sevgi soysal'ın politika gazetesinde yayınlanan, sonradan,
bakmak adlı kitabında derlenen, 17 nisan 1976 tarihli, '' emektir sevmek '' isimli yazısının bir bölümüdür:
'' (......)
güneşin hemen hergün, bir gencin ölüsü üzerine kapandığı bu günlerde, analar eyleme geçtilerse, bu yüzden geçtiler.
çünkü, görülüyor ki, toplumumuzda gençliği seven, sadece analar. bunda şaşılacak bir şey de yok, çünkü toplumumuzda, gençlere emeği geçen, onlara emek veren, yalnızca analar. onların ötesinde ''gençlik'' sözcüğünü pek seven büyüklerimiz, yöneticilerimiz, gençleri sevmiyorlar, çünkü onlara emek vermiyorlar, daha güzel insanların oluşumuna hiçbir katkıda bulunmuyorlar.
çünkü gençliği sevmek, ''gençliğe hitabe'' yazmak değildir.
gençliği sevmek, onların spordan bilime kendi başlarına harikalar yaratmalarını bekleyip, arada sırada gerçekleşiveren bu harikalarla övünmek değildir.
gençliği sevmek, devlet kesesinden yapılanlar karşılığında ondan kendi hoşunuza giden şeyleri bellemesini, sizin kafanızı ve gönlünüzü hoş edecek davranışlarda bulunmasını istemek değildir.
gençliği sevmek, boşa tükettiğiniz ve bir mirasyedi gibi harcadığınız umutlardan hicap duymadan, ondan ''ümit'' olmasını beklemeye kalkışmak değildir.
gençliği sevmek, ekonomisinden trafiğine, imarından planına, yönetiminden çarşı pazarına kadar tam bir keşmekeş içine soktuğunuz bu düzene başkaldırdığı zaman, ona ''anarşist'' demek değildir.
ne onun hayatının, ne de hayatın daha güzel olması için hiç emek vermeden '' ey türk gençliği '' demek değildir gençliği sevmek.
hiçbiri hiçbiri değildir. hadi itiraf edin, gençliği hiç mi hiç sevmediğinizi. ve siz ''agucuk'' deyince o, ''gugucuk'' yapmıyor diye, onu copladığınızı, kanına, canına girdiğinizi itiraf edin!
ve analara, işte en çok bu yüzden hırçınlaşıp kinlendiğinizi itiraf edin! edin de olsun bitsin! merak etmeyin, analar işkence yapmaz.''
çok erken gitti sevgi soysal çok.