kate beckinsale'in güzelliği ile renklenen kaderde varsa olur mesajını vermeye çalışan film.
aynı isimli bir film vardı: esas kız çok kadercidir esas oğlanla tanışırlar ama telefon numarasını çocuğa vermez,bir paraya yazar ve kaderde varsa bu parayı bulursun ve beni de bulursun der..olay örgüsü öyle bir gelişir ki bu ikisi de evlenmek üzereyken bu para ortaya çıkar ve birbirlerini bulurlar ve sonsuza dek mutlu yaşarlar..
izledikten sonra insanı aşırı kaderci yapan her şeyi akışına bırakmanızı sağlayan film. son sahneye kadar yerinizde duramazsınız, bittikten sonra da kesinlikle bi süre etkisinde kalırsınız..
delirmişcesine 7 kere falan izleseniz de doyamazsınız..
*
ah be, o eldivenler ki o eldivenler...
insanın tek dileğini "böyle şeyler gerçek hayatta da olsun" yapıveren film.
(smooth, 10.03.2005 23:13 ~ 23:20)
ingilizcede şanslı tesadüf anlamına gelen kelime.
kanal d tarafından bugün 21.45'te aşktan kaçılmaz adı altında verilecek süper film. aşktan kaçılmaz diye çevireni getirin.
film baştan aşağı tesadüflerin olmasıyla doludur o kadar tesadüfler vardır ki yuh bu kadarı fazla ama demenize bile yol açabiliyor.(bkz:
ebesinin amı ali sami) film genel olarak aşkı kaderci bir yolla ele almış olup vasatı aşamayan bir romantik film olarak zihnime yer etmiş bulunmaktadır.
aşıkken, sevgiliyle beraber izlenebilecek saçma sapan filmlerden biridir. aşk bittikten sonra izlendiğindeyse ne kadar mantıksız, sığ ve gereksiz bir film olduğunu anlarsınız.
john cusack ve
kate beckinsale için izlenebilecek, romantik bir film olarak bize pek farklı bir şey vaad edemeyen bir
yedinci sanat örneği. rastlantılar bir süre sonra "yav bir sktir git" dedirtiyor.
yarısını yüzünüzde bir gülümseme, yarısını da "hadi bee, yapma!" diye izlediğiniz filmlerdendir, güzeldir.
klişeleri en iyi şekilde kullanıp dudak büktürmeyen çokta güldürmeyen ama kolay izlenen samimi bir film. çok iyi olmasa da iyi bir film olması için hiç bir engeli yok.
yaklaşık 80 dakika boyunca beni bilgisayar ekranına bağlamayı başarabilmiş bir filmdir kendileri. john amcanın inanılmaz keyifli oyunculuğu ve kate ablanın filmin kapanışındaki takım yıldıza taş çıkartacak güzelliği çivileyiveriyor sizi ekranın karşısına. sevdiceğimin yanında kate halt eder, yanlış anlaşılmasın, john'un yerine koyunca kendimi özlemimi giderdim birazcık...
film için söylenebilecek birkaç şey var aklımda:
1- tek kelimeyle mükemmel
2- hemen izleyin
3- john abimiz harika oynamış, dinamikliğinden tutun en durgun anına dek sarıyor oyunculuğu.
4- hadi izleyin
5- kate abla yine çok güzel.
6- e izleyin artık.
aina: days of rising doom adlı metal operanın 11. şarkısı.
[narrator: michael kiske]
[backing vox: robert hunecke- rizzo]
[ainae angel: nicholas westerman]
[narrator:]
years went by and angels sighed
young girls laughed and old men died
lovers loved and people tried
to live amongst the shadows
sunlight chased away the waste
but couldn't take away the taste
of all that, taken in the haste
of hatred's bite and swallows
[chorus:]
but love will bloom even in gloom
and serendipity visits soon
two fated souls bound for doom
whose time is all but borrowed:
then the sun came to the one
who'd make him come all but undone
ıf not for her, he might have won
but lost in all that mattered
she cast his soul in liquid gold
but those who know would have it told
she, too, was touched by his soul
and hand in hand they wandered
[chorus]
[angelic ainae choir:]
shaena lithou tou risewr
parotin lalae amer
syrius oudeti ere
kin oriana vaetou
[translation:]
(all that's forbidden
becomes a love song
syrius about to fall
and oriana waits)
[narrator:]
the made love and all was said
forever they would share a bed
but little did they know that dread
was creeping up behind them
days grow long and silence spawns
the eagerness to right all wrongs
and even though the darkness dawns
brighter days will follow
[chorus]
[ainae angel:]
jewriaen amer
yaetaen nouwr d'it amer
[translation:]
(feel the love
hold fast to the love)
tesadüfüne püfürdüğümün doksan dakikalık filmi. rastlantı dölleri, tesadüf piçleri. sizi gidi teletubbies tipi stupidity olgunları sizi. oo piti piti karamela sepeti terazi lastik cimlastik, bik bik bik.. onlar tesadüf diil sineryo! si.
türkçeye tesadüf olarak çevirilen ve bu çeviriyi fazlasıyla hakeden, tesadüfün bokunu çıkarmış olan, ama yinede izlemesi hoş özellikle john cusack ın sıcak samimi oyunculuğuyla daha bi güzelleşen romantik komedi filmi...
aslında kelimenin tam bir karşılığı yok türkçe'de. ilginç bir kelime zaten. yani tam manasıyla tesadüf değil. bir bakıma büyük planın işlerliği içinde, küçük hayatlarımıza getirdiği bir güzellik, lütuf gibi. kadercilik kokuyor buram buram. yani yazılmışsa, olur felsefesi mevcut. zaten filmde de öyle bir işlenişi var. yazılmışsa olur, her ne olursa olsun ya da olmasın.
romantiktir, komedidir... türü sevmeyenler bulaşmasın zaten. ben şahsen hazzetmem ama eğlencelik, çıtır çerez bir film diye koyarım bir köşeye. bir de ileride
zizek olursam, burdan felsefi çıkarımlar yaparım. o kadar.
o kadar sıcak bir filmdi ki, tişörtümle karların üzerine yatasım gelmişti. bir çift kaşmir eldiven nelere kadir. bugüne kadar ne bir para bulmuşluğum var ne de bir kitap üzerlerinde telefon numarası yazılı olan ( evet kitabın içinde yazıyordu, ukalalık etmeyelim) ama insan filmi izledikten sonra, ya ne güzel lan ben de istiyorum m.k. diyor. büyülüyor işte. böyle hissettiren bir diğer film :
(bkz:
just like heaven)
arkadaşımın beğeni ve ısrarları üzerine izlediğim ancak beğenecek birşey bulamadığım, saçma tesadüfler üzerine kurulu bayık aşk filmlerinden bir tanesi.
tesadüften çok tevafuk mu demeli sözkonusu film için bilmiyorum.koldaki ben lerden çizilen samanyolu ile hatırlanan, hatırlandığı zaman da yüzde belli belirsiz bir gülümseme bırakan hoş bir filmdir. illa izlenmeli denilemez ama, sakin bir öğleden sonrada bir dilim kek ve bir fincan kahve eşliğinde keyifli bir şeyler izlenmek istendiğinde tavsiye edilenlerden biridir.
eylül akşamı'nın soundtrack albümüne alınması gereken, sonuyla insanı öyle bir aşk yaşayabileceğine inandıran film.
'olamaz mı? olabilir...'