belki ilginizi çeker
  1. · aşk sevgi karşılaştırması
  2. · seni seviyorum
  3. · aşk
  4. · sevgi güzellik ister
  5. · erhan bener
  6. · sevgi aşkın bariyerleşmiş halidir
  7. · bir kadını mutlu etmenin yolları
  8. · aşık olunmamış sevgili
  9. · ıssız kadın
  10. · evlilik
gündem
  1. · okan bayülgen
  2. · soğuk havada kısa etekle dolaşan kızlar
  3. · günün tek cümlelik özeti
  4. · nurcuların hoşuna giden şeyler
  5. · yılmaz özdil
  6. · günün tek kelimelik özeti
  7. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  8. · okulların açılmasını istemek
  9. · semere

sevgi  

 sayfa  / 7
  1. sevginin de çıkarı vardır, gizlidir.elle tutulmaz gözle görülmez.
    ve mubahtır.
    (harakiri, 04.04.2004 22:56)
  2. aşk'ın tersine mantığın hakim olduğu, beynin kalbe ağır bastığı duygu
    (aurorix, 05.04.2004 00:12 ~ 00:15)
  3. (ba of, 24.06.2004 13:21 ~ 13:22)
  4. 5. element
    (jamal, 24.06.2004 14:40 ~ 14:41)
  5. aşk bir dengesizlik işi
    dengeye dönüşendir sevgi (bkz. bülent ortaçgil)
    (quarantine, 29.07.2004 07:27)
  6. sevgi, değer vermesini bilmektir.
    sevgi, yaşama hakkını kabul etmektir.
    sevgi, var olmaktan kıvanç duymaktır.
    sevgi, birlikte olmaktan sevinç duymaktır.
    sevgi, eşitliğin duyumsanmasıdır.
    sevgi, bütün yapay ayırımların hayattan çıkarılmasıdır.
    sevgi, bilinçtir.
    sevgi, insan olmaktır.
    (esdora, 25.08.2004 09:45)
  7. sevgi, sevmek güzel çok güzel. ötesi var mı? bazen içine gömmek istercesine sarılırsın, içine çekersin.küçücük bir çocuğun dondurma yiyişini seyredersin, hiç tanımadığın birine gülümsersin, bunları yürekten istemektir sevgi. bazen sadece bir çiçeğe bakmak kıvrımlarını takip etmektir.bazen birlikte konuşmak, anlatmak, paylaşmak bazen sadece sessiz kalmaktır, aynı şeyi düşünmektir belki de çok uzaktayken bile. yardım etmek istemektir. yaparken hiç bi yük hissetmemektir. ağlarken gözyaşını öpmektir.saftır, yücedir, derindir bi o kadar da içtendir.
    (viola, 06.11.2004 22:33)
  8. (tenekeci, 29.12.2004 23:07)
  9. insanın bilinçli olması ile evrenile kendisi arasında kurduğu denge sonucu beyinsel aktivitelerinin iyi çalışması ve de hormon dengesinin düzenli olması durumunda , nisbî olarak daha kolay hissedebildiği his.

    sevgi kötü olan herşeyden arınmıştır , evde babası ile kavga edip , yakınlarını kırıp dışarda kız arkadaşına aşığım diyen bir bünye aslında bencilce bir isteği belirtmektedir dolayısıyla sevgi çok daha evrensel bir hissiyattır.

    insanın çevresindeki nesneleri nesnel olarak değil öznel olarak algıladığı gerçeğini anlaması , ancak mantık ile gerçeğe ulaşabileceğini ve bunun için de kabullere ihtiyaç duyduğunu farketmesi ve dolayısıyla kabullerin öznel tecrübelere dayanmasının sonucu olarak gördüğü herşeyin aslında kendisine bağımlı olduğunu bilmesi ve gri olan yaşamın beyaz kısmını görmeye eğilim göstermesidir sevgi.

    bütün bunlar ile gelen kendisinden bağımsız herhangi bir insana ve çeşitli nesnelere , içindeki eleyerek elde etiği beyazı yansıtma eylemidir sevgi. *
    (skuba, 29.12.2004 23:13 ~ 23:14)
  10. sevgi deyince, onu hissedince birinden, bir insan* yazmış şunu gecenin ilerleyen saatlerinde;

