insanın içinden karşısındakine söylemek istediği bir çok şey olmasına rağmen bunları kelimelere dökemekte zorlanması kilitlenmesi belkide söylemekten korkması karşısındakinden çekinmesi durumu. *
çok ama çok saçma sapan bir durumdur. niye söylenemezmiş, karşı taraftan gelecek cevapmış karşı tarafın bir tarafı kalkacakmış bunlar tamamen bahanedir ve bu durum çoğunlukla güven eksikliğinden kaynaklanır. tamam hadi ilişki yenidir hede hödö o zamanda zaten duyguların belirsizliği ve kafadaki düşüncelerin tam oturmaması olabilir neden böyle bir durumda da sevdiğini söylemek anlamsızlıktır. ama aksi hallerde madem sevginin söylenemiyeceği bir mesafe var arada niye birlikte olunur ki. tam tersi önemli olan sevdiğini söyleyebilmektir, daha da önemli olan karşı tarafın bunun değerini bilmesi ve kaybetmemek için elinden geleni yapmasıdır, yok tersi davranır da bir havalara girerse salıverilir ipi olur biter. değmez kendini üzmeye.
onu sevmene rağmen onun sana ne cevap vereceğini bilemeyeceğin ve terslenebileceğin korkusuyla duygularını açığa vuramamaktır.belki de o da seni seviyordur ve aynı durumdan korktuğu için açılamıyordur. birinin cesaretini toplayıp durumu açıklığa kavuşturmasına kadar sürer bu durum yada birbirinden hoşlanıldığı halde hiç söylenemez...
sen yanmassan, ben yanmassamnasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?... bunu düşündün mü hiç? söylemediğin zamanların karanlığını bastıran ışığın var mıydı senin? benim yoktu. hep düştüm, her ayağa kalkışımda söz verdim karanlıkları aydınlığa çıkarmaya. birden sen geldin, her yer ışığa büründü. demek bu kadar kolaymış dedim, demek ışık buymuş...
çocukluktan kalma bir hastalıktır. ölene kadar peşnizi bırakmaz, eğer yakalanırsanız.
behçet necatigil, ki kendi de aynı dertten muzdariptir, çok derin anlatmıştır bu durumu...
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
siz böyle olsun istemezdiniz
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı.
sevdiğine uzaktan bakıp bakarken gözlerin titremesidir
onunla konuşurken dillerin titremesidir
ismi her duyulduğunda içlerin titremesidir
ama bütün bunlara rağmen
duyguların söylenememesidir
ve bunun sonucunda birgün kaçınılmaz son gerçekleşir
birisi sizin yapamadığınızı yapar
ve yüreğinizde acı midenizde ağrıyla
öylece kalırsınız
bu böyledir
bir kez olsun onun gözlerine bakarak, içten bir şekilde "seni seviyorum." diyebilmek için her şeyini verebilecek bir insanın içinde bulunduğu durum..
defalarca düşünmüştür, kendi kafasında kurmuştur o'na açılmayı, sevgisini itiraf etmeyi, aşkını dile getirmeyi..defalarca gecenin karanlığına bırakmıştır kutsal gözyaşlarını..ancak hiçbir sonuca ulaşamamıştır..asıl canını yakan zaten boşlukta sallanmaktır..ya uçmak ya da düşmek istemektedir..tek istemediği şey o'nun canının yanması,yere çakılmasıdır.. o zaten uçuyordur.. gereği yoktur onu duraksatmanın..anlamsızdır.. o'nın havada süzülmesini izlemek, aşkını yalnızlığa fısıldamak daha güzel değildir belki onun yanında olmaktan ancak o'nun için daha iyi olan budur..tek olmanın soğukluğunun tüm izlerini bedeninde taşımasına rağmen hala bikaç yara daha alırım onun canı yanmasın diye düşünmektedir..her sabah gözlerini bugün o'nu daha çok seviyorum diye açmaktadır..
eğer sevdiğiniz kişi hocanız falansa boşverin söylemeyin.içinizde tutun.bu durumda sevdiğini söyleyememek en mantıklı harekettir.aferim o söyleyemeyene.
nefes almasını bile engeller insanın, koca bi yumru olur oturur göğsüne..haykırmak istersin haykıramazsın,fısıldamak istersin onu bile yapamazsın..her şey size, tek olmanıza karşıdır.. tüm zorlukların üstesinden gelebiliriz biz dersin ama onu düşünürsün, yıpranmasını,üzülmesini istemezsin onun.. onun yıldızlar kadar parlak ama okyanus kadar gizemli gözlerinden düşen bir damla yaş senin bedenine değil ruhuna zarar verir çünkü..
her bünyenin başına gelebilen bir durumdur.
öncelikle bu hatırlanmalıdır. "yalnız değilim, olabilir" diye düşünülmeli, derin nefes alınmalı ardından "konuşsam ne kaybederim ki yahu" denilip, ince ayar hesaplara ve hazır repliklere girişmeye fırsat bulamadan, söylemekle bitmesi gereken durum. *
...bir şey var aramızda
onu buldukça kaybediyoruz isteyerek.
fakat ne kadar saklasak nafile
bir şey var aramızda.
senin gözlerinde ışıldıyor,
benim dilimin ucunda.
dilinin ucundadır belki de. zamanın gelmesi beklenir söylemek için. ya da bu zaman asla gelmez.
neyse geç olsun güç olmasın demişler, böyle avunmak lazım bazen de.
karşılıklı oturursunuz. sizden başka kimse yok. daha ziyade eski defterler açılır. herkes, birbirini tanımadan evvel ne yaşamış, neler görmüş ve dahi neler çekmiş, onları anlatır. kimsenin geleceğe dair bir şey söylediği de yoktur. halbuki sizin içinizi dolduran şey, karşınızdaki ile birlikte yaşayacağınız bir geleceğin hayalidir. her türlü hayalin içinde o olduğu halde, kurulan cümlelerde itinayla ona yer verilmez. aman anlamasın. kalkıp gider mi? büsbütün fena mı oluruz? belki de bir daha hiç görmek istemez beni. "seni kendime yakın görmekle ne büyük hata etmişim" der ve çekip gider. aman çok fena. bunu duymak öldürür herhalde beni. en iyisi susmak. belki biraz daha beklemek. daha iyi bir zaman muhakkak olacaktır. biraz daha emin olabilseydim. küçük bir işaret daha görseydim en ufak bir hareketinde, sözünde. halbuki berrak bir yaz gecesinin sessizliğinden daha iyi bir zaman, onun tatlı ve samimi gülüşlerinden daha samimi bir ortam olamaz, muhtemelen olmayacaktır. bu güzellik de heba edilir. bu sefer de olmaz, ama bir dahakine kesindir. inşallah der, onu evine kadar götürürsünüz.