kronik bir hastalık gibidir. öyleki sürekli hissedersin, ama bazen sancısı öyle bir vurur ki; kıvranırsın. hiçbirşey yapmak istemezsin. önünde bekleyen tüm işler gözünde büyür, gözlerin ağırlaşır, ruhun daralır, uzanıp uyumak istersin yatağa kavuşamazsın. yatağa kavuşursun uyuyamazsın.
zordur, boktandır, ama keyiflidir genede.
(solti, 29.08.2005 16:27 ~ 16:30)
onunla konuşmak istersin; telefon yetmez ya da gönderdiğin mesajlar...o'nu görmek istersin yanında, imkansızdır, daha çok zaman vardır. göresin gelir, içine atmak zorunda kalırsın. içine attığın sürece bağırmak istersin, bağırırsın, kimse duymaz, sadece o hisseder. tam da o an telefonunun ışığı yanıp söner; 1 mesaj alındı ibaresini görürsün. o'ndan gelen mesajla yetinmeye çalışırsın. yazıyla duygular ne kadar anlatılırsa o kadar anlatmaya çalışırsın, bir şeyler yarım kalır hep. susmak zorunda kalırsın.
budur işte o'nu özlemek... özleyeceğini bile bile her yeni güne
uyanmak. tek tesellisi o'nun varlığıdır.
ben özlemedim ki seni kedi özledi dersin veya ne dersen de bahanesi yoktur, özlemişsindir.
allah aşkı ile yaşamaya çalışanların, ölene kadar yaşayacağı his. "
ölsem de kurtulsam" der bunlar içten içe.
(bkz:
fenafillah)
berbat bir histir.yanında olmadığını bilmek bir tarafa ona ulaşmak istediğinde ulaşamayacağını düşünmek durumu daha da kötüleştirir.sonra kendi kendinle oyun oynamaya başlarsın- "haydi bakalım bu ayrılıktan nasıl güzel dersler çıkarabileceğim?", "sabrımın sınırları ne?" vs. vs. ancak şu bir gerçek ki, özlem beraberinde yeni şeylerin farkedilmesine veya bilinen duygulardan emin olmaya neden oluyor.
içinin acıması...çaresiz kalmak.çaresiz olmaktan dahada canının acıması.dokunmak istemek.her şeyiyle yanında olmasını istemek.acı çekmek,nefes alamamak elinden hiçbir şey gelmemesi.hasret şarkıları dinleyip en içten , en saf halinle deliler gibi ağlamak. gerçek yalnızlığı yaşamak.
insan sağlığına zarar bir durum...
dün gece
ben uyurken
düşümde
benimleydin
fütursuzca...
...
...
bu sabah
annem uyandırdı diye beni
ağladım
saatlerce...
nerdeyiz şimdi?
(siyah, 15.01.2006 19:26)
acı veren bi hadisedir. öle bi acı verirki etrafdında mutlu olucak onca şey varken sadece bunu düşünmekten ve özlemden insan kendi kendini yer.
özlemin şerrinden kaçamamak.
sarılmayı öpmeyi geçip ''uzaktan bir kere görsem yeter'' der bazen insan. telefona olan mahkumiyet yüzünden tiksinir insan teknolojiden de, sevgisinden de, sevgilisinden de.
böyle ayrı gayrı mı geçecek zaman? evet. beklemekle geçecek zaman, göremeden, sarılamadan, göz göze gelip kopamadan, bakışamadan,öpemeden ve yapamadağınız bir sürü şeyin sadece özlemini çekerek geçecek zaman.
ben kötü değilim, durum bu. beklemek kolay mı sanki.
(böcek, 04.06.2006 08:58)
8-9 gün göremeyince bünyeye zarar verir bu eylem yaptıklarınıza sizde anlam veremezsiniz birde yanındayken bile özlemek vardır o da sapkınlık derecesinde sevgiden ötürü birşeydir (bkz:
sürekli sarılmak öpmek istemek)
mesafeyle ilgili değildir, sevginizin kat sayısıyla alakalıdır.
bazen akşama göreceğiniz sevdiğinize duyduğunuz özlem, kmlerce uzaklıktaki sevdiğinize duyulan özlemi kat kat bastırabilir.
(huzbe, 28.06.2006 18:25)
yaşamayı özlemek, elini tutup hiç bırakmamayı özlemek, sesinin hep kulağında olmasını özlemek, gözlerini özlemek, konuşmayı özlemek delicesine, belki de saatlerce gözlerine bakıp hiçbirşey söylememeyi özlemek, hiç konuşmadan anlaşabilmeyi özlemek, ağlamak istediğin zaman omzunu özlemek, o yumuşacık sesini özlemek....
sen'i özlemek, kaybetmemeyi özlemek...
