağım yalan üzerinden beni kilitleyebilecek bir soru sorabilirdi. neyse ben cevap gelmedikçe coştum. mesaj atmaya devam ettim. "mit, diye bir şeymiş", "sana sürekli mesaj atamıyorum, elimden geldikçe haber vermeye çalışıcam. kimseye haber verme sakın", "okuldan dönerken siyah bir minibüs'e tıktılar beni, ajan olmam için yetiştireceklermiş", " daha önceden takip ediliyormuşum ve 23 yaşına kadar eğitim görebilirmişim fakat beni merak etmesinler diye salacaklarmış yakında." hala cevap gelmiyordu. bir gün geçtikten sonra "salak mısın ya ne diyorsun sen" tarzında beni aşağılayıcı mesajlar attı. çok utanmıştım, hala da aklıma geldikçe utanıyorum. benden birden soğudu ve onu kaybettim. halbuki etkilemeye çalışmamam lazımdı. o yaşta bile duru, doğru, dürüst olmak gerekiyordu. ben zaten çok dürüst bir insandım ama sadece onu kaybetmekten korkmuştum. zaten dürüstlükten ne kadar uzaklaşılabilirdi ki o yaşlarda. evet onu kaybetmiştim. halbuki ne kadar güzel anlaşıyorduk. belki de zaten hiç kaybetmeyecektim. hem onu kaybetme korkusu hem gizli gizli ego tatmini adına yaptığım bu dangalaklık bana hayatımın dersini verdi. umarım hala aynı yanlışa düşebilecek arkadaşlara ders olur. böyle bir yanlışa başka düşen varsa tabi. (nolur olsun lan)

    not: mesajların içeriklerine kadar doğru bir hikayedir. sadece mesajlarda geçen monologlardaki kelimeler ve isimler farklıdır. onun için ne salakmışsın lan sende demezseniz zaten hala pişman olan şu efendi çocuğu daha fazla üzmemiş olursunuz. zaten ben "atam izindeyiz"i atam tatildeyiz, işte eğleniyoruz falan gibi anlamlarda kullanıldığını sanıyordum. lan nereden bileyim?? sadece bayramlarda, törenlerde görüyordum. ve itiraf ediyorum onun gerçekten neyi ifade ettiğini de çok geç öğrenebildim ben. (çok salakmışım lan)
    (torbaci sirin, 28.02.2009 18:53 ~ 18:56)
  2. (bkz: eskiden buralar hep dedeminmiş)
    (merdaneli çamaşır makinesi, 28.02.2009 19:01)
  3. (bkz: buralar hala dedemin)
    (kutsal palamut, 28.02.2009 19:01)
  4. (bkz: yalan atmak)
    (bkz: yalan sığmak)

    (bkz: yalan söylemek)
    (onder, 28.02.2009 19:05)
  5. söylenen yalanların anlaşıldığında çok etkili olandır. sevgili öyle etkilenir ki artık sevgiliniz olmaz...
    (n excantric matmazel, 28.02.2009 19:06)
  6. masum gibi görünse de, daha sonra feci göt olmalara neden olabilecek davranış...
    (ortaoyuncusu, 28.02.2009 19:58)
  7. çevremde inanılmaz derecede yapıldığına şahit olduğum yan sanayi ürünü insan taktiği. benim de başıma gelmiştir. bunu anlamak pek de zor değildir. ufak tefek olaylar neyse de, kendisini tamamen başka bir insan gibi göstermeye kadar varıyorsa bu, karşındaki insan cidden tehlikelidir.

    "kendini ağırdan satmak" diye bir deyim vardır. bunu uygulamak da, yalanın en sivri kazıklısıdır. bunu kadın da yapar, erkek de. çevresine konuşur veya bir yerlere yazıyorsa, döktürür yalanları, "ben şöyle insanım, böyle insanım. bu şerefsizliktir bilmem nedir" falan, atar tutar. dünyanın en düzgün insanının kaleminden ya da ağzından çıkar sanki o sözler. aynı insan, on dakika önce sana tüm bunları çürütecek şeyler söylemiş veya yazmıştır. "benim ne bok olduğumu bilen biri var burada" diye utanmaz, arlanmaz.

    işte, yalanlar bu derece tırmanabiliyor. şu da var ki, sevgilisine kendisini tüm açıklığıyla, hiçbir şey saklamadan anlatanlar ve içinden geldiği gibi davrananlar hep kaybeder. kötü huylarını da saklamazsın ve saklayanlar "iyi" sanılır. "çok efendi adam" ve "çok ağırbaşlı kız" denilenlerin, internet kepazeliklerini bulup çıkarırsın ve hakkında duyduklarını söylemez, susarsın. ne de güzel kamufle etmişlerdir kendilerini. bizim gibi açık boyacılar da, dürüstlüklerinin bedelini başka türlü öder.

    sevgini saklamazsan, "yüzsüz" derler. onu kaybetmekten korktuğunu belli edersen "kıskanç" derler. üç kuruş paranı, ona hediye almak için harcarsan "beni ne kadar çok seviyor bu enayi" derler ve ipini çekerler. atın lan yalanları. ben daha dürüst olup kazananı, yalan söyleyip kaybedeni görmedim.

    ha bu arada, kıskanç değilim. aşık olsam da, aylarca yakınlaşmam kimseyle. ay utanırım beeen. bir kişiyle çıktım ama eli elime değmediiii. onu ben terk ettiiim. hiç terk edilmedim daha.

    ne kadar itici değil mi? hepsi yalandı zaten ama bu yalanlara inanan aptallara yalan gibi gelmez bu. siz yalan söyleyin ve kazanın. ben denemeye başladım bile.
    (nasıl yazmışım ama süper di mi, 28.02.2009 20:51 ~ 02.03.2009 00:53)
  8. sevgili bunu anladığında yalanı atan da bayaa etkilenir
    (yalnız insan merdivendir hiçbir yere varmayan, 20.05.2009 23:10)
  9. ilişki yalan üzerine kurulmaya başlamıştır bir zaman sonra da boku çıkacaktır.
    (queen, 20.05.2009 23:32)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil