herşey mükemmel gitse bile sevgilinin "o kişi" olmadığını anlamak, ilişkinin bir sonu olacağına inanmak... iki tarafa da farklı tatta acılar yaşatır. yüze fazladan bir kaç kırışıklık ekler. insan bunu sevdiceğine söylememek ister, atlatmak ister ancak her gerçek gibi bu da fazla barınamaz insanın içinde.
biriyle birlikteyken başka birini sevdiğini fark etmekle ortaya çıkan durum. üzülmemesi için bunu o anki sevgilinize söylemezsiniz ama aslında en çok bu yakar insanın canını.
farkına varıldığı anda adam gibi davranılıp ilişkiyi bitirmenin gerekli olduğu durum. devam ettikçe eninde sonunda bitecek olan bişeye bilmeden daha da çok bağlanır karşıdaki. ona da bunu yapmak adiliktir başka bişey değildir. ki şu da var ki o sizin için "o kişi" değilse, siz de onun için "o kişi" değilsinizdir, ona bir iyilik yapmış olursunuz özgür bırakmakla.
bundan ziyade sevdiğinin o olmadığını anlamak dersek daha anlamlı olacak olan söylemdir. sevdiğinin o olmadığını anlamak dünyanın sonu da değildir kanımca. kalptir sana hükmeden duygularını dizginleyen. kalbin onu başka tanımlamalar yaparak sevmiş olabilir. sonra vazgeçmiştir sevmekten onu. azad etmiştir belki de içine hapsetmekten. sevmeden kalbine yaşamasındansa sevdiğinin o olmadığını anlamak daha hayırlıdır...
kadın ve erkeğin en karakteristik farkının ortaya çıktığı noktadır.aleni bir paradokstur ortaya çıkan.şayet anlayan bekar bir kadın ise aynı doğrultuda farklı yönlere gidildiğini farketmiştir ki bir sene sonra apayrı bir noktada olacağını ve şu an bulunduğu noktanın yalın bir kesişim noktası olduğunu bilir,kafasında pürüz kalmaz,en iyi geni bulma içgüdüsünün bahşettiği hayranlık verici bir kararlılıktır.kadının kaç yaşında olduğu ve aşk süzgecinden geriye kalan deneyimleri,beklentileri hiçbiri değiştirmez bu kararlılığı.sadece bazı şeyleri içgüdüsel olarak gözardı etmektedir ki bu pişmanlık anında geri dönme isteğine neden olabilir.erkek için genelleme yapmak imkansızdır.kimi daha iyisini bulana kadar devam eder,kimi mağrur bir ayrılığa alıştırmaya çalışır kendini ki kadının kendini ayrılığa alıştırdığı dönemde erkek ilişkinin ufak pürüzler hariç gayet yolunda gittiğine inanmaktadır.basit düşünmenin getirmiş olduğu bir karmaşıklık hakim olur erkeğin iç dünyasına.seven bünyenin yüreğini burkan bir kabulleniştir.zaten anlamak kabullenmeyi gerektirir..
otobüste yanlışlıkla sevgili yerine başka birinin koluna girdikten sonra yaklaşık yirmi saniye boyunca durumu kavrayamamak ve koluna girdiği tarafın tam tersi istikametinde sevgiliyi gördükten sonra, şaşkın gözlerle birbirine bakan üç kişinin durumudur. sevgili o kişi değildir, o kişi de sevgili değildir. otuzuncu saniyede makaraların kopmasına sebebiyet veren, insanda kıpkırmızı bir yüz ve kulaklara varan bir ağız bırakan olaydır.
(bkz: godot'yu beklerken)
dünyaya kazık çakacağını sanan yirmili yaşlardaki insanın 17 yaşındaki haline oranla az daha törpülenmiş, ancak hala iflah olmaz bir şekilde hayatının kalan kısmı için mükemmeli aramasından kaynaklanır. meleklerle değil, insanlarla ilişki kurduğunu; pürüz ve hataların da olabileceğini görememesidir bu anlık algıya yol açan. bunları bir şekilde idrak ettiğinde histerikleşir ve bu kararı alır. halbuki o kişi sandığın, o kişi olabilme potansiyeline sahip insanlardan biriyle besleyip büyüttüğün birlikteliğin diğer yanıdır.
(bkz: katı realizm)
bir anda farkedilmez bu aslında, içten içe hep bilinir. tanışma, birlikte gezip dolaşma evrelerinde size uymadığını anlarsınız ama o sırada sizi beyniniz değil hormonlarınız yönlendiriyordur. bu hormonlar dengelendikten sonra iyice farkına varırsınız. bazen de hormonlarla alakalı olmayıp, hayatınızda iyi olmak için birine ihtiyaç duymanızdır. hayatınıza birini alırsınız, beraber gezer eğlenirsiniz ama bir sözüyle sizi üzme kapasitesi olmaz hiçbir zaman.
o dediğin ne ya kusursuzluğun tarifi gibi. yok öyle biri asla da olmayacak, sadece arama kriterlerine en uygun sonuçları bulacaksın hep, birebir örtenini bulamazsın.
zaten asla o kişi o olamaz, sadece sen o olduğuna inanırsın ve bu sana yeter.