"yarrak değildir!" dememe neden olan cümle. güzel tabi şarkı falan ama biraz oturup, üstünde düşününce çok saçma olduğu kanısına varıyorum. nasıl değildir arkadaşım ya? nasıl? karşına tamamen zıt karakterli birisi çıkıyor. tamam seviyorsun. kimseyi sevmediğin kadar belki. çok da değer veriyorsun, çok aşıksın. dur başka ne kaldı? heh! verebileceğin her şeyi veriyorsun. imtiyazlar, ödünler, mutluluk, huzur vs... sonra ne oluyor? yıpranıyorsun. sike, sike yıpranıyorsun hem de. peki neden? çünkü senin bakış açının tersinden bakmak zorunda kalıyorsun. bir, iki... elbet bir yerden sonra yıpratmaya başlıyor. sabır yavaş, yavaş törpüleniyor ve hafiften tükenmeye başlıyorsun. "ahaha olsun yani" diyebildiğin olaya artık "olsun" diyemiyorsun. tahammül denilen bir şey var sonuçta. o azalıyor git gide. kum saati gibi. bir anda doluyken bir taraf, bir süre sonra azar, azar akıyor ve boşalıyor. tartışmalar artıyor, kavgalar başlıyor. kavgalar artıyor, sinir krizleri başlıyor. sinir krizleri artıyor ve ayrılık geliyor.
eee? hani sevgi anlaşmak değildi? hani iki gönül bir olunca samanlık seyran oluyordu? oluyor muymuş? olmuyormuş di mi? yaa...
"kabul etmek huylarını, değişmeden bir olmak..."
e sen değiştin? kafayı yedin lan. ruh sağlığın bozuldu. yıprandın, tükendin. kısacası siki tuttun arkadaşım. bir de, olamadın. yalnızsın. oturmuş monitöre bakıyorsun gecenin birinde mal gibi. seviyor musun? evet. mutlu musun? hayır. sevgi anlaşmak değil miymiş? ne desem bilmem ki... efendim? tamam sevgi anlaşmakmış. en azından o sevginin daimi olması için anlaşabiliyor olmak da gerekiyormuş. heh aferin. bir daha böyle yalan şarkılar dinleyecek misin? hayır. git yat hadi! tamam abi...
(bkz:
şizofreni)