    = demir dağ =

    çok gördüm nice bedenler benzer
    yoruldum ağlarken zindanları kırmaktan
    eski hikayelerde okudum böyle gözler
    kalmamışken hiç bir ışık tünelin çıkışından
    bir sağa bir sola vurdum düşlerimi
    nefesin nefesim oldu dünya kıskandı bunu
    her gün haykırdı zerrelerim sen diye seni görmeden
    topladım tüm varlığımı yığıldı taşlar üst üste
    serildi sevgiler geçti yalnızlık pençesinden
    bulunca seni yükseldi alevler
    kapamasın bulutlar güneşini rüzgar estim
    ben bir demir dağım senin ateşinle eriyen...
    ellerimle dokunamıyorum gözlerine bakarken
    devlerin gözleri üstümüzde gölgemizdeler şimdi
    hani güneşe bakamazsın ya...
    aniden göz yaşlarım yuvarlanır
    sensiz geçen dakikaların acısıyla
    aniden gülümserim hayalinle seni içimde hissederken
    şimdi bir demir dağım ben eriyorum ateşinle
    sadece senin gönlünde akarım ölene dek sevginle....
    (hell guardian, 29.12.2004 23:15)
  11. binyıllardır şairler, edipler bu kelimeyi anlatmaya çalışmıştır fakat sevgi o kadar içten, o kadar hissedilen bir şeydirki hiç biri anlatamamıştır bu kelimenin gerçek anlamını...
    (game insane, 29.12.2004 23:46)
  12. (bkz: gönül)
    (skuba, 29.12.2004 23:48)
  13. (bkz: kabahat)
    (tenekeci, 29.12.2004 23:50)
  14. karanlığın dibinde balçıkla bulanmış yıkılmaya mahkum bir düzenin , tarihinin başı ve sonu belli olmayan gayri meşru çocukları olan bizler , asfaltın altındaki el dorado'yu bulmak zorunda mıyız eğer ondan haberi olmayan ve cahilce sonlu ama sınırsız bir düzlemde kendimizi yanılgılar ile dolu önyargılar kümesinde var edebilen sapkın düşüncelere bağlamış isek ? bu şekilde biçimlenmemizi öngören ve saf olmayan herşeyi yasaklayan bu iğrenç dünyanın sevgi'yi hatırlaması ancak ve ancak sevgiyi yeniden keşfetmeye mahkum olacak şekle gelene kadar bataklıkta boğulması ile mümkün olabilir şahsi kanımca.böyle bir durumda sevgiden bahsettiğimiz ölçüde günah işleriz.çünkü her türlü kötülüğün içimize işlediği bu acımasız ve umursamaz dünyada (ignorance is bliss) kelimelerin kutsallığını çiğnemekteyiz onları anlamsızlık içinde boğdukça , onların anlamlarını yeterince bilmediğimizden.
    *
    (skuba, 20.01.2005 19:31 ~ 19:32)
  15. ne çok çeşidin var senin ey sevgi. insanlar sana ulaşmak için didinir, çırpınır, diğerlerinin önünde koşar.. azı da çoğu da zararlı olmayan tek varlıksın. insana dünyayı sırtlatacak şevki verir, sonra da kendini sevilene adatırsın. ne şiirlerle şarkılarla tarif etmeye çalışmışlar seni. başaran olmamış tarif eden ama seni gerçekten tadan ve hissedebilen o yüce insanlar hep sessizce zikretmiş senin mükemmelliğini***

    derken şimdilerde seni zor bulur olmuş insanlar. çölde susuz kalan balıklar gibi sensiz olmuş insanlar, çünkü seni başka başka yerlerde arayıp taklitlerine sığınmışlar. ama merak etme ey sevgi.. ben düşmedim o hilecilerin tuzağına..biz* düşmedik. seni, sevilene ulaşma yolunda harcanan ve vuslatla yok olan zayıf bir kağıt gemi gibi tanıttılar dünyaya şimdilerde. koca bir gemiyi ne emeklerle yapıp suyla vuslatında batırıp mahvedenler uydurdu bu yalanı. bilmiyorlar ey sevgi şimdi senin etekleri inmeyle bitmeyen bir "birliktelik"dağının üstünden yuvarlanan bir kar topu gibi giderek büyüdüğünü. görkemini biz* biliyoruz ama merak etme ey sevgi..aslında ruhun kalan yarısının sevdicekle beraber tamamlandığını, ona kendini adamanın doğal bir görev olduğunu, sevginin koşulsuz vermeyle hissedilebileceğini adımız gibi biliyoruz...sabahları doğan güneşle beraber o'na (o an duyamasa bile uzaktan) "günaydın!" demenin mutluluktan ne yürekleri çözerek erittiğini sıcak denize inen bir buzdağı gibi...
    senin aslında, birleşmeye beraber daha da arttığını, insanın kendini koşulsuz sevdiğine adaması olduğunu, sadece yanında sıcaklığını hissetmenin bile aslında yüreği titretmeye yettiğini hatta seni en saf halde yaşamak olduğunu ilk başta biliyoruz biz* senin aslında olgunlaşmanın baş şartı olduğunu gördük biz* ey sevgi.