(troke, 28.06.2006 22:58)
yürek yakar, iç acıtır, fena bi hadisedir. görmek istersin resmi yetmez hasretini dindirmeye, telefonda derman olmaz. alışılmış bi koku gelir yürürken birden burnuna, sürpriz yapmak için erken geldi o burda deyip heyecanla etrafına bakarsın, yoktur.. bazen nefes almak bile ağır gelir uyuyarak geçirmek istersin onsuz zamanını, göğsüne yatıp uyumayı hayal edersin, o gelene kadar böyle geçirirsin zamanı..
dayanılmaz seviyedeyse eğer yer zaman düşünmeksizin böğüre böğüre ağlatabilecek durumdur.sokakta "o"nun kokusunu duyunca bile çılgına döner insan.keşke keşke burda olsa birkerecik dokunsam birkerecik baksam diye sabaha kadar uyutmayan durum.kimseciklerin yaşamasını istemediğim gönül yakan durum.
12000 km uzaklıktaki sevgiliyi özlemek en kötüsüdür, en acil durumda yanında olamayacağını bilmek öldürür, özleminden hergün ağlamak hayata bile küstürür. hayatının tekrar tekrar oynayan 5 saniyelik bir sahnede takılı kalmasını dilersin, onu tekrar tekrar öpebilmek için.
diğer özlemlerden farklıdır, diğerlerinden daha sıkı sarılmak istemek, koklayip öpmek istemek, gözlerinin içine bakarak, kavuşacağımızı biliyordum diye haykırma zamanını beklemektir. ilişkilerin en güzel zamanlarıdır belki de, heyecan katar, farklıdır..
yanina gitmek istediğinizde almayacaklarsa sizi sınır kapılarından, geçebilmek için "başımıza kalmayacağını ispatla" diye bir sürü işlem yaptırmanı isteyeceklerse, siz uçak biletinin parasını bile zorla denkleştirebilirken bir sürü ıvır zıvır masraf çıkaracaklarsa, bulamayacaksanız o parayı, gidemeyecekseniz, gidebilseniz de ya da o gelebilse de kavuşma birkaç gün olabilecekse ve bu kavuşma günleri her zaman önünde ve arkasında hasret dolu aylar bulunduracaksa ve hiçbir zaman doyamayacaksanız apayrı özlenir sevgili.. ayrı ayrı özlenir.. sürekli özlenir..
"nerdesin ey güzel sevgilim
neredesin ey benim canım cananım, gözümün bebeği
ey gönlümün sultanı, baharım, çiçeğim….
anlamadın mı olmaz bu beden sensiz
yürümez bu vücut ruhsuz
neye yarar boyle yasamak gel artık gell
yoksa sönüp gidecek bu ruhsuz beden sensiz!!!"
mısralarını sevgilinin gözlerinden yaslar getirerek söyletebilecek hadise.
zordur aslında sevgiliyi özlemek. "beni özledin mi?" sorusuna "evet" demek o kadar da kolay değildir. özlersin ama bu özlem her zaman duyduğun sevgili kişisinin bedensel özlemi değildir. özlersin çünkü onun yanındayken kalbin bir başka atar, özlersin çünkü onun yanındayken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz ve zaman hep hızlı aksın istersin, özlersin çünkü sen bir anda sevdiceğin olmuşundur ( birbirlerini tamamlayan çiftler ruh ikizidirler).
özlemek kolaydır ama bir o kadar da zordur. her insan "özledim seni" der ama o iki kelimeyi ağzınızdan çıkartmak kadar zor bir kelime hemen hemen yoktur ( seni seviyorum dışında).
sevgiliyi özlemek özeldir, sevgiliyi özlemek çölde su aramaya benzer çünkü karşınızda bir anda onu görünce bir bebeğin eline verilmiş lolipop gibi neşelendirir. (seni çok özledim)
"ozlemek" sözcüğünün yetersiz kaldığı durumdur. 1 saat içinde en az 59 dakikayı sevdiğinizi düşünerek geçirirsiniz. zamanla kavga etmeye başlarsınız. düşünürsünüz "bir tek sizinle midir alıp veremediği bu zaman denilen şeyin? sevdiğiniz yanındayken bu kadar çabuk geçiyor da, neden o yokken yavaşlıyordur ki? hem bu haksızlık değil midir? zaten o'nun nefesi sizinkine değmeyince nefes almak bile zorlaşmaktadır. yok, kesin sizinledir derdi."
sevgiliyi özlersiniz; çünkü o yanınızda yokken boş hissedersiniz; evet kalbiniz onun sevgi ve aşkıyla doludur; durup dinlenmeden aklınız neyle meşgul olursanız olsun onu düşünüyordur; ama... şurada, yanınızda olsa; elinizi tutsa, sadece ona uzun uzun bakabilseniz bile yetmez mi size? yeter, yetmeli aslında...
fiziksel bir özlemin daha fazlasıdır sevgili özlemek; insanın çok yoğun bir biçimde sevip, yokluğunda bile yanındaymış gibi hissetmesidir. nereye baksanız onu görmek, her şeyi onunla ilişkilendirmektir...
