|
|
- kafa siker, şahsen benim öyle oluyor. bir başka benzeri için (bkz: karı dırdırı)
- insanın içinden bişeyler kopartır, hele de yapılabilecek somut hiçbişey yoksa, unutturabilmek, tümden unutturabilmek için geçmişin hayaletlerini.. acıtır..
- ağlayan sevgilinin kız ya da erkek oluşuna bağlı olarak değişik tepkiler vermenize sebep olabilecek sulu hadise.
- (bkz: ağlayan sevgili)
(bkz: sevgilinin gözyaşları)(styks, 30.04.2007 14:41)
- (bkz: baby don t cry)
- içinizi acıtması bir yana içine düştüğünüz durumun çaresizliği sizi daha kötü bir çıkmaza sürükler. üzülme,tamam ya da geçer gibi kelimelerden çok daha fazlasını söylemek ister insan ama eliniz kolunuz bağlı durmaktan başka yolunuz yoktur kimi zaman. onun canı acıdığı için sizin canınız bin kat daha fazla yanar. sevgilinize onun yanında olduğunuzu hissettirmekten başka birşey kalmaz insana.
- canınız kadar çok sevdiğiniz insanın ağlaması insanın canını kendini ağlatan durumlardan daha çok daraltır.
insan elinden geleni yapmak ister ancak yapacağı birşey olmadığı zaman kendini daha bir çaresiz hisseder.
sonuç olarak ağlayan insan alelade bir insan değildir sevgilidir, özeldir, kalbinizi paylaştığınız hayatınızı paylaşmak istediğiniz insandır.
- çekinmeden ağlıyorsa şu kesin ki canı yanmıştır sebebi siz iseniz zaten anlamak zor insan sevdiğini üzer mi hiç saçma.adı üstünde sevgilidir,senin sevdiğindir,seni sevendir,senin değerlindir,o mutlu olduğunda seni mutlu edendir,o üzüldüğünde sen de üzülensindir.ama değil iseniz o an ne isterse ne mutlu edecekse onu yapmak en iyisidir ;kırmızı kar yağdırmak derecesinde istekler olmadıktan sonra tabiki.
- eğer buna neden sizseniz;
the game deki michael douglas gibi kendinizi aşağıya bırakmak istediğiniz çaresizlik durumudur.
- iç acıtıcı durum. ağlatan gidip yakalanıp pataklanasıdır ama yapılmaz hele ki sizseniz.
- bırakınız yapsınlar, bırakınız sümkürsünler dedirten durumdur. tehlike ağlamamasındadır.
- sizin ömrünüzden ömür götüren anların başındadır.
- gözden akan her damlaya bin defa kurban olmak, akan her damlaya bin can feda etmektir.
bir avuç eylül toprağına gömeceğim bu hikayeyi bu kez…
dalları altında bebeler gölgelensin duasıyla, gözlerimle sulayacağım…
bir türküyü bam teline hediye edeceğim; çabuk büyüsün diye ninni niyetine…
‘ağlama yâr, ağlama’
hüzün sarısı bir sonbahardı, değmişti ellerin anka’nın zümrüdümsü tüylerine…
gündüzleri güneş’e bırakıp, geceleri nöbet tuttum ay’la; anka üşümesin diye…
akrep ardına düşmüştü ki, önünü kesti anka’nın kaçarken, üçüncü tekillerin…
sesin bile çıkmadı…
‘o’su olmuştu anka, birdenbire hayatının…
uçtu anka uzaklara; uçabiliyordu zira…
ardına bakmamak için gözlerini dağladı sevdasının karasıyla…
ve gitti…
işitmemek için senden geleni, kulaklarını sağır eyledi martılara…
ay(lar)ı şahit oldu gecenin…
ve sildi gözlerini, gecenin soğuğu, parmaklarını dondursa da…
sabahlar aydınlığına sarılmıştı,
hapisti anka, kaf dağ’ının adı dua olan en aydınlık zindanına…
bir ses geldi…
suskundu zaten martılar anka’nın küskünlüğüne…
ve kapı çalındı yeniden tanıdık bir yabancının elleriyle…
vahşiler açmalıydı bu kapıları…
ve anka duymamalıydı, vahşilere kurban sevdaların feryatlarını…
oysa akrebin zehiri erken uyandı ve kırıldı bir sokuşta anka’nın kanatları…
