1. eşim,

    geleli çok olmadı, sadece birkaç gün. söylemesi kolay birkaç gündür seni görmedim, sana dokunmadım dokunamadım, sadece özledim. elimden gelen tek şey bu olduğu için sessiz sessiz özledim, olur ya seni görürüm diye(nop, uykum vardı ondan) uyudum, nasılsa sen de her seferinde rüyama girdin; sonra uyandım baktım sarıldığım sen değil, emektar yumoşummuş.

    tüm iletişim araçlarını kullanarak birbirimizin yanında olmaya çalışıyoruz; telefonla siyam ikizi haline geldim sanırım, bilmiyorum ki. sen yanımda olsan, tüm bunlardan kurtulsak ben sussam yanında, sen sesimi duysan yine de diye hayaller kurmakla geçiriyorum vaktimi. kitabımın sayfasını çevirirken, kalemime uç koyarken, yürürken, konuşurken hep seni düşünüyor zihnimde bir yer.

    dün seni anlattım uzun zamandır görmediğim iki eski dostuma, ayrı ayrı. birisinde çok ağladım, kavgalarımız aklıma geldi; baktım hala içselleştirememişim hala dünmüş gibi acıtıyor canımı. sonra, başka bir dostuma iyi anlarımızı anlattım, artık hepsi birer anı olan iyi anlarımızı ve biriktirdiklerimizin bir kısmını. cimri davrandım söyleyim, kıyamadım kimseye her şeyi olduğu gibi anlatmaya, üstü kapalı anlattım iyi anlarımızı bile. söylersem giderler, tümden yok olurlar diye korktum biraz, bize ait ne varsa zihnimdeki "mutlu anlar koridoru"nda kalsın ve kimse ulaşamasın istedim.

    geldiğim sabahtan beri, bir sonraki yanına gelişimin nasıl olacağını düşünmekteyim, ne giysem derdine düştüğüm bile söylenebilir. kafamda kurup bozduğum bir dolu senaryo var şimdi, biliyorum bizim karşılaşmamız hepsinden farklı olacak, düşündüğümden daha tutkulu, daha gerçek, daha sıcak. olsun; üşüyünce bunlara sığınmak bir parça rahatlatıyor beni.

    içimden sen iyi ol, biz iyi olalım ve birbirimizi kaybetmeyelim diye dualar ediyorum hep, sen gülümse. yüzün hiç asılmasın diye.

    şikayet edecek değilim mesafeden, olması gerekiyormuş. kabul edince bir defa, daha kolay oluyor alışmak.

    bensiz geçen tüm zamanlarının benle geçmesi umuduyla...
  2. ben hala dönüşünü bekliyorum çıktığın kapıdan.
    bedenim yorgun sensizliği yaşamaktan
    ve gözlerim ıslak sensiz gecelerde ağlamaktan.
    ben hala dönüşünü bekliyorum, o daracık sokaktan.

    ben hala dönüşünü bekliyorum hiç gitmemiş gibi
    sensizliğin kapısına kilit vurdum
    anılar geziniyor ortalıkta arada bir
    ama ben hala dönüşünü bekliyorum

    ben hala dönüşünü bekliyorum umutsuzca
    gözlerimde can çekişiyor yaşanmışlıklar
    başladığı yerde bitmiyor aslında yolculuklar
    ama ben hala dönüşünü bekliyorum...
  3. uyuyorum
    her sabah sana uyanarak
    uyanmak ne güneşin doğuşundan
    ne de ölesiye sıcaktan
    oysa çarşaflar yeterince beyaz
    geceler yeterince kısa
    derler ki
    sen uyusan da usun uyumaz
    oysa düşler her zamankinden korkunç
    aşk haddinden uzun bir kelime
    belki de yalnızca bana göre
    derler ki aşkın bir tanımı yoktur herkesi memnun edebilecek
    oysa hayat yeterince uzun
    kelimeler de öyle
    uyanıyorum her sabah
    bugün pazartesi
    ve yarın salı diyerek
    sen ve sen diyerek
    oysa sen bir kelimesin
    ben bir kelimeyim
    günler yalnızca birer kelime

