kendisiyle uzun süredir konuşup dertleştiğim, sevdiğim ve takip ettiğim yazarlardan biridir. anca @2538956 girisine katılmamakta olduğum arkadaşımdır. evet dedikleri kimilerine göre doğru olabilir ama bir insanın bir insanın dış görünüşünü beğenmemesi illa çok güzel olup kendisini yüksek görmesinden ya da çirkin olmasından değildir. zevk meselesidir. elbette ego tatmini yüzünden aslında beğendiği güzel gördüğü insanlara bok atanlar da vardır ama onların birkaç tahtası eksiktir, normal değildir.
üşengeç olmadığını cümle aleme deklare eden beşinci nesil yazar. zahmete girişmekten çekinmiyor, usanmadan bir şeyler anlatmaya veya anlamaya çalışıyor ya ne mutlu kendisine demek geldi şahsımın içinden!
can alıcı tespit delisidir. on ikiden vuruyor efendim, durduramıyoruz.
festivallerde defalarca yanımdan geçiyor belki de, farketmiyor. inanacak ama yazgıyı yetesiz buluyor. az uyuyor, çok okuyor.
hayatında kurduğu ne varsa hepsini muhteşem dengeler ile temellendirebileceği taa burdan gün gibi belli olan yazardır.
biz zaten tanışıyormuşuz meğersem.*
asla gidemediğim bir şehir tut içinden ve tut ve bırakma... asla göremeyeceğim bir çıplaklığı sil zihninden ve sil ve utanma... asla istemediğim terk edilişleri birden hissettir bana, çekinme bir çay içer alışırım... çayın şekeri yarımdır hep sen kalkma, sen zahmet etme ben alırım
söylemek istediğin bir cümleyi küfür gibi söyle . o istemediğim sevinçleri birden hissettirme bana, sarsılırım... bir ekmek istersen ev vaziyetinle çıkma sokağa, çağır beni hemen sen zahmet etme ben alırım
fazlasıyla legal kanım ve beni soğan kesen bir bıçak kanatmaz, ağlatır sırf ben ona gücendim... ellerimiz kokmuş, ne sabunlar gördüm yine de senin elini tutacak kadar güzel kokmadı parmaklarım, en güzel çiçekler derman olmadı inan bunun yok çaresi... bir dudak kurban ettim bir göz uğruna, şimdi nar gibi bin parça tüm öpüşlerim, bulan toplasın da mutlu etsin... sen mutlu etmeye çalışma beni, varsa bir hayalim senden sen zahmet etme ben alırım
konulara yüzeysel bakmamasıyla hayranlığımı kazanan yazar. duygusal girileriyle, içimden bir şeyler koparıp, gözlerimi dolduran. tanışılan ilk anlarda bile, her şeyi rahatlıkla konuşabileceğiniz kadar yakın hissediyorsunuz kendinizi. hayır, asıl o zahmet etmesin, ben alırım.
hünerinin ufacık bir parçasını sergilediği sözlüğün, kelimelerle oynayan, kronik melankolik yazarı.
buradan "onlar oyuncak değil" diye seslenmek istiyorum kendisine.
"neden marketlerde çikolata kaplı küpşeker yok?" gibi bir derde bile ortak olabilecek, kayıp tokaları bilmediği diyarlarda arayabilecek, çok bir sevilecek yazardır.
söyleyecek sözlerim yok, gidilecek yerlerim... bir şehir olmalısın şimdi bana bir kelime olmalısın benden evvel okuttuğun şairler bile özenmeli sana... istemiyorsun biliyorum ama lazım olursa günün birinde ellerim sana ellerini avucuma sen zahmet etme ben alırım
uykunun en tatlı yerinde ve uykusuzluğun en huzursuz seyrinde... bir insan doğuyor duymuyorsun... madem mutlu olmak istiyorsun yeni bir hayatın tüm hayallerini senin için sen zahmet etme ben alırım
polislerin vurduğu yerde gül bitiyor seni tanıdığımdan beri...yazdığımız tüm eşitlik yazıları hep biraz gerçekçi... bir huzur var sende inan eksik yok... belki biraz ben... yine de istersen birazcık ara hayatı, bulursan güzelliği katmak için hayatına sen zahmet etme ben alırım
sözlüğün bünyesinde barındırdıgı belkide en komik kişilik..sohbetine doyum olmaz insan,kadim dost..edebiyattan tutun da kısa film cekmeye kadar fotoğraf,şiir,astronomi,yaşam,ekonomi,politika,emlak.. her alanda kendini geliştirmiş geleceğin reklamcısı..
kelimelerle büyülemenin ustasıdır.
"terk edilişleri birden hissettir bana, çekinme bir çay içer alışırım. çayın şekeri yarımdır hep, sen kalkma. sen zahmet etme ben alırım" gibi şahane cümleleri de barındıran sanat eserlerinden biri ile tanıdım kendisini. hiçbir bilgim olmadan çıkacağım bir yolculuk hakkında verdiği tavsiyelere teşekkür etme fırsatını bulamamıştım henüz.
kendimi kötü hissettiğim bir gün, hem de yoğun olmasına rağmen ricamı kırmayıp bir yazı yazdı benim için. ben hep takipteydim, o birçok konuya değinen girileriyle yazarlıkta meşruiyetini ispatlıyordu. konuşmalarımız sırasında elden bırakmadığı nezâketi, ipek gibi değen hüznü ve çağlayan neşesi ile sevgimi kazanmıştır.
kartanelerinin yerçekimine ağır çekimle teslim oldukları günlerde kimseler doğmasın. tek kişilik sofralarda karşılıklı konan iki kadehin eyretiliğini bir defa gören nefret etsin artık daha az konuşturan kaderinden. trafik lambaları da ağaçlar gibi dallar boyu uzansın. turkuaz ışıklar saçan yeni tomurcuklar açıldıkça renk değiştirsin. uzanıp sahibine sormadan bir tanesini kopartayım. koptu.
avcuma bakarken hava kararsın.
sonra isimler aksın..
hayatı, uğur gürsoy karikatürü tadında yaşayan noktasız, virgülsüz bir garip zuzu.
daha ilk mesajında kanım fena ısındı, bir enteresan sevdim.
keşke böyle bir oğlum olsa. ama oğlan olacak. saçları kıvır kıvır ama huyu aynen böyle.
büyüyünce böyle cümleler kuracak.