görseller
sevgilerimle 
  
belki ilginizi çeker
  1. · bir acı kahvenin
  2. · oda tribi
  3. · dilimin ucunda kelimeler
  4. · sezen aksu
  5. · dört günlük bir şey
  6. · serçe
  7. · küçük yaz çiçeği
  8. · imzalı resim
  9. · çocuk
  10. · hata
gündem
  1. · beşiktaş ile fenerbahçe taraftarı arasındaki fark
  2. · tunceli alevileri dinsizdir
  3. · izmirli altıncı nesiller buluşuyor sevişiyor
  4. · itü sözlük yazarlarından şiirler
  5. · ahmet kaya
  6. · aklidengegorecelibikavramdir
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · sadri özcan
  9. · hep sevgilisinden bahseden arkadaş

sevgilerimle  

  1. 1980 yılında kervan plak'tan çıkan sezen aksu albümü. albümün şarkıları :
    dört günlük birşey
    küçük yaz çiçeği
    uzaklarda bir çizgide
    sürüklüyorum çaresizliğimi
    bir acı kahvenin
    hani
    dilimin ucunda kelimeler
    sensizim
    çocuk
    hata
    (chixculub, 14.09.2006 13:01)
  2. genellikle samimi kişilere yazılan e-postalarda yada mektuplarda mektubu bitirme, sevgilerini gönderme kelimesidir.
    (katinanınelindemakası, 14.09.2006 13:39)
  3. alişan'ın son albümünün adı ve ilk parçası. radyolarda falan çalıyor sık sık. şarkı için bir şey söylemeyeceğim ama girişte bir abla nın "lay lay lay la lay la lay laaay" çekmesi var ki, süperdir. yüzeysel bir araştırma yaptım, kimmiş bu abla bulamadım. dinleyen bana hak verecektir, o ne güzel sestir, o ne güzel vokaldir, o ne güzel lay laydır.

    edit: aslında fantazi müzik stabndartlarında şarkı da gayet güzeldir.
    (depik, 22.07.2008 15:57 ~ 16:02)
  4. yıl 1980; ama aylardan eylül değil; bu bir yandan iyi, bir yandan da değil.

    “iyi” çünkü henüz çizme sesleri kaplamamış ortalığı, henüz kimse sırtımıza basmamış-kafamızı ezmeye niyetlenmemiş.

    “kötü”, çünkü olup biteceklerin farkında değiliz, bir şeyler neredeyse bağırarak “ben geliyorum-geleceğim” diyor ama farkında değiliz, ya da değilmişiz gibi yapıyoruz.

    “farkında değiliz-değilmişiz” gibi yapıyoruz ama işin edebiyat, sinema ve müzik kanadındaki görmüş-geçirmişler, açık ya da kapalı bize bir şeyler söylemeye-göstermeye çalışıyorlar ama dinleyen kim? “geliyor” diyorlar, “kaza geliyorum diyor, dikkat edin; bugünlerinizi çok arayacaksınız!”

    atıf yılmaz, filmleri ile gözlerimizi açmaya çalışıyor. “minik serçe” ve “kibar feyzo”da, “her zamanki gibi bir hikaye” anlatıyormuş gibi görünüyor ama öyle değil; “yükselen öfke”yi ince ince serpiyor “kare”lerin arasına; “değiştiniz-değişmekteyiz; dikkatli olalım” demeye çalışıyor. bu uyarının yetmediğini-yetmeyeceğini görünce de, çok daha aleni bir dil kullandığı “adak”la geliyor üstümüze! “duyanımız-edenimiz” yine olmuyor.

    selim ileri ise “yaşarken ve ölürken”i yazmakta o sıralar; 12 eylül öncesi yayınlansa, “selim ileri darbeyi öngördü-bildi” diyeceğimiz bir kitaptır bu; ama bu kadar değil, fazlası vardır. başta kendimize olmak üzere, nasıl “hain”, nasıl “kıyıcı” olduğumuzun resmidir bu kitap; “duyanımız-edenimiz” yine pek az oluyor.

    işin müzik tarafındaki “manifesto” ise, sezen aksu'dan geliyor, “sevgilerimle” adlı albümle. ama vakit daralmıştır artık, yapacak fazla bir şey yoktur.

    gelecekler-geliyorlar derken gerçekten de gelmişlerdi.

    ama filmler-kitaplar-şarkılar hep yanıbaşımızdaydı; “bir teselli” aradığımızda ilk başvurduklarımızdı; hele hele şarkılar, hele hele onlar...

    saygılarımızla...