    ey sevgi! sen öyle bir birleştiricisin ki; ne denizleri geçip insan sevdiceğin yanında yani limanında huzurla gözlerini kapayabiliyor...insan dünyada niye yaşadığını göryor senin yardımınla. ne için yaratıldığını, içindeki alevlerin senin büyüklüğünle gökyüzüne kadar uzadığını fark ediyor insan. biz* biliyoruz bunu merak etme ey sevgi..

    kalp görevini bitireceği zaman bile gözleri son kez kaldırıp elimi elleri arasında sımsıkı tutacak o'nun gözlerine dalıp da hâlâ mutlu kalabileceğimizi biliyoruz senin sayende biz* sen merak etme..

    sözcükler isyan edip seni anlatmaya karşı durur, kendi acizliklerini kabul eder sözcükler senin büyüklüğün karşısında ey sevgi...faruk nafiz** "eriyen adam" olmuş seni anlatırken."kıskanç"ı yazmış sonra "sana" deyip ama yetmemiş. necip fazıl** "beklenen" ile "bekleyen"'i birleştirmiş, attila* "sana mecburum" diye haykırmış sonunda. çok seven yerine göre sessiz olur işte ama kim anlar ki...senin yüceliğin karşısında dilin aman dilediği yerde artık gözler iki küçük sıcaklık akıtırlar yanaklardan süzerek.. senin belki de vücut bulduğun andır ey sevgi..biz* gördük bunu sen merak etme..

    (devamını yazarım belirsiz tarihlerle, keza sevginin kendisi bitmezken, onunla fısıldaşmanın notları bile nasıl biter ki içimden...)
    (hell guardian, 16.02.2005 21:49 ~ 02.09.2005 11:54)
  16. bir bülent ortaçgil şarkısı.
    (latent, 16.02.2005 22:03)
  17. her şeyin en güzeli doğalıdır, doğal da doğadadır, doğal yerden gelen en saf sevgiler ancak doğayla belki biraz anlatılır, belki sapsarı bir kum tanesidir anlatılabilen, sevgi güneşinin pişirdiği anlatılamayan çöller karşısında...

    bir süre sonra bu yüce duygu öyle bir noktaya gelir ki, artık zaman denen yaşlı kurt her hareketiyle insana seller akmış gibi uzun süre geçmiş hissi verir. bırakın günleri belki de saatlerle ölçülebilecek canansız anlar candan parçalar koparır iri pençeleriyle. yürekte nasıl bir alevdir bu, sıcaklığı olmadan yaşanmaz; o sıcaklıkki yerden göğe sarar her yeri, ışığıyla sevgisizlerin gözünü kamaştırır yakar gözlerini, sevenlerin hayranlığı karşısında.

    bir gülümserse canan, bütün yangınlar engin denizlere dönüşür huzuruyla, gözleri gibi derin olur can. ne baharlar gelir bitmemek üzere. masmavi güller açar yüzünde. ne gereği vardır orada konuşmanın; canın yapacağı cananın kollarında eriyip ona karışmaktır ancak. ne dağlar ezilir küçücük kalır cananın yanında, yoksa dağlar mı küçültür kendini sevginin karşısında saygıdan.

    nefesimde yaşar canan, güzden de vurucudur hüznü, baharsa hiç kalır onun sevinciyle uzayan ömrümün yanında. artık her yerde sadece canan vardır, her şey canan olmuştur. her şey ve her yerde o ise; o zaman bir tek o vardır o da tek yerdir artık. bir çınar gibi büyütürüm sevgimi o'nunla, o çınarın yaprakları gibi saçarız bunu dünyaya. çınarlar uzun ömürlüdür bizse ebede çoktan ulaşmışızdır ama..

    (ne fısıltılar kopuyor aslında içerde, ama yeter mi yüreğin gücü dil denen zırhlı parmaklığı geçmeye..)
    (hell guardian, 10.03.2005 23:44)
  18. içinde bir şeyler çırpınıp dururken, sadece gözyaşlarıyla dile getirebilmek; bazense susup kalmak..
    kelimelerin hiçliğiyle tanışmak..
    ama yine de çabalamak; bir şeyleri anlatabilmek, en azından bir kısmını açıklayabilmek için yüreğindekilerin..
    kelimelerle savaşmak..
    sonra pes etmek yeniden, ve yeniden susmak..
    konuşamamak..
    (tenekeci, 10.03.2005 23:57)
  19. (yalnızlık senfonisi, 11.03.2005 01:13)
  20. sev+mek= ten
    sev+gi sevgi
    olmuştur.
    (yalnızlık senfonisi, 11.03.2005 01:14)
  21. türkan şoray:
    -sevgi nedir?
    -sevgi emektir.
    (selvi boylum al yazmalım)
    (etched purple, 13.03.2005 02:09)
  22. sevgin bir büyük dünya olmuş yüreğimde,
    akıyorum sağa sola çırpınarak ismini haykırışlarla,
    üzerinde gözlerimden çağlayan ılık çığlıklarla,
    her adımda dağlar sarsılıyor sevginin ağırlığıyla,
    senin çiçeklerin bitiyor her değdiğim ağaç dalında,
    yüreğim han olmuş sen seyyah,
    el ele yüzüyoruz ikimizin dipsiz denizlerinde
    besliyoruz alevleri göğü aydınlatan sevgi ateşimizin
    gözlerinden ne dünyalar akıyor yüreğime,
    yüreğim han olmuş sen seyyah,
    bitmez yollar son nefese değin,
    beraber yüreğimizi ısıttığımız bahçelerden beri.

    (ama çok az oldu bu şimdi olmaz ki böyle, yetmez bu gönül fısıldaması)
    (hell guardian, 18.03.2005 23:21 ~ 23:23)
  23. hey koca dünya gör de selam dur bu sevginin huzurunda
    sen misin büyük olan küçüldükçe dizlerinin üstünde eğildikçe
    yoksa yüreğimdeki dipsiz, tavansız sevgi mi diye sormuyorum bile
    adı gibi nur olanın gözleriyle beslenen bir şelale gibi
    biz ne dünyalar gördük iki sevdalının gözleri arasında eriyip yok olan
    sana işte kendini adıyor, böyle seriyor ömrünü bu yürek ey bi'tanem..
    eskiden bu küçük dünya mı varmış senin bahçende gezmeden önce
    bir demir dağım işte önünde eririm, yüreğimde büyürüm senin için...

    (dil denen kelepçeden arada bir ellerini uzatan yüreğin sesi bu..)
    (hell guardian, 20.03.2005 17:11)
  24. biz burda senin kayığında sarılmışız birbirimize ey sevgi, bir sağa gider o'nun gözlerine dalgalar, bir sola yatar kayığın benim yüreğimden bir kaşık su gibi akar o'nun gözlerine. bir konuşur ki gökyüzünde mavilikler açılır, dağılır bulutlar...bir susar o kilit gözlerinden yelkenler açılır bu denizdeki fırtınalara, ikimiz de sallanır dururuz sevgiyle sonuçta, ama günlük güneşlik ama fırtınalı ve kesif.
    ey sevgi, senin kayığında yüzüyoruz bu dipsiz, uçsuz denizde, kah ben çekerim kürekleri görünmez seven kolalrımla, kah o yüreğinden yelkenlerini açar senin rüzgarınla su üstünde uçalım diye. biz seni gördük ey sevgi, bir gece omzumda başı, beraber siyah geceye inat. limanlarından kaldırdık gemileri ikimiz için artık, arkamızdan sevinç yaprakları yeşerdi toprakta, bir çift nefer daha yolladığı için sonsuz sevgi denizine yolladığı için. git de öp o yaprağı şimdi, nerde diye sorma, işte bak en dipte, göremiyor musun...doğru ya, ikimizin gönlünde görünmez diplere giriyor gitgide, ne gönül gözleri sığ kalır şimdi görmeye. biz okşarız şimdi o yaprağı beraber, her gün sularız gözlerimizden yüreğimizden düşenlerle büyüyüp kocaman çınar olacağı günler için...
    ey sevgi bak; biz çoktan bir olduk da yüzüyoruz o ferah limanların çevresinde...

    (nasıl bir sel aktı var ya içimde, omzumda ah hep sen)
    (hell guardian, 28.03.2005 22:39 ~ 23:37)
  25. bazen ufacık şakalar bile tehdit görünür sana karşı sevgi, insanın içinde ne dağlar parçalanır hayal edince ya gerçek olsaydı o şaka adı altında söylenen acayip şeyler diye, silahlanırım hemen masumiyetlerini bile bile. ama olsun sen en yücesin işte. biz biliyoruz ya ikimizi.
    (hell guardian, 28.03.2005 23:39 ~ 23:39)
 sayfa  / 7

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil