eğer sevgilinizle olan ilşkiniz daha yeniyse oldukça stresli bir olaydır. kişi osurmadan sıçabilmek için kendini sonsuz sıkar. bu da sıkıntı ve ekstra gaz olarak geri döneceğinden ya kramp geçirir ya da olağandan daha sesli osurursunuz. kıpkırmızı olur terler ve sıçmayı yarım bırakırsınız. aman tutmaya çalışmayın mazallah basur olursunuz.
bokun barındırdığı madde ve enerji miktarı yüksek ise tavsiye etmem şahsen. sonuçta hangimiz ışık hızında sıçabiliyoruz ki kütlesi sonsuzlukta kaybolsun?
arkadaşım tahir, acayip sıçırıklı bir adamdır. bu hayvan oğlu hayvan bokunun yoğunluğu ile nam salmıştır cihana. tahir dallamasının götü iki dakka rahat durmadığı gibi alafranga helaya sıçamama gibi de bir özelliği vardır. neymiş efendim illa çömelmeliymiş, yoksa çıkmıyormuş. işte bu yüzden herifin kırmadığı tuvalet simidi (simide ayakları ile basıp çömelmesinden dolayı) , bok etmediği lüks wc yoktur . neyse, efendime söyliyim bu tahirin bir de kız arkadaşı var. adı buket. buket çok cici, şirin bir kız. ailesi ile ikamet etmekte olan buket mecidiyeköyde oturuyo. buket bir gün tahir'i evlerine, akşam yemeğine, bu vesile ile annesi ve babası ile tanıştırmaya çağırır. zaten "sen benim ebedi kadınımsın, başkasına yar etmem" triplerinde olan tahir için bu durum pek sorun olmaz. alır çiçeğini, giyer en güzel elbiselerini, cöleler saçlarını bir pazar akşamı saat 7 sularında çalar buketgillerin kapısın. içeri girer, anne baba ile tanışır, efendime söyliyim hoş-beş muhabbet-kelam derken tahirin boku içeriden ritmik sinyaller yollamaya başlar. o kadar tembihlememize "oğlum sakın buketlerin evine sıçma ha" dememize rağmen dalar bu wc ye yemekten önce, kitler kapısını bir güzel (kendisi kapı kitlenmeden sıçamayanlardan aynı zamanda). bir hışımla, bir taznikle çıkarmaya başlar. artık bizim hayvan tahir nasıl çıkardıysa ilk deep impact i şu tuvalet deliklerine fare çıkmasın, kötü koku yayılmasın diye takılan plastik kapak ve çerçevesini komple gömer bokuyla kubururun derinliklerine..panikleyip sifonu çekincede içeri kaçan kapağın boruyu tıkadığını anlar gitmeyen su yüzeyine çıkan birkaç kuble bok sayesinde.
kırık kapak, tıkalı boru, yüzen boklar. ah tahir ah, ne yaptın oğlum sen.
yarra yediğini anlayan bizim gerizekalı tahir kıçını bile yıkamadan kaçmış evden, bir hafta buket in yüzüne bakamadı, telefonlarını biz açtık yemin ederim.
aman diyim gençler, olur olmaz sıçmayın. böyle film gibi hikayelere imzanızı atmayın sonra. yunus emre nin de dediği gibi "ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir". özkütle, hacim, bunlara bakınız vermicem...
sevgilinin evine ilk gidilmelerde sıkıntı yaşatabilir durumdur efendim
- aşkım ben bi tuvalete gidiyim sıkıştım ya
- tamam bende şu pilavı ocağa koyayım
- hemen geliyorum
(tuvalette çok seri oturur sessiz sessiz ağlar gibi ıkınır sıkınır, daha oturduğu yerden kalkmadan yandaki musluğu açıp el yıkama efekti yaratır. iki damla sıçıp daha arkadan gelenlere yol veremeden işi bitmeyip süresi dolan insan efektli gözlerle yıkanır temizlenir tuvaletten çıkar.)
- of ne çişim gelmiş ya ( neden söylediğini, neden acele ettiğini bilmez surat)
- ehe ehe şunu verirmisin
(sıçmıyodur henüz bizim denyo...)
işlem sırasında çeşitli paranoyalara yol açan durum.
- lan şimdi sıçılır mı ki buraya.. baksana çok temiz yapamıcam sanırım. bence oda sıçmıyordur buraya. o zaten hiç sıçmıyordur ki. güzel kızlar sıçmaz çünkü. of ulan.. tutuyorum tamam yapmıcam.
sevgilime tapıyorum o adeta bir melek, insan üstü bir varlık düşüncesinin yıkıldığı andır sevgilinin evindeki tuvalete sıçtığın an. allahım benim sevgilim bir melek. melekler de kakalarını yaparlarmış.