onu göreceğiniz günleri iple çekmek, sanki kavga edince zamanla daha çabuk geçip size öfkeleneceğini ve daha bir hızlı akıp gideceğini, sizi sevdiğinize daha çabuk kavuşturacağı gibi anlamsız bir yanılsamaya düşmektir her seferinde bıkıp usanmadan... en az yanında olduğunuz kadar yakınlaşmaktır sevdiceğinize düşüncelerinizde ve yüreğinizde...
yoktur sevgiliniz yanınızda. nerede olduğunun bir önemi yoktur. yanınızda olmamasıdır tek önemli olan o sırada. siz neredeyse dakikada bir bakarsınız saate. yalnızsınızdır; vakit geçmiyordur; sevgiliniz sizden çok uzaktadır. adını koyamadığınız; hani o hep "gelip boğanızda düğümlenen bir şeyler" vardır ya, nasılsa bu gerçeklik oyununda yerini almıştır ilk sırada. nefes alırsınız; dersiniz "bak bir nefes daha tükettim, demek ki vakit geçiyor." gecenin bir yarısı, hadi doğrucu olalım biraz daha, sabaha karşı o anda okumayacağını bilseniz dahi mesaj atarsınız ona. onu öyle çok özlersiniz ki; onun yanında olmadığınız için kendinize mi yoksa sizin yanında olmadığı için ona mı kızmanız gerektiğini bilemezsiniz bile. umrunuzda da değildir hani.
insanın içini acıtır bazen sevgiliyi özlemek, öyle tatlı ve derinden bir acıdır ki bu; varlığı için bile mutlu olursunuz. onu size o anda, o tarif edemediğiniz özleminize eşlik eden, onunla birlikte çıkagelen acı hissettiyor olsa da; sevdiğiniz için mutlu olursunuz onu; şu ya da bu şekilde zaman geçtiği ve kavuşmanızın geri sayımı yapıldığı için-zamanın kendisinin bile haberi yoktur belki bundan- gözlerinizi yummadan önce şükredersiniz sessizce... daha az bekleyeceğiniz için ona sarılabilmek için, kum saatindeki kayan kumların sayısı azaldığı için...
(maia, 29.10.2006 19:58 ~ 30.10.2006 16:32)
söversin 8 saat uzaklığı, onsuz geçen zamanı, yolları....
özlersin ellerini, gözlerini, nefesini, güldüğü zaman yüzündeki çocuğu
özlersin onu göreceğin için artan kalp atışlarını,
keşke dersin hep keşke yanımda olsa kızdırsam onu hatta kavga etsek ama yanımda olsa, sarılsam sıkı sıkı bırakmasam keşke göğsüne yatsam elini tutsam bırakmasam keşke boynuna atlasam öpsem herkes görse onu nasıl sevdiğimi keşke keşke....
yolda yürürken bir koku gelir burnuna dönüp bakarsın sevdiğinin kokusunu çalan insana.onunla geçtiğin yollar hesap sorar sanki canın acır, ne söyleyecek kelimen ne verecek cevabın olur.yanakların acır aşk gözlerinden yanaklarına akarken canını acıtır.kimse bilmez, kimse anlamaz.gece olur başını yalnız koyarsın yastığa özlersin.bir şarkı duyarsın gözlerin dolar ardından bir tane daha canın acır.
elele aşıklar görürsün yüzünü çevirisin
onunla aynı şehirde nefes almayı özlersin,
zaman boğar, zaman acıtır, zor gelir nefes almak, zor gelir sensiz yaşamak, zor gelir sadece sesini duymak, zor gelir heran karşılaşıcakmış gibi bakmak etrafa.......
seni özlemek, sendeki beni özlemek
seni özlemek, sendeki çocuğu özlemek.......
zor gelir
(boncuk, 28.02.2007 21:09 ~ 21:11)
normalde dinlemediğiniz, duyduğunuzda burun kıvırdığınız bir slow şarkıda bile onu hatırlamaktır. içinizden bin tane düşünce geçer ve bunları söylemek isterken boğazınızda düğümlenir ama yutkunursunuz. özlemek kişiden kişiye değişir ama sevgili kişisi uzaktaysa daha bir koyar adama. 1 saatin 59 dakikası onu düşünmektir, acaba ne yapıyor diye kafayı yemektir ve en sonunda da tırlatmaktır.
bu his sarmaya başlayınca bünyeyi tüm imkanların seferber edilebileceği durum.
örneğin sevgili artık gözünüzde tütüyor ve hayali bir şekilde muhtelif yerlerde onu görebiliyorsanız saat 19.00 da otobüse binip gece yarısı yanında olup, 1 saat kokusunu duyup, tekrar otobüse binip aynen işe geri dönebilirsiniz.
(mabel, 28.02.2007 23:52)