    aksu'nun “bir altın çağ” yaşadığı ve yaşattığı kent'ten ayrılıp, kervan'a geçmesinin hemen ardından yayınlandı “sevgilerimle”. “kaybolan yıllar” ve “gölge etme” gibi çok satmış 45'likler, “serçe” gibi çok satmış-çok iyi eleştiriler almış bir albüm sonrası aksu, kent'ten ayrılmış ve orhan gencebay'ın firması kervan'a geçmişti.

    eski firma kent dışında, kimse şaşırmamıştı bu “gidişat”a.

    aslında kent de şaşırmamıştı ama şaşırmış gibi yapmak işine gelmişti; çünkü elinde aksu'nun herhangi bir biçimde yayınlanmamış birkaç “deneme kaydı” vardı ve bunları piyasaya sürmesini mazur gösterecek bir “senaryo”ya ihtiyacı vardı; haksızlığa uğradığının işaretlerini çakacak bir senaryoya.

    “yalancı” ve “allah aşkına” adlı bu plaklar, işte tam da bu ara dönemde verildi piyasaya; aksu'nun, başta kendisi olmak üzere, hepimizi (hiç olmazsa “o gün”, hiç olmazsa “o aralar”) düzlüğe çıkaracak şarkılarla dolu bir albüm, hazırlamaya başladığı sıralarda.

    bir türlü “endüstri” olamamış müzik “piyasa”mızın bu çok rastlanır tavrına aksu'nun cevabı gayet “sade”, gayet “yerinde”ydi. peşinde gezinen ve bu konuyu kurcalamaya bayılan muhabir ordusuna hiç yüz vermedi ve verdiği bir ilanla “durum”u, kendince izah etti: “kent müzik ticaret ve pazarlama limited şirketi ile hiçbir bağlantım kalmamıştır. ilgililere ve dostlarıma duyururum. saygılarımla…”

    ve sevgilerimizle...

    “sevgilerimle” albümü yayınlandığında, aksu'nun yaptığının yalnızca “bir firmadan bir başkasına geçmek” olmadığı net bir biçimde görüldü-anlaşıldı. aksu'nun yapmak istediği bir “tavır”, hatta bir “yapı” değişikliğiydi.

    ve bu “yeni bir başlangıç”ı yeni bir firmada yaparak, altını hiçbir şüpheye mahal kalmaksızın çizmek istemişti.

    aslında “sevgilerle” bize sunulmuş şarkıların tamamı, hem “duygu” hem de “ruh” olarak, aksu'nun o güne kadar bize söylemiş olduğu şarkılardan çok farklı değildi. bir kısmı (mesela “hata” ve dört günlük bir şey”), tıpkı “yaşanmamış…” ve “kaybolan yıllar” gibi yürek paralayıcıydı. bir kısmı ise (“bir acı kahvenin” ve “dilimin ucunda kelimeler”) “vurdumduymaz”, “olmaz olsun” ya da “gölge etme” ile akrabaydılar.

    ama farklı olan bir şeyler vardı.

    o da şuydu: ilk defa, her şarkı bir sonrakine ekleniyor ve ancak bütün albüm tamamlandığında, “manzara” tam olarak seçilebiliyordu. çok güzel şarkılar ihtiva eden ilk (“allahaısmarladık”) ve ikinci (“serçe”) albümlerden farklı olarak, aksu ilk defa, “gerçekten de bir albüm” yapmıştı.

    albüm, cenk taşkan'ın, daha önce mehmet teoman ve ayşegül (aldinç) tarafından “hastane” olarak yapılmış şarkısının yeni haliyle açılıyordu, “dört günlük birşey”le.

    ve recep aktuğ (“küçük yaz çiçeği”, “hani”), rıza silahlıpoda (“bir acı kahvenin”, “sensizim”), zeren (“dilimin ucunda kelimeler”) ve aksu'nun bizzat yazdığı (emsalsiz “hata” ve “çocuk”) ile yüksele yüksele dönüyordu; hiç durmadan ve dinleyende pikabın kolunu indirip-kaldırmaya hal bırakmayana dek!

    hep dinledik; o zaman da-bu zaman da. ama özellikle o zamanlar; “bir yerlerde” doğan çocuğun sancısını, hepimiz birden içimizde duyarak, hepimiz birden “gözlerinde güneşi” görerek.

    “hata” mı; yapmıştık elbette, hem de çok! kim yapmıyordu ki?

    ama “yarın” önemliydi, “harcanan zamana yazık” noktasına gelmemiz-getirilmemiz önemliydi.

    ve bugün hala “ayakta” olanların büyük bir bölümü, şunu teslim etmekten imtina etmeyeceklerdir: bu albüm, büyük bir kısmımız için “sığınılacak bir liman” olmuştur; o zaman da, bu zaman da...

    sevgilerimizle.

    naim dilmener

    sezen aksu'nun sevgilerimle isimli albümü için yazdı.
    (bimekan, 26.05.2009 22:41)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil