merhaba! itü sözlük, içeriği dünyanın değişik noktalarında bulunan yazarlarca oluşturulan bir interaktif sözlüktür. daha fazla bilgi alabilir, üye olarak içeriğin genişlemesine katkıda bulunabilirsiniz.
  1. 1

sevgilinin askere gitmesi

  1. bu başlıkta
  2. bakın dur
  3. sırala
  4. #gündem
  5. #ilişkiler
  1. zordur. çok zordur.. beklersiniz, ağlarsınız hayaller kurarsınız...
    hatta bazı hayalleri beraber kurarsınız...
    "aşkım ben geldiğimde yaz olacak ya, bütün festivallere konserlere gidicez çok eğlenicez"

    günler geçmez.. bi deftere onun gelince okuması için minik notlar alırsınız.. geldiğinde hayatınızın eksik kısımlarındaki ayrıntıları kaçırmasın diye...

    onunla yaptığınız tüm güzel şeyleri askıya alırsınız, acı verir beklemek... her gün bugun nasıl diye beklersiniz.
    adını söylediklerinde içiniz cız eder..

    planlarınızı arkadaşlarınıza anlatırsınız... "gelince öyle de yapıcaz böyle de yapıcaz uff süper olcak bir gelse"

    nihayet sayılı gün gecer.. sevdicek gelir yanınıza..

    tam onsuz geçen zamanların acısını cıkartmak üzereyken, 1 ay sonra ayrılmak istediğini söyler...

    ayrılırsınız nitekim bünye kaldırmaz isyan eder, hayaller kurmuşsunuzdur ama, hersey süper olacaktı ya hani?
    siz beklemişsinizdir onu yaşlı gözlerle, o gider ne kadar askerde aramayan sormayan yanında olmayan adam varsa onlarla vakit geçirir.o not tuttuğunuz defteri, okumaz, ya unutur, ya "amaan gerek yok yaa" diyerek savuşturur.

    özlem ayrı kalınan zamanların birikmiş özlemi olur.. size söz verdiği tüm eğlencelere diğer "iyi gün dostları" ile katılır. evet siz hakediyorsunuzdur, ama adalet dünyada böyle işlemez...

    bundan sonra asker yolu beklememeye yemin edersiniz sonunda.. beddualar dualara karısır.. sevgili askere gitti mi dönen adam artık sizin sevgiliniz değildir.

    *
  2. gitmeden önce de, gidince de, izine geldiğinde de, dönmesine az kaldığında da, döndüğünde de, dönüp de iş aramaya başladığında da, iş bulup çalışmaya başladığında da problemler yaşadığınız dönemdir. daha sonra herşey normale döner, niyetler ciddileşir, artık seni daha bir sahiplenmeye başlar, hayatını sana göre yönlendirir, muhteşem olur yani her şey. ayrıca bu dönem ilişkiyi sınamak için birebirdir.


    yıllar sonra gelen düzeltme: erkekler askere gidip gelince düzelmiyorlar.. orada ne olup bitiyor bilmiyorum ama erkeğin ömrünü yiyip bitiriyor bu askerlik hadisesi..
  3. sayılı gün çabuk geçer evet,gideceği gün bir anda geliverir.şaşkınsındır;sanki ellerinden kayıverir.ağlamak acıları dindirmez.zaten ağlanmamalıdır.vatan için gitmektedir sevgili.önemli bir görevdir bu;sen de gurur duymalısındır.beynin böyle derken kalbin sızlar.tarif edilemez bir acı gelir saplanır yüreğine günler öncesinden.belli etmemeye çalışırsın ama yalnız kaldığın her kısa anda ağlarsın.

    sevgili de gerdindir;8 yıldır yaşadığı şehirden ayrılacak,anılarını,sevdiğini arkasında bırakacak ve bilmediği bir yere gidecektir.üzgündür o da,bilirsin.ama pek belli etmez.kaya gibi sert durmalıdır.sen zaten yıkılmak üzeresindir;o yıkılamaz şimdi.yıkılsa da belli etmez,içine atar.ama gün gelir bir anda o da patlar.ve sen bakarsın ki,ona sarılmış ağlıyorsun.

    gitmek mi daha zordur,yoksa kalmak mı bilinmez ama çok koyar insana sevgiliyi askere yollamak.şimdiye kadar hiç kalmadıgı kadar onsuz kalmak.ama bilirsin ki,teslim olduktan sonra günler çabuk geçecek,bir bakacaksın sevgilin gelecek.o zaman bugün yaşadıklarının hepsi kötü bir rüyaymış diye düşüneceksin.
  4. genellikle erkekler askere gittiği için, *kızların kendilerini yaktıkları, bunalıma girdikleri bir dönemi ifade etmektedir. ya her şeyi anlıyorum da, hayatının baharında, eti sütü yünü suyu bol hanımların niye yüzlerce gün bir erkeği beklediklerini anlamıyorum. gez dolan, hayatını yaşa, yenilikler dene? hem o oğlan da deniyor olacak bol bol yenilik. askerde kolay mı günler, izinlerde neler yapıldığı aşikar bacılar yemeyelim birbirimizi. üstelik askere giden oğlan boşasın karısını diye bir laf vardır, duymadınız mı? hatta bir manide geçer:

    kuşburnu kurusunu
    yel aldı yarısını
    askere giden oğlan
    boşasın karısını.

    görüldüğü üzre, sevgilisi askere giden kızların atıl yatırım olarak kalması, halkımızın da kabul ettiği bir gerçektir. imara açılmaları lazım.

    ikinci bir nokta da olarak, insanın hayat görüşünü değiştiren, olgunlaştıran, hayattaki beklentilerini düzenleyen ilginç ve çalkantılı bir dönemdir askerlik. hürgenerallere sordum, onaylattım bu görüşümü; ayrıca kanıtlarım var: tarkan bile askere gittikten sonra değişmedi mi? albümleri bile kötüleşti, müzik anlayışı bile köreldi ya ya. ufuk açmıyor yani askerlik her zaman, ters yönde bir evrim geçirebiliyor insan evladı bu dönemde. dünya cicisi, tatlısı, zekisi dişi vatandaş, askere gidip evrilen oğlan ile aylar sonra karşılaştığında, oğlan tarafından beğenilmiyor. bunlar örneklerini gördüğümüz, sıklıkla şahit olduğumuz üzücü sonuçlar. evet malesef hayat acımasız, oluyor böyle şeyler.
    - sözüm gızlara, unutun o oğlanları. ayrılın.

    gidip de dönememek, dönüp de bulamamak, bulup da tutunamamak var. bu yüzden, erkeğin askerliğini, yani ucu belirsiz bu dönemi minimum kayıpla atlatmak için efektif bir çözüm üretmek gerekli. bu çözüm de, risk management usulleri gereğince erkeği sevgililik sıfatından yoksun bırakıp öyle postalamak, alternatifi yok. biliyoruz ki, askerde, sivilden kalma hiçbir şey insan üzerinde bulunmaz. ne nüfus cüzdanı, ne vibratör, ne cep telefonu, hiçbir şey. yarenler de bu sivilde bırakılan şeyler listesine dahil olmalı, onları da arkada bırakmalıyız.
    - sözüm oğlanlara, askere gidenler pls, duyarlı olun. yemeyeceğiniz yemeği çürütmeyin.

    ek: askere giden "oğlan" boşasın karısını derken, oradaki oğlan sözcüğü kafamı bulandırmıyor değil. askere gitmeden evvel karısını boşayan erkek, oğlandır, gizli eşcinseldir falan diyor olmasın? eöö bu arada askerliğim 2016'ya kadar tecilli, part-time iş arıyorum, sahilde yürümeyi severim *.
  5. bekleyenin ağzına sıçandır, bekletenden ötürü. bekleme kardeşim allah allah, koy götüne tekmeyi diyen olacaktır elbet, de o işler söylendiği kadar kolay olsaydı keşke. neyse efenim, şimdi bu sevgilinin askere gittiği ilk gün, onu bekleyecek olanda iz bırakacak dengesizliklerin de ilk günüdür. inceleyelim.

    sevgilinin askerlik dönemi boyunca çekilecek karın ağrısı, gitmesinden bir gün önce kendini gösterir. o ana kadar gayet şen şakrak olan bünyenin ilk sıçışı, vedalaşma sahnesinde gerçekleşir. hüngür sümük ağlamalar, aşk, sevgi sözcükleri, bekleyeceğim seni şeklinde verilen sözler. işte o saniyelerde düşüyor saksı kafaya. bir ışık beliriyor uzaklarda, ampül yanıyor. evet, o çok sevdiğin sevgili uzunca bir süre yok, ve sen dua et ki sesini duyabilesin.