    ne derlerse desinler işte
    uyuyor ve uyanıyorum sana
    korkuyla
    umutla
    aşkla
    bırak uyusun usum
    bırak kelimeler yetmesin tanımlamaya
    mutluluk dünyayı döndürmen
    günleri saydırman

    delilikse tüm bunları sana yazmam..
  4. tebrik ediyorum seni; o umut dolu, hayatın başında ki insanı bu hale getirdiğin için.
    tebrik ediyorum seni; ya ölürse diye ağladım kişiye, ölse de kurtulsam dedirttiğin için
    tebrik ediyorum seni; hayata karşı dimdik duruşumu, bir yığına dönüştürdüğün için
    tebrik ediyorum seni; şu an akan gözyaşlarımı sana değil, kendime akıttırdığın için
    ellerimin arasından kayıp gitti umutlarım. tutamadım..
    ve ne acıdır ki bana bunca şey yapmış olmana rağmen çekip gidemiyorum ve mektubumu hala sana yazıyorum.

    ben yemin etmiştim senin güzel olduğuna , ve seni aydınlık sandım. sen ki cehennem kadar karanlık, gece kadar karaymışsın...
  5. yoksun bu yokuşta şu anda yanımda!! tek tırmanıyorum sanki hissedemiyorum seni ve içimdeki seni. sigarama bakıyorum sadece yanıyor dumanları çıkıyor. kendime bakıyorum için yanıyo dumanlarım çıkmıyo fakat eriyorum.. nedendir bilemiyorum seni kırmam? aslında bi cevabı var. belkide yalnız kalma korkum. sanki seni kırınca bağırınca çağırınca benim oluyorsun. yanlış yoldayım. biliyorum. yol gösterenim yok. ama kendime gelmek zorundayım çünkü hayatımda tek olan bir insanı bu kadar kırmaya hakkım yok. başım ağrıyo hissediyorum. burnum tıkalı, gözlerimin altı oldukça şiş. tükürük bezlerim tükürük salgılamıyor, ağızım yapış yapış. ellerim titiriyor, yatağım saç dolu! niye dolu bilmiyorum.yaşadıklarımız, senin kokun, bana dokunuşun, seni seviyorum deyişin.. çok özledim seni
    deli gibi özledim hemde.. aramız kırgın biliyorum. kırdım seni farkettim. nefes alamıyorum. daralıyorum. hiç uyumadım. uyuyamadım. aklıma geldi konuştuklarımız. ölmek istedim dün gece. nefesim tıkandı yatakta. resiminle uyudum. ve şu anda deli gibi mesajını bekliyorum. sadece günaydın mesajını, günaydın meleğim deyişini.
    belki kalktın.. belkide gerçekten uyuyosun..
    seni seviyorum..
  6. msj da yazdığım gibi oda o kadar hoş oldu ki...şimdi müzik de var . odada hala tütsü kokuyor ve loş bir ışık var.huzurluyum bugün yani şuan. gece sarıp sarmaladı beni anne şevkatini, yar sıcaklığını sundu bana. tabi bunda senin etkin çok fazla. "seni çok özledim" mesajın bütün sıkıntılarımı bir anda aldı benden. girdaplarımdan çıkardı beni yalnız olmadığımı hissettim. bugün sancısız huzurlu bir uykunun kollarına kendimi bırakacağım. sadece sen olacaksın düşlerimde ve dualarımda...
    oda hani güzel oldu ya kızları da çağırdım çay içtik sohbet ettik. bir baktım betüle seni anlatıyorum ve betülün bir sözü benim çok hoşuma gitti. ilk zamanki düşüncelerinden tamamen sıyrılmıştı. seni kabullenmiştievet seni kabullenmişler kabullenmemişler benim için hiç bir değeri yok yani şu anlamda ben seni sevd,kten sonra bütün dünya karşımda dursa umrumda değil ama betülün de bunun farkına varmış olması sen sevdikten sonra bize laf düşmez demesi beni mutlu etti.
    çok özledim seni be güzelim. şuan ayrı kalmayı düşünemiyorum bile. bir gün gideceğini beni bırakacağını düşünemiyorum bile. dün düşündüm ve inan ölümden beterdi benim için. canım acıdı, bunaldım. sabah bunu sana yansıttım malesef.özür dilerim

