1. olamadım, gizli gizli olmak istedim. her dönemde, her sınıfta, üstü başı abartısız, dersleri orta, bazen iyi, yanaklarının kızarma ihtimali yüksek, saçları genelde cılız ya da yoğun kıvırcık, konuştuğunda sesi ince çıkan o kızları hep merak ettim. sınav zamanı ders notları elden ele gezen ve adı pek bilinmeyen… seneler sonra sokakta karşılaşılan, selam verilip nereden hatırlanıldığı kestirilemeyen. pantolonun içine külotlu ince çorap giyen. dört senedir çıktığı erkek arkadaşı olan, onunla ya da en fazla bir sonrakiyle evlenen.
    bana hep huzurlu geldiler, iddiasız olduğu kadar da dertsiz. yaşam ne verdiyse alıp yürüyen…
  2. bunlar genelde yaramazlık yaptığınızda sizi örtmenlere gammazlayan kızlardır. uzak durulması tavsiye edilir.
  3. fazla konuşmayıp,sessiz kalıp;mutluluklarını,üzüntülerini gözleriyle anlatan kızlardır aynı zamanda.üstlerine ''bir başka kızın yanındaki sessiz kız'' etiketi yapışmıştır.kimisine göre sönük kızlardır,kimisine göre ise yalnızca evden okula okuldan eve gidip gelen kızlardır.ama kimse bilmez ki sessizliklerini gözlerinde söndürür bu kızlar.bakmasını bilene hissettiklerini öyle güzel anlatırlar ki o gözlerden neler hissettiğini anlayabilmek için geri kalan vaktinizi o gözlerin içinde geçirirsiniz.

    kısacası sessiz kız diye bildiğimiz kızlar gözleriyle konuşan kızlardır.
  4. hep kafam karışıyor şu kelimenin yazılışı konusunda. hangi şeklini kullansam diye düşünürken buluyorum kendimi. unutuyorum sonrasında kafamda biriktirdiklerimi, esas yazmak istediklerimi, imla ve noktalama düşünmekten. bak yine aynı şey oldu. nasıldı ki?...

    kelime mi, boşver şimdi kelimeyi.

    hayatım boyunca hep özendim ben mesela su gibi dingin insanlara. hani vardır böyleleri, bilirsiniz. öyle olmaya çalışmayan, doğuştan öyle olan. mesela benim asla olamayacağım türden... mayasına çalınması lazım insanın, bu tarz şeylerin. ki bu tarz şeylerin ne tarz şeyler olduğuyla alakalı aslında ne söylesem bu hissi anlatamayacağını, karşılayamayacağını düşünüyorum. aura gibi bir şey bu. hissedilebiliyor sadece.

    yani demem o ki; ben aksi, ben nalet- ki bilerek lanet değil, nalet- ben asabi, ben mutsuz, ve ben kronik kırık bir kadınken, sessiz olabilmeye öyle özeniyorum ki...

    bir de kader ağlarıyla örülü fon müziklerimiz var bildiğiniz gibi...

    ardında bırakıp gül çağrısını
    ayrılık anı bu sisli şarkıyı
    ırmaklar gibi akıp usul usul
    terk ediyorum bu kenti

    ah, ölüler gibi...

    kelime de na(h)if'ti...
  5. hep daha çok ilgimi çeken karşı cins..
    ne zaman bir ortamda bir kız sussa neden susuyor, ne düşünüyor, neler hissediyor diye düşünmeye başlıyorum..
    çok konuşanı hiç sevmediğimden olsa gerek, utangaçlığı güzel bir erdem gördüğümden olsa gerek, konuşulacak şeylerden çok susulacak şeylerin var olmasından gerek, susunca gözlere daha çok dikkat ettiğimden olsa gerek..
  6. - genelleme yapıyorum, lütfen ayarlarınızla oynamayınız-



    elini taşın altına sokmayıp, onun bunun(cıvıl cıvıl kızların) çabasıyla şenlenip güzelleşen ortamlarda gemisini gayetle güzel yürüten politik kaptandır; asalaktır yani bir nevi. suya sabuna dokunmadan yaşar. diğer kızlardan helâllik almalı bence ölürken mölürken.

    -genelleme bitti-
  7. sessiz kız, yaşıyla orantılı olarak iki şey ifade eder. kızmız genç ise utangaçlığı ve özgüven eksikliğini yansıtır. orta yaş üstü bir kadın sessiz ise, egosunu susturabilmiş kalender biri söz konusudur.
  8. sırf yerli yersiz konuşmaktan hoşlanmadığım ve aslında kibar bir insan olduğum için üstüme yapıştırılmış etiket. sadece zamanı gelirse konuştuğum ve konuştuğumda da sizin gibi anırmadığım, bağırıp çağırmadığım için üstüne bir de ya utangaçsın ya da sinsisin ama ikisi de iş hayatında iyi değil diye lafı yapıştırmıyor musunuz! insanlar bu cesareti nerden alıyorlar bilmiyorum. bu benim ses tonum arkadaş, sırf senin canın istiyor diye değiştiremem. of.

    (bkz: patrona sinirlenmek)