    beklenen an: sevgili gider. yol boyunca yine telefonda konuşulur mutlaka. sonra son bir görüşme gerçekleşir; "teslim oluyorum artık ben, dikkat et kendine oralarda." telefon kapanır. sıçış iki. önce şöyle bir psikoloji sarıyor adamı: "lan ben bu herifle her gün, üç saatte bir, bi boka yaramayan anlamsız telefon görüşmeleri yapıyordum, e şimdi telefon yok, napcaz laaan! hasiktir!". nedendir bilinmez, o ilk gün, o saçma sapan telefon konuşmaları anlam kazanır insanın gözünde.

    kukumav kuşluğuna geçişin ilk saniyeleri başlamıştır artık. napıyor, iyi mi, rahat mı, şaşkın mıdır şimdi, nasıl bi yer ki orası, ne yedi, ne içti bok püsür şeklindeki düşüncelerin beyne hücumuyla yaşanan baş ağrıları da cabası. ha bir de, cep telefonu yok ama ankesörlüden kesin arar canıım şeklindeki düşünceler, gece saat 11 olup da hala bir ses çıkmadığında yalan olur.

    ertesi gün sabah çalan telefon rahatlatır bünyeyi bir miktar. uzunca da konuşulamaz öyle, onun gibi bir sürü adam vardır ankesörlü telefon başında görüşme yapmayı bekleyen. ama sesini duymak bile yeter insana. zaten acemilik boyunca bu şekilde devam edecektir telefon görüşmeleri. o ararsa konuşulur ve 15 dakikayi geçmez bu görüşmeler. sen zaten arayamazsın. tabi bunun değerini de, sevgili usta birliğine geçip, gün boyu eskisi gibi gereksiz konuşmalar yapıldığında anlıyor insan, o konuya birazdan değineceğim.

    burda enteresan olan, yanındayken oduna yakınsayan sevgilinin, acemilikte tam bir duygu adamına dönüşmesi. bir sevgi, bir ilgi, bir alaka, havada uçuşan sevgi sözcükleri. nedenini tam olarak çözememekle birlikte, içinde bulunduğu koşullara bağladım ben bunu.

    acemilik bitti, yemin töreni yapılacak. sevgilinin tekrar odunlaşacağının ilk sinyallerinin açığa çıktığı an. sen büyük bir heyecanla yemin törenine gitmeyi beklerken, gelme istemiyorum şeklindeki itiraz. sıçış üç. neyse canım, heralde beni görüp de üzülmek istemiyor şeklindeki hüsnü kuruntu. ha bu arada, sevgili cep telefonuna da kavuşmuştur artık. oh ne güzel, her gün görüşebilirsin kendisiyle. ama henüz bilmiyorsun o görüşmelerin üzerindeki yıkıcı etkilerini.

    belli bir süre herşey güzel gider, her gün konuşulur, o orda yaptıklarını anlatır, bol bol şikayet eder, sen dinlersin, moral vermeye çalışırsın, yine seni özledimler, çok seviyorumlar havada uçuşur. sonra bir gün, yine bir telefon konuşmasında, sevgili acaip bir kıskançlık krizine girer. hiç yapmadığın ve yapmayacağın şeylerle itham etmeye başlar bünyeni. alttan alırsın, ortamın psikolojisine verirsin ve kurtarırsın durumu. sonra bu olay standarda biner. her gün kıskançlık krizi, her gün alttan alma. e ama senin de bir sabrın vardır ve dayanamaz, koyarsın postayı. biraz önce esip gürleyen kaplan kedi olmuştur ama uzun sürmeyecektir.

    yine rutinleşen gergin telefon konuşmalarından birinde sevgili ayrılmak istediğini belirtir. "noluyo lan?" dersin kendi kendine. "ne yaptım ki şimdi ben?" açıklama gecikmez, sevgili orda kafayı yemiştir, hayatında kimseyi istememektedir. "bunaldım, daraldım, sıkıldım, böyle hayatın ta amına koyayım" gibi şeyler dökülmektedir ağzından. hayır biraz daha devam etse "senin de amına koyayım, siktir git" diyecektir, o derece manyaklaşmıştır. alttan alırsın, anlatırsın, bunun hep böyle devam etmeyeceğini belirtip, dişini sıkmasını, sabırlı olmasını söylersin. sakinleşir durulur, özür diler, konu kapanır. hayır, aslında kapanmamıştır.

    aynı mevzu, daha şiddetli şekilde, daha sık vuku bulmaya başlar. işin o kadar boku çıkmıştır ki artık, daha önce hiç duymadığın şeyler söylemeye başlar sana. "lan manyak mıyım ben, adam neler söylüyor, ne uğraşıyorum daha, zaten ayrılmak istiyor, e o zaman bi siktirsin gitsin" şeklinde düşünürken birden bi pollyanna belirir karşında, "ya psikolojisi çok bozuldu, ondan böyle, biraz daha idare et" der sana, sen de buna inanıp idare etmeye devam edersin.

