|
|
- sonrasında aynaya bakıldığında korkutacak kilo, nefes darlığı, şiş gözler ve göz torbaları oluşturacak, sevgiliyi büyük ihtimalle mutlu edip egosunu tavana vurduracak gereksiz aynı zamanda sağlıksız bir durumdur. gerek yoktur. salaklıktır.
- efendim bu tüketim sevgiliden ayrı geçirilen her gün artmakla beraber içkinin verdiği bünyeyle belki sevgilinin yeniden kazanılmasıyla sona erecek eylemdir.
- sevgilisi tarafından terkedilen kızlardaki artan çikolata tüketimine denktir.
(nectar, 30.06.2006 19:59 ~ 21:48)
- katatonik bakışlarla dünyadan habersiz olma isteği,(bkz: katatonia)
- (bkz: sevgiliden ayrılınca alkolik olmak)
- artan tüketimdir sonuç olarak sevgiliye karşı saçmalamaya sebebiyet verebilir. ama en çok böyle zamanlarda anlarsınız sarhoş olduğunuzu.
ayrıca (bkz: terk etmek)
- seni sevdim noooldu efes tekel zengin oldu şeklinde bir sözü de vardır
(quench, 24.03.2008 02:31 ~ 09:08)
- içki tüketim grafiğindeki ani yükselmelerin sebebidir.
- bu tüketimde ciddi artış görülmekle birlikte, ayrılık temalı şarkı dinleme sayısı da gözle görülür oranda artmaktadır. bir de bunların yanına üçlü olarak arkadaşların kafasını sikmek eklenebilir.
-ben onu çok sevdim.
+biliyorum abi.
-onu çok sevdim ben.
+evet abi biliyorum.
-ben onu çok sevdim be.
+evet abi...
- dünün çulsuz ve açlıktan nefesi kokan tekelcinin bugünün emlak zengini olmasına ve bok gibi zengin olması realitesine bakınca keseye zarar olan tüketimdir.
1.2 dizel araba gibi para harçayan bünyenin 9000 cc 12 silindirli benzinli şahin gibi sarfiyat yapmasına sebebiyet vererek kişilerin bütçelerinin yanında ozon deliğinin iğne deliği gibi gözükmesine neden olur.
vel hasıl-ı kelam kişi duyunu umumiye teslim etmemesi için kemer sıkma politikasını yürürlüğe sokması gerekir. ama biradan göbek ramazan davulu gibi sismiş ise o vakit askı takması daha iyi olur.
- alkolün acıdan kaçmak, hüsrandan uzaklaşmak olduğunu sanır çoğu kişi, fakat yanlıştır. sevgilinin yokluğuyla ayık bir kafayla baş edemezsiniz ve imdadınıza alkol yetişir. kim ne derse desin, alkol iyileştiricidir. çünkü savaş alanındaki keskin mızrakları, sert sehpa uçlarını yumuşatır ve bu şekilde yangın alanına girebilmeniz için önünüzü açar. sarhoş oldukça, acının merkezine daha çok inebilirsiniz. şöyle düşünün, sıcak kahvenizden aldığınız ilk yudumlar dilinizi yakarken, kahveyi yarıladığınızda artık diliniz de sıcaklığa alışmıştır ve yudumlarınızı daha çok almaya başlarsınız. işte alkol de böyle bir görev üstlenir, içinizi yakarak, sizi daha çok dibe çekerek duruma alışmanızı, kanarta kanarta acı ile biraz daha buğulanmış bir dünyada yüzleşmenizi sağlar.
günler, aylar ve bazen de ne yazık ki yıllar alır bu durum. artık sevgilinin yokluğuna alışmışsınızdır. içerken ağlama krizlerine girmiyorsunuzdur. fakat yüzünüzdeki o gülüş, bir daha asla eskisi gibi kaygısızca olmaz.
yıkıcı bir çarpılma yerleşmiştir gülüşlerinize. sadece dikkatli bakanlar tarafından görülebilen.
- hüznün de etkisiyle kimi insanlarda oldukça fazla olan tüketimdir.
bu durum sadece hüzün olduğu zaman olmuyor aslına bakılırsa. kimi kişiler çok mutlu oldukları zaman da kendilerini içkinin esaretine almayı seviyorlar, bunu ben de yaptım, noldu, tamamen ekonomik olarak çöküş. kısa bir anı olarak;
----- bu alan mal bir insanın hayatından bir kesittir -----
üniversiteyi kazandığımı öğrendiğim hafta arkadaşlarım ile barda eğlenelim dağıtalım istedim, 3-5 kişi buluşup adam akıllı bir bara gittik. o geceyi tam net olarak hatırlayamadığımdan tüm detaylarını veremeyeceğim. hatırladığım tek şey, votka'nın üzerine 6 bira içtiğim ve başımın deli gibi döndüğü. arkadaşlarımdan birisi artık kalkalım dedi ve ben de o kafayla "tamam kalkalım ama hesap benden" dedim ne alaka ise.[sanki çok zenginim ya]
neyse efendim paraları barmen ben alayım dedi, biz de tamam dedik, hesap 117 ytl gibi birşey tutmuştu zaten, ben de çıkardım cüzdanı verdim parayı, sonra o kafayla gidip barmene sarıldım, içki servisi, hoş sohbeti için. nereden geldiyse içimden ona da bahşiş vermek geldi. elimi tekrar cebime attım[bonkörüm ya çok]. zaten başım dönüyo, beş ytl ile elli ytl'nin renkleri de koyayım birbirlerine ne kadar benziyosa, adama çıkardım on ytl vereyim dedim ama gelin görün ki iki adet elli ytl vermişim, barmen salak salak yüzüme bakıyo. anlamadım ben de ilk, şaşırma o senin hakkın demişim. tabi bu süreçte benim o mal arkadaşlarım da olayı izliyor.
neyse efendim sabah uyanıyorum cüzdanımda para yok. bizimkilere soruyorum "lan dün hesap ne kadar tuttu" diye. bu kadar diyorlar, alla alla diyorum. bayağı bayağı para yok cüzdanımda. sonra aralarından birisi geliyor;
+ abi söylemeyecektim ama içime sinmeyecek valla.
- noldu lan, ne söylemeyecektin?
+ abi sen dün ne kadar bahşiş verdin biliyo musun?
- ben dün bahşiş mi verdim, kime verdim amına koyim..
+ barmene...
- deme...
+ ne kadar verdin para, hatırlıyor musun?
- deme...
dememle kafamda şimşekler çakıyor. o sinirle elimi cebime sokuyorum ve elimde iki adet beş ytl olduğunu görüyorum. o parayla da gidip güzel bir kahvaltı yapıyorum, artan parayı da bahşiş olarak bırakıyorum.
----- hüzünlü son ------
ama dersimi alıyorum, bahşiş bırakmıyorum kimseye, para üstü 5 kuruş bile olsa alıyorum. valla para üstlerinden biriktirdiğim paralarla o yüz ytl'yi tamamlıyorum, az kaldı, olacak...
- tükettiğine göre değişir. ne kadar birbirinden içtiğine göre. pestilin çıkmışsa, kuruyp kalmışken sulanmaya o kadar ihtiyacı oluyor insanın.
- eğer çok içen biri değilseniz bu hadiseden sonra bok varmış gibi içki tüketimi artmakla kalmaz içki için milletten borç alma olayına girersiniz. bu durumda eğer sevgiliniz sizi bırakacaksa kesenin ağzını açmalı. devirdiğiniz şarap şişeleri kırılıp bir taraflarınızı da kesebiliyor.
|