1. sevgilisinden ayrılan arkadaşı teselli edemezsin, etmeye çalışırsın. sonra bakarsın ki söylediğin sözler kendi yolunda gitmeyen ilişkine yapılmış bir sürü atıfla dolu.
    en azından benim için bu gece böyle oldu.
  2. mümkün olmayan bir şeydir. hele de ilk geceyse boku yemişsiniz demektir. ne deseniz, ne anlatsanız, ne espiriler şaklabanlıklar da yapsanız boştur. siz ''tuvalete gidiyorum badegülcan'' dersiniz o ''aaa abdülrefikcan da sıçıyordu yaa'' diye ağlar. her şey o'nu hatırlatır ama her şeye rağmen en önemlisi, arkadaşın yanında olmaktır, tüm sümkürmelerine karşın.
  3. bir işe yaramayandır. sizin söyledikleriniz, arkadaşınızın bir kulağından girer, ötekinden çıkar... çünkü o sırada arkadaşınız kendiyle iç hesaplaşmadadır. kendisini teselli edebilecek tek şey zamandır.
  4. sadece dinlemek yeterli ve faydalı olandır. olumlu ya da olumsuz ne söylerseniz, her cümlenizden anlamlar çıkaracak ve kurmaya başlayacaktır, o açıdan lafın nereye gideceğini bilmeden, kelimeleri iyi seçmeden konuşmamak en hayırlısıdır.

    ama sizi ağlayarak arıyorsa en kısa zamanda neredeyse onu alıp,açık hava bı yerde derdini anlatmasını sağlarsanız bunu asla unutmaz.
  5. insan sadece kendi aşklarına tahammül edebiliyorken, zor iştir. en iyisi pavese'nin dediği gibi yapmak;
    "bir insan acı çekiyorsa, başkaları bir sarhoşmuş gibi davranırlar ona: " hadi kalk bakalım;yeter bu kadar; hadi işine; öyle değil; ha şöyle..."
  6. yerine ve kişisine göre değişen durum. bu arkadaşınız zamanında sizi sattıysa sevgilisiyle vakit geçirmek adına, onu bir yandan teselli ederken bir yandan da bak ben demiştim, bak uğruna beni sattığın kız gör işte gibi cümlelerde ağzınıza gelir. en nihayetinde arkadaşınızın o hali yakar fazla uzatırsa da sıkar!