    08.01.2006
    00.36

    hiç okumayacaktım dayanamadım okudum. o zaman ayrılığın ne kadar acı olacağını anlamaya çalışmışım. ne garip değil mi daha o zaman düşünürken canım acımış bugün, bugün ise kalbimin kocaman olduğunu ve çıkmak istediğini hissediyorum. canım öyle bir acıyor ki... kalbimi sökesim geliyor, nefes alamıyorum. 13 gün olmuş sen bitti diyeli. ve arkada yine müzik. değişen pek birşey yok değil mi ey sevgili sadece sen yoksun ve ben bütün mektupları bütün eşyaları kül etmeye hazırlanıyorum. içimdeki yangını dışa vurarak azaltmayı düşünüyorum. ne çocukça değil mi. mantıksız ne kadar çok şey yapıyorum hala... değişen birşey yok hala bir sen yoksun, bir tadım tuzum yok hatta artık olan birşeyler de var bedenimde durmak istemeyen bir kalp, sızlayan dinmeyen bir sızıve gözümde yaşlar. hepsi geçer değil mi, geçmeli değil mi güçlü olmalıyım güçlüyüm palavraları artık sökmüyor. bu şekilde yaşayamayacağım daha fazla dayanamayacağım. vurdum işte dibe.
  7. bilsen kaç kez sana yazmak istedim ve kaç kez kaçmak istedim kendimden. ne yazabildim ne kaçabildim. hayatım boyunca işlediğim günahlarım sayesinde içimde bir volkanı büyütebildim.

    şimdi bu çaresiz mektubun başucunda diz çöktü kalemim!

    sen benim vazgeçilmezimdin. sen ki hayatın anlamı, nefes almanın ızdırabını önleyen panzehiriydin. sen sebeptin ve sen amaçtın, bense senin uğruna idama gidebilecek kadar sana muhtaçtım.
    bilseydin ne kadar derinde yaralar açtığını bakışlarının ve bilseydin beni benle başbaşa bırakmanın ölüm fermanım olduğunu ve bilseydin neden hala bu kadar göz yaşı döktüğümü gider miydin?
    gittin; gidişin gökleri yardı ve ne kadar yıldız varsa yere yağdı. gittin; gidişin içimde yaşayan sevgi ve merhamet adına ne varsa söküp aldı. gittin; kırlangıçları öldü gökyüzünün ve bütün bulutları yere yağdı.

    gittin; gidişin dönülmez bir yola merhabaydı.

    gittin, gelmedin ve gelmeyeceksin. senin için kendimden vazgeçebilecekken ben, sen benden vazgeçtin. vazgeçtin şefkatin saçlarını okşamasından ve sevginin gözlerine dolmasından.

    avuçlarımdan sökülüp alınan güle ait kökler ne kadar derin yaralar açtı anlamıyor kimse. anlamıyorlar gülün kokusu olmadan nefes alamayacağımı. içimde her gün biraz daha büyüyen isyanı ve öfkeyi kimseler anlamıyor. neden kendimi kendimde arayıp, kendime kilitlediğimi düşüncelerimi ve neden sessizliğin koynuna kimsesizliğimle sokulup ruhumu soldurduğumu anlamıyorlar. anlamayacaklar da aynaların yüzüme yerleştirdiği çizgilerde kaybolan sevgilerimi ve darmadağınık saçlarıma yerleşen pişmanlık kurdelelerini. anlamayacaklar geçmişe gidip gidip gelen ve geleceğe kapılarını kapatan rüyaların esrarını. bir sen biliyorsun çölde açmayacağını mor menekşelerin ve bir sen biliyorsun testiden akan suyun geriye dolmayacağını. işte bu yüzden çaresiz olsa da mektuplarım, el açmayacak sana. işte bu yüzden beklemeyeceğim pencerelerde dönüşünü ve işte bu yüzden dönmeyeceksin geriye, biliyorum melek yüzlüm.
    ey benim gül yanaklım, ey benim saç tellerinde yaşama bağlandığım ve gözlerinde kendimi bulup uykulara daldığım. sana seni seviyorum demekten hiç usanmadım. ve hiç usanmazdım seni beklemekten nankörlüğün dağlamasaydı ciğerimden.

    mumlarımı yaktım, şarabımı açtım şerefine yanımda olmayan ve olmayacak sevgilim...