bir şeyi, değerinden çok daha yüksek bir fiyata maletmek. insanın kendi kendisiyle giriştiği ticarette kazıklanması durumu; avanaklığın daniskası, budalalığın fiyakalısı yani bir nevi kelepir salaklık.
eşkiya filminde karşımıza çıkan durum.
arkadaşını satan kişi, iki kişinin de aşık olduğu hatun kişiyi keje daha çok sevdiğini belirtmek için "ben onun için en yakın arkadaşımı sattım. ya sen ne yaptın? demişti(arkadan vurulan şahsiyete).
aslında bi açıdan baktığımızda şerefsizlik olarak görülse de sevgiye ve belki daha çok çaresizliğe işarettir.
(bkz: eşkiya)
(bkz: şener şen)
(bkz: türk filmlerinin belki de en iyisi)
bu cinsler eninde sonunda dönüp dolaşıp dostum dedikleri kişilerin dibinde biterler. kafalarına, herkesle herşeyin paylaşılamayacağı sonradan dank eder. ama artık dost gerçekten dost mudur bilinmez. acınası halleri vardır. sonu tümden yalnızlıktır.
şu hayatta herşeyi haketmek gerekir. özellikle bizim için çarpan kalpleri.
tercih meselesi olarak algılanan, kişiyi, nasıl olsa dostum mazur görür düşüncesiyle hareket ettiren durumlarda aslında dostun da mazur görmediğini anlatan kalıp.
insanın kendisine yapılınca içine oldukça oturan bir harekettir. hele ki dostum dediğiniz kişinin size önceden söz vermesine rağmen bu tip harekete girişmesi olayın vehametini arttrır ki buluşma sebebi sizin yaz okulunu geçme kalma durumunu etkileyecek olan bir konu mevzu bahise tadına doyum olmaz. allahtan dişican sözün önemi bilipte odun yontmayı seven biridir.
her erkekten beklenmesi gereken tipik davranış şekli. bu tip adamlar sevgilileri onları terk ettikten sonra yine utanmadan sattıkları adamların omuzlarında teselli aramaya çalışırlar.
eğer zamanında dostun için sevgilini sattıysan, bir daha aynı hatayı yapmamak için, ilşkinin devam etmesi için yapılması şart olan eylemdir.
(bkz: sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer)
türkçe'yi severim ve türkçe sözcüklerle yazımış bir yazıyı mümkün olduğunca gerçek anlamlarıyla düşünüp, üzerinde tartılmaya da bayılırım, alakaya maydanoz dersek şurdan bitiyor bunun kökü, iş bu konunun şahısları "sevgili" ve "dost" kişileri harbi kişiliklerdir. burada da satmak fiili kullanıldığına göre bu başlık paradokstur. yalandır. ha açılmıştır demek ki kabullere gideceğiz:
söz konusu dost kişisi eğer satılma eylemine maruz kalıyorsa zaten dost değildir, aradaki ilişki dostluk mertebesinde değildir. sevgiliyi, sevgilidir, budur, bu kadardır, insanın diğer yarısıdır, dost da bunu anlayabilecek kapasitedeki kişidir. eğer bu kapasiteye sahip değilse o zaman dost değildir ve bu kişiye kendini sattırmak eylemini yapmak zorunda bıraktırır. bir dost dostunu kendiyle sevgili arasında bıraktıracak kadar iki araya sokuyorsa yine dost değildir. dost kişiyle bu olayları yaşamak zorunda kalmaz hiç kimse.
yapılmaması gereken birşeydir.ilişkiler genelde gelip geçicidir.bir çok sebepten dolayı ayrılırsın.eger arkadasını sattıysan ne kadar pişmanlık duydugunu ona anlatmak berbattır.seni affetmeyebilir veya affetse bile aranızda hep güven problemi olacak ve siz eski arkadaslar olamayacaksınızdır.yeni tanısılan bi insan için dost satılmamalıdır.
sevgilisiyle bir problemi ya da sıkıntısı olduğunda derdini anlatacak ve sığınıp moral bulacak biricik insan dostuyken sevgilisiyle iyi olduğu zamanlarda dostuyla eskisi gibi görüşmeyen, dostuyla buluşma fırsatı olduğunda bile ekip her zaman buluştuğu sevgilisine koşan insanlar, sevgilisi için dostunu satan insanlar vardır. siz buluştuğunuzu ona haber vermediğinizde ya da buluşalım dediğinde gitmediğinizde ise "oo artık hiç görüşemiyoruz, koptuk, satışa getirme" gibi laflarla görüşememenizin sebebi sizmişsiniz gibi sizi itham ederler.
büyük bir salaklık örneğidir. yumruklaşmaya kadar gidebilir. örnekle anlatım ;
lise 2. sınıfta falanım. hatunla bizim arkadaşlar henüz arkadaşlar. kız geliyor arkadaşımı anlatıyor, arkadaşım geliyor kızı bana anlatıyor. ortalama 1, 1.5 ay bu böyle gitti en son ''e artık çıkın siz'' dememle araları oldu.böyle dememe bakmayın bunu dedikten ancak 2 hafta sonra dışarıya çıkabildikler. bu 2 haftalık süre içerisinde de elden telefon hiç düşmedi hep mesaj tam mesaj . iyi güzel hoş.