    sevgili artık sağ gösterip sol vurmaktadır. bir konuşmada - ki eldeki imkanlar yüzünden ilişki artık telefon konuşmalarına dayanmaktadır - bitanesi, canı ciğeriyken; diğer konuşmada dünyanın en lanet, en boktan insanı olmuşsundur. onun bu dengesizliği senin de dengeni bozmaya başlamış, mal etmiştir bünyeni. ne yapacağını, ne diyeceğini, nasıl davranacağını bilemez hale gelmişsindir. öyle bir hal almıştır ki, sen a desen adam b anlamakta ve ağzına sıçmaktadır.

    "durumu nasıl kurtarırım, yanına gitsem iyi gelir belki"yi kapsayan düşünce balonunun patlaması, bu fikri sevgiliyle paylaştığında "gelme istemez" yanıtını aldığında olur. ya bi görüşseydik, konuşsaydık, belki düzelirdi durum şeklindeki sözleri "gelme istemiyorum dedim anlamıyo musun" cevabı bir köşeye savurur.

    günler geceler boyu düşünürsün, ne oldu, neden böyle oldu, nasıl bir insan oldu diye. o artık senin tanıdığın kişi değil, bambaşka bir insandır. beynini yersin, devam etmez böyle, bitireyim gitsin dersin, çünkü o artık sevgilin değildir. ama sen onu inatla sevgilin olarak görmek istersin, bitiremezsin. çünkü, bu ilişki neleri atlatmıştır, ne zorlukların üstesinden gelmiştir, bi askerliğin mi üstesinden gelemeyecektir. oturup beklemeye devam edersin. döndüğü zaman herşeyin düzeleceğini beklemektesindir, öyle umarsın. peki gerçekten düzelecek midir acaba? bekleyip göreceğiz.

    şunu belirtmek istiyorum özellikle, taş gibi sabrı olan adam beklesin asker yolu. yoksa bombok oluyor hayat.

    bir de sevgiliye seslenmek istiyorum: ağzıma sıçtın lan allahsız, ben de bir ananın evladıyım.

    kardeşim nasıl bir gerizekalısın sen demeyin, gönül işte.
  6. psikolojik hasara yol açıyor. hem gidende, hem onu bekleyende. ki ben artık bekleyen kısmını, kendimden feyzalarak gerizekalı olarak nitelendiriyorum.

    terkedin efendim, benden söylemesi. sevgiliniz eğer askere gidecekse, o ilişki isterse on yıllık olsun, terkedin. yok ben onca yılı bir çırpıda silip atamam, illa beklerim diyorsanız, zaten o döndükten sonra kendini bi şekilde terkettirecek. hiç kasmayın, baştan paşa paşa koyun götüne tekmeyi.
  7. her koşulda araya ''özlem'' girdiği için acı veren durumdur.

    sevgili olmak için ''benimle çıkar mısın'' gibi klişe bir cümleyi şart gören insanların çevreyi sardığı bir noktada sizi sevgili olarak görmeyenler olabilir. olsundur.

    aylarca ''ne zaman gidiyorsun askere?'', ''git de kurtulayım'' diye dalga geçtiğiniz adam telefonda ''pazartesi yerim belli oluyor,salı da gidiyorum'' diyebilir. der.

    ''şarjım bitiyor kapatıyorum'' çok iyi bir kaçış cümlesidir bu durumda.

    bu diyaloglardan sonra uyumayın belli bir süre. giden kişiyle yaşadıklarınız, sevginizin derinliğine bağlı olarak hayatınız boyunca unutamayacağınız rüyalar görebilirsiniz.

    ''ben babamı koruyacağım orda annecim, ağlama''
  8. hangi ülkede kim gider kim gitmez değişir bu olgu ama, iki tarafında aldatma olasılığının yükseldiği dönemdir. askere giden de aldatacağı biraz varsa aldatır, evde onu bekleyen de. çoğu ilişki bu dönemde biter, kimisi ise hiç bilinmez, hiç olmamış gibi yaşanır gider... eskidenmiş o bekleme dönemleri etrafımdan gözlemlediğim kadarıyla...

    (bkz: sprite tan acımasız gerçekler)
  9. gaylerin ve bayanların askere alınmadığı ülkemizde sadece bayanların hissedebildiği duygu patlaması.
  1. 1