tanıştığı ilk gün yatan sevgililer bu yazının konusu değil. kafamdaki sevgili olma tanımı tanışmak, yakınlaşmak, yemeğe çıkmak, sinemada elini ilk defa tutmak, ilk öpücük, arkadaşlarla toplanıp danaya girmek gibi bir süreçtir. kabul edersiniz ki bütün bunlar bir günde yapılacak atraksiyonlar değil. en azından bir aylık bir zamanı kapsar. eğlencelidir. gerçekten güzel bir sevgiliyse eğer bu bir aylık zaman kişinin kendini mutlu hissettiği, küresel ısınmayla, ergenekonla, varoluş sorunlarıyla ilgilenmediği zamanlardır. günler uçucu bir hafiflikle geçer gider. mevsimin hiçbi önemi yoktur. vs. vs...
bütün bunlar eğlencelidir ama mutluluk hormonlarının tavan yaptığı an kesinlikle sevgilinin ilk kez verdiği andır. bazen göstere göstere atılan goller gibi, sevgili de göstere göstere verir. telefondaki davetkar sesten, akşam bana gelsene deyişinden, belki bir bakışından bile anlarsınız. hissedersiniz. yanınızdaki varlığının garip, erotik bir değişime uğradığını farkedersiniz. bazen de her şey bir anda olur. planladığınızdan değişik ilerleyen günün sonunda bir de bakmışsınız sevgili vermek üzere. adeta sürpriz bir doğum günü partisi gibi her şeyi hazırlamış ama size hiçbir şeyi belli etmemiş. bazen ise kendi bile bilmez. normal bir şekilde başlayan gün, hormonlarınızın sizi esir almasıyla ikinizi bir yatak ya da kanepe ya da mutfak bangosu üzerinde çiftleştirir. bu sonuncusu porno oldu biraz ama olsun. yine de güzel.
velhasıl yazıyı bağlayıp sonlandırmak gerekirse, gerçekten sevilen sevgilinin verdiği o ilk an kesinlikle bir erkeğin yaşamında en mutlu olduğu anlardandır. değişen her sevgiliyle beraber o an da değişiklik gösterir. hepsi benzersizdir. o anki mutluluk çoşkun ama kesinlikle uçucu bir hafiflikle anlatılabilir. belki de varolmanın dayanılmaz hafifliği dedikleri tam olarak o anda duyulan histir.
vermekkelimesiyle olaya, zaten çirkin bir zemine yardım ve yataklık yaptırdıktan sonra orasına burasına veya şurasına ne kadar cafcaflı kelimeler konsada, çirkinliğin diğer adı; bir çok adının yanına yerleşmişliğiyle...
vermek kelimesi kişinin beyninde hangi sakatlamayı yaşıyordur acaba?!
adı üstünde
sakat işte!
"haziran sonuna kadar süre tanıdım, vermezse ayrılıyorum."
hayatın bir kros parkuru olarak algılandığı, her şeyin niceliksel boyutuyla değerlendirildiği lise dönemlerinden.
tanıştığı ilk gün yatan sevgililer bu yazının konusu. kafamda ki sevgili olma tanımı her ne kadar tanışır tanışmaz yatmak, vermek eylemlerini içermiyor olsa da. kabul edersiniz ki, insanoğlu oldukça değişik bir yaratık. bazen yıllarca yaşayamadığı herşeyi bir tek güne sığdırabilecek kadar da yetenekli. yazgı dediğimiz şeyi bu yetenekle birleştirdiğimizde ortaya hiç te fena sayılmayacak başlangıcı ya da sonu olmayan bir tanışır tanışmaz yatmak hikayesi çıkarabiliriz.
hikaye de tanışmak, yakınlaşmak, yemeğe çıkmak eylemleri ışık hızıyla gerçekleşir. elini tumak, arkadaşlarla buluşmak gibi gereksiz teferruatlar zamanın kısıtlı olması nedeniyle kesinlikle pas geçilir. üzerinde durulması gereken ''ilk öpücük''tür ki bu tek günlük ilişkinin en önemli, en eğlenceli ve içinde en bol miktarda mutluluk hormonu içeren ilk verme eylemidir. çiftleşmek mekan uygunsa o ilk öpücüğün hemen ardından gelebilir. mekan uygun değilse, o ilk öpücüğü izleyen süreç daha çok ölümcül bir süreçtir. zaman durur, uygun mekana ulaşılması asırlar sürebilir. bu ilk öpücükte sizi esir alan hormonlardır sizi çiftleştirecek olan. yer seçimini konumuza porno dahil etmemek için hikayenin kahramanlarına bırakıyorum. daha erotik oldu böyle.
velhasıl yazıyı bağlayıp sonlandırmak gerekirse, yazgı sizi heran heryerde zaman ve mekan tanımadan vermeye hükmedebilir. geriye kalan an'lardır. belki de varolmanın dayanılmaz hafifliği dedikleri tam olarak o anlarda duyulan hislerdir.
(queenie, 18.07.2008 12:59 ~ 27.07.2009 17:00)
aşkın taçlandırılmasıdır.
sevgilinin kadın ve veren olduğunu, sizin de erkek ve alan olduğunuzu anlatmaya çalışan durumdur. acayiptir. ikili ilişkilerde neden hep kadın veriyor olarak gözükür de erkek alan taraftır, ya da cinsel bir ilişkide kullanılan taraf kadınmış gibi algılanır da erkek her halükarda mutludur anlamıyorum. iki kişinin ortak zevk aldığı bir konuda iki tarafta hem veriyor hem alıyordur bence. kullanılmak konusunda da bal gibi kullanılan erkekler vardır cinsel ilişkide. kadın gözüyle bakarsak, erkek sevgilinin vermesi, benim almak istememle alakalıdır der geçerim.
verme kelimesini kullanıp konuya pornografik bakmamakta ayrı bir ironik durumdur.
hoş bir durumdur
"vermek" kelimesi ile yüzeyselleştirilip, basitleştirildiğinde kulağa ve akla hiç hoş gelmeyen bir durumdur...
tanımla başlık birbirine çok zıt kaçmış kesinlikle
sevgilinin vermesi gibi bir başlığı açıkçası kadın sikilen, adam siken şeklinde tanımlamak daha az göze batacaktır.
hem özel bir insanla özel şeyler yaşamaktan bahsediyorsunuz hem de "
vermek" gibi çok
itici ve
çirkin bir söz kullanıyorsunuz. sevgili sanki üzerine atlayıp "sana vercem!" "illa vercem!" diyor... yok böyle bir şey ya yok böyle bir şey o anda eğer duygular coşuyorsa ve paylaşım karşılıklı gerçekleşiyorsa buna sevgilinin vermesi denemez! denmemeli de... "
sevgiliyle ilk yiyişme" daha şık duracaktır diye düşünüyorum.
hiç kimse hiç birşeyi aydınlatmak istemiyor.mış gibi yapılıyor.pek de güzel yapılıyor.
herşey karanlık.
sarsın, çalsın , ha bir de mutlak oynasın aynı nameler.
ciritler aynı beyinde.
sevgili huzur verir (ibinelik yapmayın olm lan!!!).
(fular, 27.11.2008 23:20)