sonra ne olduysa kızla benim aram biraz limoni oldu. bana gelip arkadaşımı anlatması hoşuma gitmiyordu, dinlemek istemiyordum daha doğrusu. her anlatışında ''he he öyledir ,ehehhe, öyle mi yaptıııı , ne komik'' tarzı replikleri aynı ses tonuyla tekrarlıyordum bu sayede 3-5 dakika içerisinde bozulup gidiyordu.
sonraları bir durgunluk herkes kendi halinde takılınmaya başlandı. neyse bir gün gittim okula bi arkadaşım gelicek -evet kız- başka okuldan onu bekliyorum kapıda bizim angut kızımız beni görür kapıda yanıma gelir ve arkadaşımı gene anlatmaya başlar. bende kendisine uygun bir dille arkadaşımı beklediğimi , onunla ilgilenemeyeceğimi , başka zaman konuşursak dinleyip yorum yapacağımı söyledim. kız bir daha seninle görüşmeyecek diyerek gitti. anlam veremedim. belki ''tulumba'' demeye çalışmıştır dedim. sonra arkadaşım geldi muhabbete daldık. sonra biz sırada otururken başımı bi kaldırdım karşımda bu angut kızın sevgilisi olan ve gaza gelmiş bir insan yavrusu duruyordu. ''dışarı gel lan'' diye seslendi. ciddiydi. beklediğim arkadaşa ''bir saniye'' diyerek dışarı çıktım.
sonra bu gaza gelmiş arkadaşım koridorun ortasında bana ''sen benim sevgilimi nasıl başından atarsın, onla adam gibi konuş alırım aklını , kimsin ki ? , zaten kaç aydır başından savıyormuşsun , akılllı ol'' tarzı şeyler söyledi. kalbim sesini kulaklarıma duyuruncaya kadar atmaya başladı. bu vakte kadar o kızla arasını yapan, ne zaman ihtiyacı yanında olan arkadaşını bir kız uğruna bu tarz sözlerle kıran adamın cezası politik bir ceza olmamalıydı. zira olmadı.
dayanamadım . açıldım vurdum tokadı tam ''kendine gel '' diyecektim ki o da bana vurdu sonra kafa atmaya çalıştım yumruk salladım tekme attım. araya girdiler ayırdılar benim boğazım çizildi o kıp kırmızı oldu.
prim yapan kim oldu ? kız . kazanan kim oldu ? kız.
çok sürmedi 3 hafta sonra ayrıldılar. ayrıldılar diye konuştuğumu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. yaklaşık 2 yıldır kendisiyle tek kelime konuşmuyorum.
ayrıca kavga günü okula gelen kızla aramda hiçbir şey yoktu . öylesine bir arkadaştı. valla bak.
üniversite 1. sınıftaydım ve en yakın arkadaşımın çok sevdiği 5 senelik bir sevgilisi vardı. sonra bir gün çocuk kızdan ayrıldı ve sebebi de 5 senedir bir kere bile onu öpmesine izin vermemesiydi. daha sonra arkadaşım canım arkadaşım bir çocuğu çok beğendiğini söyledi ve gidip bir arkadaşımdan o çocuğun telefon numarasını aldım. ve canım arkadaşıma verdim. çocukla aralarını yaptım ve sonunda benim canım arkadaşım çok namuslu arkadaşım 5 senelik sevgilisini bir kez bile öpmeyen arkadaşım çocukla yatmış. tabi bunu öğrendiğimde kahrolmuştum. diğerini çok severken bir kere bile öpmemiş olan arkadaşıma bişey olmuş yeni tanıştığı birisiyle yatmıştı. daha sonra yeni sevgilisini hiç sevmediğim için ve nefret ettiğim için sürekli çocukla kavga ediyorduk ve bir gün canım arkadaşım geldi ve bana sevgilim seninle konuşmamı görüşmemi istemiyor dedi. ve bütün ucuz dostluklar gibi benim canım arkadaşımın ucuz dostluğu da bitti. şu anda ondan nefret etmiyorum ama hiç birşey eskisi gibi değil. hatta nerdeyse hiç görüşmüyoruz çünkü şimdi de ben onunla görüşmek istemiyorum. sebebine gelince; o iğrenç yaratıkla evlendi...
ne büyük bir yavşaklıktır.ne büyük bir kazıktır.direk kazıklı voyvoda işkencesi acısı verir.o insan kazığa oturtulmalı.kolu kesilmeli.neresiyle sattıysa orası kesilmeli.bir anlamda şeriat kanunları uygulanmalı.türk mahkemelerinde yargılanırsa direk salıverilir.salıverilmezse bile 3-5 gün hapse girer.3-5 gün hapse girmese bile kefaret ödeyip çıkar.
kısacası bu adam sağlam bir adam değildir.am sikmek için herşeyi yapar.ne kadar am sikse bile o insan yine de abazandır.maldır.malaktır.hiçbir işkence yapmayın vazgeçtim.salın çayıra otlayıversin orda.