bir çeşit
kokain. kokladıktan sonra bağımlılık yapıyor. bağımlılık yaptıkça mutluluk veriyor. mutluluk verdikçe yıkıma sürüklüyor. kokain gibi evet, kokluyorum sanarken zehriyle doluyoruz güzelce. kanımızda fink atıyor, seksek oynuyor. ve biz ona bayılıyoruz.
sonra, bazen bir çeşit
bebek pudrası. bizim bebeğimizin pudrası. "anne/baba olunca anlarsın" esanslı olması hayati önem taşıyor. kızaran, yanan gözlerimize bile serpiyoruz. çok amaçlı. çok işlevsel. (snıffsle. snıffsle.) doyamıyoruz. o kadar şiriniz ki, maviye çalıyoruz.
bazen de
kurabiye kokuyor. hanımeller tadında, ana- bacı kurabiyesi değil tabi. reklam da kokmuyor bu. sadece samimi insanlara açılan duygu- dert, çok gizli, şahsi hatıra tadında, "bizim sevdiğimiz çeşit" kurabiye kokuyor. bu kurabiyeyi paylaşmaya çekiniyoruz hani, hızlı hızlı yiyoruz. o kurabiye, bu kurabiye.
sevgilinin teninin kokusu çoğu zaman da bir
şarkı oluyor, klasik olduğu üzere. duyumsaması tatlı, uzak kalınışı acı, coverlanması boktan, zıp zıplatan, aniden çalınca kanı coşturan. falan.
daha çok şeydir. bu yüzden, bu listenin bitemezliği ölçüsünde, en çok da "daha çok şey" cümlesidir herhalde sevgilinin teninin kokusu. bizimdir. dupu tısss !