görseller
sevgi soysalsevgi soysal
sevgi soysalsevgi soysal
belki ilginizi çeker
  1. · yenişehir de bir öğle vakti
  2. · seni seviyorum rosa
  3. · buket uzuner
  4. · erkeklik
  5. · yasaklı kitaplar
  6. · funda soysal
  7. · yenişehir de bir öğle vakti
  8. · şafak
  9. · küçüksaat
  10. · kadın
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  2. · thierry henry
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  5. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  6. · öğretmenler günü
  7. · beşiktaş
  8. · 14 şubatta sevgilisiz olmak
  9. · özgürleştirilmiş ırak

sevgi soysal  

  1. vüs'at o. bener'in vob imzasıyla hakkında beğeni dolu bir yazı yazdığı kadın yazar. o dönem vüs'at o. bener pek tanınmadığından bu "vob" imzasının kime ait olduğunu pek az kişi bilirmiş. bunlardan biri de eşsiz yazar oğuz atay'dır. huysuzluğuyla da nam salan atay, yazıyı görür görmez vüs'at bener'e gidip "abi sen naptın. nasıl yazarsın o kadın hakkında böyle bir yazı!" der son derece hırçın bir şekilde. "biz seninle daha önce bu kadın iyi yazamıyor diye konuşmamış mıydık" diye çıkışır. sevgili vüs'at bener de "napiyim abi kadın geliştirmiş kendini, yazdım ben de "şeklinde masum bir ifadeyle kendisini savunmuştur.
    (betty blue, 18.03.2006 13:18)
  2. "biz unutmak için,kaçmak için soyunanlardandık.

    oysa hatırlamak için soyunulur,hatırlamak için.

    yüzyıllardan beri unutulanları hatırlamak için,

    yeniden başlamaya gücü olmak için,seçim yapmak için,

    seçim yapabilecek açıklığa kavuşabilmek için.

    hayır,demek için.

    evet,demek için.

    başkaldırmak için,

    yakıp yıkmak için,

    barış için soyunulur,soyunulur."
    (mabel, 21.04.2008 22:46)
  3. kansere yenik düşmeseydi daha nice güzel kitapla sevenlerini mutlu edecek bir yazardı.
    (düttürü dünya, 21.04.2008 22:50)
  4. bende sevgi soysal eline batan dikenleri göre göre, onlara baka baka, kanayan yarasına inatla gülü tutan, bırakmayan, beni de ardındaki kan izinden takip ettiren prenses, ıslak sözcüklerle garip bir neşe veren dost yüzü, adına bir de hüznü ekleyen hınzır çocuktur...

    edebiyat "okur"u ağızdaki peltek tatla, yağmur sonrası kokusuyla anar onu... biraz yağmur, birazda yağmurda sığınılandır...
    (zeushera, 07.05.2008 22:59)
  5. "her şey özlenebilir. her şey tutku konusu olabilir. herkes aynı ölçüde kutsal ve aynı ölçüde aşağılık olabilir. tutkular çevreye göre değişen şeylerdir. evli kadınlar toplantısında, en temiz pak aile kadını olmaya özenen aynı kadın, orospuların yanında en orospu olmayı niçin istemesin? önemli olan istektir, hiçbir istek diğerinden soylu değildir, böyle düşünmüş olabilir rosa gizliden."

    (bkz: tante rosa)
    (kadın giyinmiş zaman, 07.05.2008 23:12)
  6. (syntaxerror, 14.07.2008 12:44 ~ 12:45)
  7. sevgi soysal'ın politika gazetesinde yayınlanan, sonradan, bakmak adlı kitabında derlenen, 17 nisan 1976 tarihli, '' emektir sevmek '' isimli yazısının bir bölümüdür:

    '' (......)
    güneşin hemen hergün, bir gencin ölüsü üzerine kapandığı bu günlerde, analar eyleme geçtilerse, bu yüzden geçtiler.

    çünkü, görülüyor ki, toplumumuzda gençliği seven, sadece analar. bunda şaşılacak bir şey de yok, çünkü toplumumuzda, gençlere emeği geçen, onlara emek veren, yalnızca analar. onların ötesinde ''gençlik'' sözcüğünü pek seven büyüklerimiz, yöneticilerimiz, gençleri sevmiyorlar, çünkü onlara emek vermiyorlar, daha güzel insanların oluşumuna hiçbir katkıda bulunmuyorlar.

    çünkü gençliği sevmek, ''gençliğe hitabe'' yazmak değildir.

    gençliği sevmek, onların spordan bilime kendi başlarına harikalar yaratmalarını bekleyip, arada sırada gerçekleşiveren bu harikalarla övünmek değildir.

    gençliği sevmek, devlet kesesinden yapılanlar karşılığında ondan kendi hoşunuza giden şeyleri bellemesini, sizin kafanızı ve gönlünüzü hoş edecek davranışlarda bulunmasını istemek değildir.

    gençliği sevmek, boşa tükettiğiniz ve bir mirasyedi gibi harcadığınız umutlardan hicap duymadan, ondan ''ümit'' olmasını beklemeye kalkışmak değildir.

    gençliği sevmek, ekonomisinden trafiğine, imarından planına, yönetiminden çarşı pazarına kadar tam bir keşmekeş içine soktuğunuz bu düzene başkaldırdığı zaman, ona ''anarşist'' demek değildir.

    ne onun hayatının, ne de hayatın daha güzel olması için hiç emek vermeden '' ey türk gençliği '' demek değildir gençliği sevmek.

    hiçbiri hiçbiri değildir. hadi itiraf edin, gençliği hiç mi hiç sevmediğinizi. ve siz ''agucuk'' deyince o, ''gugucuk'' yapmıyor diye, onu copladığınızı, kanına, canına girdiğinizi itiraf edin!

    ve analara, işte en çok bu yüzden hırçınlaşıp kinlendiğinizi itiraf edin! edin de olsun bitsin! merak etmeyin, analar işkence yapmaz.''

    çok erken gitti sevgi soysal çok.
    (pembe diş macunu, 30.11.2008 20:28 ~ 14.06.2009 23:01)
  8. türk edebiyatında kendine özgü bir yere sahip olan toplumsal konulara değinen,edebi bir dili olmayan,sıradan olayları sıradan bir dille anlatan,12 mart döneminde tutuklanan ve cezaevinde kaldıktan sonra serbest kalan,yakalandığı gögüs kanseri nedeniyle 1976 yılında hayata erken veda eden kadın yazarımız.

    eserleri;
    tutkulu perçem
    tante rosa
    yürümek
    yenişehir´de bir öğle vakti
    barış adlı çocuk
    şafak
    yıldırım bölge kadınlar koğuşu
    bakmak
    hoşgeldin ölüm
    (red cancer, 01.01.2009 16:19)
  9. çocukluğumdur.

    matematik yapamayan, dersleri de çok iyi olmayan bir çocuk olarak, bari kitap okuyayım da, hiç değilse bu yönüme aferin desinler diyerek amcamların kütüphanesini karıştırırken, büyük kuzenimin, boyumun yetmediği yüksek bir raftan yenişehir de bir öğle vaktini çıkarıp bana uzatması, bilgi yayınevi baskısı o sayfaları sararmış kitabı bir solukta bitirmem, sınıf bilinci olarak fazla bir şey anlamasam da, ali'nin yoksulluğundan utanmayan duruşuna, terimlerini anlayamadığım ama çok önemli şeyler söylüyor galiba dediğim uzun konuşmalarına hayran kalışım...

    ne zaman sevgi soysal aklıma gelse, o kitabı okurkenki halim, ali'ye hayranlığım, olcay'a kıskançlığım, mevhibe hanım'a kızgınlığımı hatırlarım.
    üstelik, sevgi soysal, yenişehir'de bir öğle vakti kitabını hapiste yazmıştır, böylesine öfkesiz, sakin ama anlatmak istediğini bir çocuğa bile anlatabilen bir romanı sevgi soysal'ın yazdığı yer yıldırım bölge kadınlar koğuşu'dur.

    onun,'76 yılında gördüğü türkiye'nin şimdiki türkiye'den çok da farkı olmadığını görmüştüm çok sonra bakmak'ı okuduğumda, sevgi soysal, o dönemi, yine kendisine yakışır şekilde, cesurca anlatmıştı...

    küçüksaatte, büyüksaatte, tepebağda, onun izlerini aramamın nedeniydi şafak romanı.

    tutkulu perçem, tante rosa, yürümek...o yarım kalmışlığı, insanda ağlama isteği uyandıran hoşgeldin ölüm...

    tutkulu perçem'den yenişehir'de bir öğle vaktine uzanabilmiş, yalnızca 40 yıllık, eğer insanın en büyük amacı, geleceğe kalmaksa, bunu en iyi biçimde başarmış bir yaşam...

    kaçıncı kez söylüyorum/yazıyorum bilmiyorum ama, çok erken gitti sevgi soysal...
    (pembe diş macunu, 30.03.2009 23:09 ~ 23:20)
  10. 12 mart'ın izlerini taşıyan yazar.mümtaz soysal ile 1970 darbesi ile tutuklu bulunduğu mamak cezaevi'nde evlendi.41 yıllık yaşımına dolu dolu eserler bıraktı.ne yazık ki hoş geldin ölüm'ü tamamlayamadan kansere yenik düştü.
    (mar adentro, 02.06.2009 14:09 ~ 24.09.2009 01:34)
  11. 76-09. otuz üç yıl olmuş bugün. ne zamandan beri aradığımı çoktan unuttum; ama hâlâ tepebağ'da izlerini bulamıyorum.
    (pembe diş macunu, 22.11.2009 21:12)
  12. giderken ardında iki küçük kız çocuğu bırakmıştır. şimdilerde o kız çocukları otuzlu yaşlarını sürmektedir.
    (smartie, 22.11.2009 22:35)
  13. (büşütük, 22.11.2009 22:42)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil