• videolar

  • görseller

    • sevgiliye mektup
    • sevgiliye mektup
    • sevgiliye mektup
    • sevgiliye mektup
  1. iç dökmek, söyleyemediklerini söylemek, o'nla beraberken dakikaların anlam kaybetmemesi için söyleneceklerinin kaleme dökülmesi ve işte sonrası;

    senin kadar konuşmadım, senin gibi gözlerimi gözlerine mıhlamadım hiç. senin gibi açıkça da söylemedim seni sevdiğimi. senin gibi değildim ama sendeydim; senin yanında.
    yakınlık ne mekandadır ne de zamanda. doğruymuş. yakınlık hissettiğin her anın içinde, özündeymiş. hissettiğim ya da seni düşündüğüm her an yanımdasın, hep yanımdasın. hiç uzak değilsin bana ve hiç uzak değiliz bize. ben sende uzağı bilmedim zaten. zannederdim ki aradaki yollardır uzağı dile getiren. hayır, yollar uzaklık değilmiş. yollar sabırmış, yollar sevgiymiş, yollar senmişsin.

    sen sabır, sen sevgi, sen bekleyen, sen beklenen...
  2. senin için;
    fena halde bunaldığım, içinde bulunduğum zamandan, mekandan kaçmak istediğim bir vakitti seni tanıdığım gün. o günden önceydi; bir telefon konuşmasında; “geçer, bunca sıkıntının içerisinde bir bakarsın ki hepsini unutturacak bir şey olur” demişti diğer taraftaki ses. burun kıvırdığımı hatırlıyorum bu sözlere. benim güneşimin doğmasına daha çok vardı, hem bunun da sırası değildi, bir de kalp ağrısı çekmek çok gelirdi bu bedene. gülüp geçtim, neyse dedim, bitecek, bitmeli... olmadık, beklenmedik, kendime isyan ettiğim günlerde tanıdım seni. ne kadar olumsuzluk varsa o günlerde çıktın karşıma, inat eder gibi, benden yara almazsın der gibi… yaram yarimdir, yarim yaramdır diye bilmiştim yareni. ama sen yara değil merhem oldun. sen yarayı unutturup, üzerini en iyi örtecek sebep oldun. bizim sebebimiz oldun. içimdeki sevgilerin her birini bilinçsizce dağıttığım anda ve ben de zerre kadar sevgi kalmadığı bir anda geldin sen. dağıtılanları toplamak değildi derdim, hatta varsın hepsi kalsındı bir yerlerde, benden uzak olsunlardı, bu kadar vazgeçmiştim işte benden. sonrasında dönüp arkama bakmadım hiç çünkü sen karşımdaydın. sere serpe giden sevgilerin hepsi seni tanıdıktan sonra, yavaş yavaş gelip yerleşti içime. tam da gidiyorken, tam da her şeyi bitirmişken, gitmek kolay gelirken, zor oldu bu sefer. yapamadım, seni tanımamış gibi yapıp gidemedim. artık farklı bir anlamı vardı sevginin benim için. sevmek huzursuzluk, sevmek kendinden vazgeçmek değildi. senden sonra sevmek huzur oldu. huzur sen oldun. senden sonra değişiverdi düşüncelerim. senden sonra öğrendim sabrı. onca dağınıklığın arasında kendimi kaybediyorken engel oldun bana. engellerin en güzeli oldun. hemen değil, yavaş yavaş olsa da, vakit alsa da seni bilmek, senden sonra geçen vakitlerin kayıp olduğunu düşünmedim hiç.
    teşekkür ederim; bilmekle kalmayıp hissettirdiğin için, varlığınla beni tamamladığın için…
  3. ne demişler; söz uçar yazı kalır. insanoğlu çok değişik bir mekanizma, ne zaman kıskanacağı, ne zaman afra yapacağı, ne zaman kızacağı belli olmaz.
    hele ki; kızınca beyin iyice gudikleşir. ne tutmaya kıyamadığın eller hatırlanır, ne içinde kaybolduğun gözler; ne melodi gibi ruhu okşayan güzel sözler anımsanır, ne alınıp verilen sözler. hepsi uçar nankör zihinden.

    işte o an sevgiliden mektup devreye girer. açar okursun en sonuncusunu. ruh huzur bulur, kalp dengini hatırlar, bünye eşşeklik ettiğini anlayıp titrer, acı sözleri eden dil ısırılmak ister.
    sevdadır işte bu ya, herşeye muktedir. o en yaralayıcı duygulardan biri olan pişmanlık bile onun için hissedildiğinde tat verir.