her kalp, her atış ve her feryat, katlinin fermanını yazdı anka’nın…
ağladı anka…
yağmur aldı gözlerini…
yaralı kuşum ağlayadursun kanatlarına,
geri döndü ‘dönmeyesin’ diyemedikleri…
geri döndü gün geceye ve geri döndü yağmur buluta…
bırakmışken gözlerini yağmurlar, gözleri değdi anka’nın vazgeçemediklerine…
sustu martılar…
geçmedi gece…
bırakmadı ay, anka’yı geceye…
ve çoştu yeniden ırmakların delisi…
zamanın vapuru, kıyıları dolaşır oldu asice…
ve bir ses işitti kulaklar:
‘sorun bir hele, ne için bekleyişler’
sordular
serzenişleri bastılar yaralarına
gönlünden ve gözlerinden akanlar, ala boyadı deli ırmağın rengini…
kaç lale mevsimi geçti bilinmez, anka’nın gözleri hiç kurumadı…
ondandır; yağmur yağar her sabah bu diyara…
ve ondandır martıları hiç gülmez bu diyarın…
ay’ın her bırakışında anka’yı geceye,
bir türkü dolar dillerine martılar,
ırmağın delisini geçebilen her gecenin sabahında
‘ağlama yâr, ağlama’
anka'nın öyküsü(te5ir, 21.05.2007 02:06 ~ 02:12)
- eğer ağlayan sevgili kızsa, birşeyler yapmak gerekir.
eğer ağlayan sevgili erkekse, artık yapacak birşey kalmamıştır demektir.
- sizi gözyaşlarıyla sulamasıdır..kristal şişelerde muhafaza edilecek kadar kutsaldır o gözyaşları...
- vicdan azabı çekmenin dışında artık kapasa çenesini mız mız bununla uğraşmak istemiyorum diyen iç sesinizlin yanında hafif bir ben neymişim ağlattım resmen adamı düşüncesini aklınızdan geçirmenize sebep olan durum
- ben ne yaptım veya biz ne yaptık da bu halde bulduk kendimizi dedirtir. insanın içinden sanki birşeyler kopuyormuş gibi olur, bakakalınır... birlikte ağlanırsa birbirini nötürlemek gibi birşey olur, rahatlanır. sonrasın da zaten ilk toparlanan kişi gözyaşlarıyla, kırmızı ve şiş gözlerle hatta akan mukusla dalga geçerek diğerinin de kendisine gelmesini sağlar... tabii kurtarılamayan gözyaşları da vardır ki, sanırım izi hep yürekte kalır, yastıkta hep izi durur, rimelin siyahlığıyla...
- o bir damla gözyaşında boğulabilir insan. sakat.
- acı verir insana. heleki ağladığı zaman yanında olamıyorsanız yada sizin yüzünüzden ağlıyorsa kahreder.
- çaresizliktendir sevgilinin ağlaması. güçsüzlükten değil... bunca zaman içinde yaşanmış acı veren her şeyin küçücük bir sözcükle ya da ters bir davranışla gün yüzüne çıkıp, ruhu sarsmasındandır ağlamak. ağlarken unutmaya çalışıyordur bazı yaşanmışlıkları sevgili. söyleyeceği çok şey vardır ama ağır konuşup her şeyi geri dönülmez bir noktaya getirmekten korkar. içine atmıştır, şaka amaçlı yapılan en ufak bir hareket dahi yeterdir onu üzmeye, yüreğine gömdüğü acıların hortlayıp tekrar kendisini boğazlamasına. boğazlanan insan bağıramaz ki, çıkmaz sesi. ağlar. ağladıkça karşısındaki onu güçsüzlükle, hatta daha da ağırı birey olmamakla suçlar. dünyaları yıkası gelir o an ağlayan sevgilinin. ama yine susar. çünkü o, er kişinin sandığı gibi ' ufacık bir şey için bile' ağlamıyordur aslında. bir sürü nedeni vardır, birikmişlik vardır. bağırası gelse de, nereden başlayacağını bilemeyip susar kız ve ağlar, ağlar. bağırıp çağırmak yerine, içine atıp yürüyebilecek kadar güçlüdür çünkü o bilmese de...
- her şeyle her zaman başa çıkmış güçlüklere mücedele etmiş olan erkeğiniz bir yerde tıkanıp kalmış ve gözyaşlarıyla tıkanıklığını açmaya çalışıyorsa ve bunu size farkettirmemeye çalışıyorsa yürek burkar.
|