abazanlık konusunu kendi mizahi anlayışına göre çok güzel bir şekilde yorumlayıp, karelerinde çizen penguen karikatüristi..bence yüz yorumlamaları çok başarılıdır, demek istediğim duyguları iyi betimler..
ç: ben nasıl oldum baba?
b: valla bizim çocuğumuz olmuyodu, doktora gittik... sonra doktor ananı zikti mi artık, ne yaptıysa sen oldun!...
a: ay ne diyosun çocuğa şevki?.. tüp bebeksin sen yavrum...
b: bilmiyorum artıkh...
-iyi günler hanımefendi telekomdan arıyoruz...hatlarda bi arıza var da ahizeye üfler misiniz?hihoho?!
+evladım 1993'de tedavülden kalktı o şaka, haberiniz yok mu?
-ee,şey o zamaan..hah! boğaz köprüsü var ya boğaz köprüsü..biliyonuz mu boğaz köprüsünü?
+ohoo-o
oğul: baba sana bişey diycem kızma. bugün arkadaşlarla okulu kırıp keraneye gittik...
baba: hey yavrum bee.. siz giderken biz dönüyoduk!
oğul: ............
baba: ............
baba: annene söyleme sakın...
- yani selma git beni babamdan iste dedin istedik... bak ne hale geldim...
+ ama bi tur versene diye kız istenir mi levent... bisikletmiyim ben?..
-doğru, sen de haklısın...
penguen'in zayıf karnı, derginin ilgilenmediğim tek kısmını yapan çizer. çok fazla şans tanıdım ama sürekli sıçmak suretiyle şansını kaybetti. basit çizgiler ve daha önemlisi iğrenç, sıradan espriler. sürekli aynı rezalet seviyesini sürdürmesi de takdire şayan doğrusu, nasıl yapıyor anlamıyorum. insan bir iki sıçar, bir tane vole vurur. yok arkadaş olmuyor olamıyor. kanımca bir an evvel şutlanmalı ve o manzaralı köşe genç bir çizere verilmelidir. cem dinlenmiş gibi yetenekli çocuklar mutlaka vardır. kendine bir baksın ve bu işi bıraksın. gitsin son ütücü olsun örneğin, dünya'ya olumlu bir katkısı olur en azından.
belki çok sert oldu ama çok doluyum sözlük, ben buna mecburum bilemezsin. yolda görsem sırf diğer okurlara iyilik olsun diye adamın kolunu kırmaya çalışacağım.