    ve bir sevgiliye mektup daha yazılır; çünkü sevdalı bilir ki, sevgiliye mektuplar hiç geri çevrilmez.

    sana;

    hayatım boyu hep şükür ettim yaradana; hiç bir şeyim eksik olmadı çünkü benim. muhteşem bir ailem oldu; lisede üniversitede hep harkulade arkadaşlarım vardı; hiç dost kazığı yemedim mesela. hep güzel insanlar toplandı çevremde. en iyi okullarda okudum, en yeni oyuncaklarla oynadım. en lüks restaurantlarda takılmadım sürekli belki ama hiç aç kalmadım. en marka kıyafetleri almadım sürekli belki ama hep en temizlerini giydim.

    dedim ya hiç eksiğim olmadı benim. daha doğrusu öyle sanıyordum 6 ay önceye kadar. ama en önemlim eksikmiş benim. senim eksikmiş. sensizliği hep başkalarıyla kapatmıştım ben halbuki, senin eksikliğini hiç hissetmedim. senin eksikliği hissetmem için seni tanımam gerekiyormuş, senin eksikliğini hissetmem için o derin gözlerinde kaybolmam, o güzel sesinle mest olmam, sevgi dolu satırlarını okumam, sevdanla ısınmam lazımmış. nereden bilebilirdim ki seni tanımadan önce dünyanın en eksiği olduğumu.

    zaten o huysuzluğum, o kızgınlığımda hep bundandır be birtanem. karşıma çıktığından beri sana içten içe hıncımda bundan. engel olamıyorum işte, küstahca bir şımarıklıkla ,karşıma bu kadar geç çıktığın için, sana kızmaktan kendimi alamıyorum. sana böyle delice, sana böyle akıllıca; sana böyle gözlerimi karartıp, sanan böyle kalp gözümü açıp; sana böyle çılgınca, sana böyle mantıklıca sevdalanmaktan kendimi alamıyorum. zaten bunu hiiiiç de istemiyorum. seni çok seviyorum.

    affettin beni biliyorum...
  4. mektup yazmak eskise de, o’na yazılanlar eskimez. bilinir ki sevgi her geçen gün artar ve sevgili o’ndan gelecek mektuba hasrettir. yazmak kolay gelir, onca zorluğu satırlara sığdırmak kolaydır. zoru kolaya çevirmek, bir nebze de olsun rahatlamak için o’na yazılır sadece.

    zorluğun ne demek olduğunu insan başına gelince anlıyor. kolay değilmiş. sensizlik kolay değilmiş. seni görmeden, senin yanında olmadan geceleri gündüz yapmak, gündüzleri geceye bağlamak zormuş. her sabahım sen yanımda olmasan da senle başlıyor. bu yüzden belki de sabahları umutla uyanmam. her günümün sonunda senin sesinle yorgunlumu atacağımı bilmemdir bunca zorluğa katlanıyor olmam.
    insan sevdi mi o yanında olsun istermiş. insan sevdi mi başka türlü bağlanırmış. insan sevdi mi en küçük sözden alınırmış. sevginin hassaslığı, sevginin olması gerekeniymiş bunlar. bunu bilerek çıkmışız yola, bunu bilerek sabretmişiz. hep bilerek hareket etmişiz. sen beni bilmişsin, ben seni bilmişim. seni bildiğimden, beni acıtmak istemediğini bildiğimden söylenen sözlerin hepsini unutmuşum.
    acı sadece özlem de. özlemin bitecek olması acıyı katlanır kılan. sevda buymuş, sevda katlanabilmek, sevda her şeye rağmen göğüs gerip sevmekmiş.
    ve sana;
    dikenler içindedir gül, bunca zorluğun ardındadır tüm kolaylıklar. ve özlemin diğer adıdır kavuşmak.
  5. o'na ulaşamadığın anda sana yardımcı.

    ...ve hasretin içimde, sen yoksun. ve ben bu hale nasıl geldim bilmezken hasretini içime çekiyorum. yüreğime bir kilit konmuş, öyle diyorlar. oysaki ben biliyorum doğrusunu, bakma sesimi çıkarmıyorum. acının, aşkın, hasretin, sevginin ve yolu sana çıkan her bir şeyin parçaları bendekiler. toplamıyorum da, hepsini bir araya getirirsem belki işim kolay, belki zor. bırak dağınık kalsın diyorum o yüzden, o gelince toplar. o gelince nasıl olsa diner hasreti. tahammül edemediğim şeydi dağınıklık, hepsini geçtim. tahammül ettiğim şey sadece senin hasretin oldu. zor da olsa dayanıyorum.
    ...ve sevgin bende. öyle sıkı sıkıya sevgini nasıl geldin verdin bana bilmiyorum ama verdiğin şey halen kendini büyütmekte. o büyüdükçe ben de büyüyorum. aşk ile büyüyorum bu sefer.
  6. ben alıştım buna
    en olmadık anda en olmadık yerde beni bu ben olmayan halimle birebir başbaşa bırakmana alıştım. hayatımdaki herşey senden o kadar uzaklaşırken senin beni tutup kendine çekmene, sonra bir uçurumun üstünden atlarken beni bırakıvermene alıştım. işin kötüsü uçurumu farketmemiş olan, düşerken bile kendine gelemeyenim ben.

    biz birbirimizle olamıyoruz bunu kabul edelim mi?. elimizde ne olduğu belirli birşey olsun. evet diyelim kendi kendimize biz 'biz' olamadık. hep uzak kaldık, ve belki de uzak kalmayı biz istedik en seven hallerimizdeyken bile.

    nedensiz, apansız davranışlar, içten içe kemiren, seni de kemirdiğini bildiğim... bir noktaya bakarken aslında başka bir yeri de görebilir ya insan, hep o başka yerde korumak isteyişin beni, ve de benim seni. istemeden de gözgöze gelmelerimiz ve de aynaya bakıyomuş gibi olmam gözlerinde. hissettiğim tek eksiğim aynı duyguyu verebiliyomuyum acaba bakışlarımda merakı. geriye kalan herşey aynı...

    ben en yeni cümlelerimi kurmaya hazırken koyduğum noktayı üç nokta yapan sen, gurur diye birşey yok, biliyorsun bunu, ama mantığım artık saklanırken acı verdiğini farketti bana, haberin olsun.
  7. gidebilmek..
    ben sensiz haftalarımı aylarımı geçirmeye razı oluyorum.

    dünyaya beni hayatından sildiğini göstermeye çalışıyordun, bütün dünya duysun öldürdüm onu diyordun, ama bana da son trenden önce gel yakala beni.
    bir insan benim için nasıl özel olur biliyorsun. benim şarkılarımı şiirlerimi benim sözlerimi, gözlerimi.. biliyorsun hepsini. ve duysun dünya diyorsun, biliyorum hepsini. cinlik yaptığını sanıp benim duymamı engellemiyorsun bu haykırışını.

    dünya üzerindeki her adımımız bi ilginç oldu seninle. bu o kadar sıradan ki şaşıyorum halimize. gelip herkesin ortasında sana tokat atsam sende beni saçlarımdan yerlerde süründürsen daha bize yakışırdı sanki. ama sen kolaya kaçtın, sana hiç yakışmayacak bir halde. git dedin bana, bu sefer gideceğimi bile bile. gitmişken yarı yoldan döndüm,iki satır için geri döndüm tam cümlesiyle..yeter dedim sana, harcadığın yeter, gidebiliyoken beni geri çağırma, bin o trene git, haberim olmasın.

    şimdi gidebilmek fiili elimde. bütün aynaları kaldırdım ortadan. bakmıyorum kendime. çünkü ben bakmakla kalmıyorum, görüyorum herşeyi, özümsüyorum, gözlerimden uçup giden sevinçleri 'yutkunamayacağım bir yumruk' yapıyorum tam boğazımda.

    şimdi gidebilmek fiili elimde.
    ben hayatımı sensiz geçirmeye razı oluyorum.
  8. başlangıçları asla yapamadım bilirsin...başlamak benim için en zor olanı...
    belirsizlik dedim hep ve yakındım bundan ve sen şimdi belirginleştirdin ama ben kabullenemiyorum..uzak kalmak isterken tüm karmaşadan yeni bir karmaşanın ortrasında bulmuştum kendimi ve sen herşeyi belirginleştirdin...artık ne karmaşa var ne kavga...ne de sen....verebileceğim ne varsa verdim sana...elimde tek kalan bu sensiz yaşam...onu da sana sunuyorum...evet söylediğim gibi bana bir hayat borçlu değilsin.bunu o an bana borçlu hissetmemen için söylemiştim ama şimdi şunu bil bana artık 2 hayat borçlusun...