belki ilginizi çeker
  1. · nazım hikmet
  2. · özlemek
  3. · can alıcı şiir dizeleri
  4. · yoksun
  5. · müziği her yerde serbest bırak (reklam)
gündem
  1. · pelin batu
  2. · 14 mart 2010 istanbul b b diyarbakırspor maçı
  3. · içinde ekmek kırıntısı olmayan klavye
  4. · sözlük yazarlarının hayalleri
  5. · pelin batu nun canlı yayında ağlaması
  6. · 8 mart 2010 elazığ depremi
  7. · çocukken korkulan şeyler
  8. · out of myself
  9. · nicole scherzinger

sen yoktun  

  1. kar kesti yolu
    sen yoktun.
    oturdum karşına dizüstü
    seyrettim yüzünü
    gözlerim kapalı.

    gemiler geçmiyor uçaklar uçmuyor
    sen yoktun.
    karşında duvara dayanmıştım
    konuştum konuştum konuştum
    ağzımı açmadım.

    sen yoktun,
    ellerimle dokundum sana
    ellerim yüzümdeydi.

    (bkz: nazım hikmet)
    (pastaci, 01.01.2005 01:07)
  2. özlemin artması, zaman zaman acı vermesi, özlemek güzel özlemeyi bilmeyen özlemi yaşamayan için. ne kadar da kolay uzaktan acı çekmek. keşke yanımda kollarımda uyuyabilseydin şimdi. insanı duygulandıran ağlatan bir nazım hikmet şiiri.
    sen yoktun ağladım*
    (allah kızlara güvenseydi zar koymazdı, 02.01.2005 03:29)
  3. dursun ali erzincanlı'nın özellikle ramazan ayında dinlendiğinde insanı ağlatabilen naat'ı.
    (selenge, 29.09.2005 17:48 ~ 08.09.2006 15:15)
  4. anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
    ağlayarak süslediler ölüme...
    ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.
    sen yokken sultânım,
    canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.
    anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.
    ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...


    sözlerine sahip dursun ali erzincanlı şiiridir. dursun ali erzincanlının yorumu ise zaten tartışılamayacak kadar güzeldir.
    (azimlii, 12.08.2007 01:30)
  5. tam sözleri aşağıdaki şekilde olan dursun ali erzincanlı eseri.


    sen yoktun sultanım...
    hz adem'deydi nurun
    önce cenneti,
    sonra yeryüzünü şereflendirdin.
    adem nuruna affedildi
    arafat bu affa şahitti.

    sen yoktun
    nuh'un gemisindeydi nurun...
    dalgalar yeryüzünü boğarken
    toprağın bağrındaki su
    gökyüzüyle buluşurken
    ve bu bir ilahi azap derken,
    allah nurunu taşıdı binbir sebeble
    tufan,nurunu selamladı edeple...

    sen yoktun...
    hz.ismail'in alnındaydı nurun
    ibrahimi bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden
    "rabbimiz" dedi,
    " onlara kendi içlerinden
    senin ayetlerini okuyacak
    kitap ve hikmeti öğretecek onlara,
    onları temizleyecek bir elçi gönder ";
    amin dedi on sekiz bin alem
    nurunla aydınlanan minicik ellerini
    semaya kaldırarak
    amin dedi ismail.
    hira nur dağı amin diyerek ayağa kalktı
    medine'den adı uhud olan bir amin yankılandı
    sevr dağında.

    sen yoktun sultanım...
    hz.isa ahmed diye muştuladı seni
    alemlerin efendisi diye sana seslendi
    " artık ben sizinle çok söyleşmem "dedi havarilerine
    çünkü bu alemin reisi geliyor...
    bekleyin ahmed geliyor
    kainata rahmet geliyor...
    havarilerin yüzünü okşayan, ölüleri dirilten bir nefes oldun.
    ama sen yoktun.

    sen yoktun....
    hz.abdullah ın alnındaydı nurun
    başı eğik gezerdi mazlum
    put eyle göklerden seni sorardı
    varaka seni arardı sema'da
    anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.
    ağlayarak süslediler ölüme!...
    ağlayarak “hadi dayına gidiyorsun” dediler.

    sen yoktun sultanım...
    canlı canlı toprağa gömülmenin adı idi dayıya gitmek,
    anne yüreğinin çıldırtan çaresizliği idi,
    ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi.
    en son çocuk atılırken çukura,
    annesinin suretinde bir melek tuttu onu
    ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi
    melekler süslüyordu hira'yı,
    efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur
    efendisine hazırlanıyordu mekke
    alem, efendisine hazırlanıyordu.
    kainatın gözü hz.amine'deydi
    toprak yalvarıyordu rabbine...
    gel diye ağlıyordu mazlumlar
    gözleri sema'da
    ve bir gelişin vardı ya resülallah
    bir inişin vardı yeryüzüne
    ve cebrail ardında yalın kılıç melekler
    bir inişin vardı yeryüzüne
    yetimler en huzurlu geceyi geçirdiler belki de...doya doya.
    sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini
    herşey sus pus olmuştu.
    hadi diyordu yıldızlar, hadi diyordu ay,
    kainat bir isim duymak istiyordu
    ve bir ses yükseldi amine’nin evinden
    muhammed...
    karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini
    muhammed...
    seni yaratan allah'a kurbanız ey dürr-i yekta...
    sana o adı veren rahman’a kurbanız.

    artık sen vardın...
    susuz topraklara rahmet indi seninle
    annenden sonra, anne halime sevindi seninle
    yağmura mı ihtiyaç var?...
    kaldır şehadet parmağını...
    yağmuru salsın allah
    sonra tut ağacın yaprağını
    köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün allah.
    yeter ki sen iste
    sen iste ya resülallah
    deki; ben kimim?...
    dağlar, taşlar dile gelsin...
    dilsiz çocuklar ellerinden tutup "ente resülallah" desin.

    sen vardın...
    bedir kârdı,
    uhud dardı,
    hendek yardı,
    yiğitlerin vardı.
    ölmek için yarışan yiğitlerin
    hele bir enes'in vardı ya resülallah
    uhud'da öldüğünü duyunca arkadaşlarına;
    " niye burada oturuyorsunuz ? " diye sordu...
    onlarda ;" allah'ın resül-ü öldürülmüş ! " deyince...
    " peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız,
    kalkın ve o'nun gibi ölün." demişti.
    ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.
    hem de ne şehit ey nebi...
    vücudu yaralardan tanınmaz halde idi
    kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...
    musab bin umeyer'in vardı senin...
    uhud'da sancağını taşıyan, öyle bir aşkla sana bağlıydı ki!...
    allah o gün meleklerini musab'ın suretinde indirdi.
    ebu hureyre'n vardı...
    acıkınca mescidin önünde durur
    sana bakardı, sen anlardın.
    " ya ebahir!..gel " derdin.

    ve sen gittin...
    bir gidişle gittin.
    ardında hüznün kaldı,
    hasretin kaldı göklerde,
    bilal ezan okuyamaz oldu
    ne zaman teşebbüs etse
    " muhammed resülallah " demeye...
    dizinin üstine çöker kendinden geçerdi.
    sonra günler ay, aylar yıl oldu.
    asırlar oldu...
    sensizliğe açtık gözlerimizi
    ama sen bırakmazsın bizi!...

    sen varsın...
    ey şehitlerin sultanı sen varsın
    bir şehit bile ölmezken
    sana nasıl yok deriz.
    ebu talip şam'a giderken,
    devesinin önüne geçip;
    " beni burada kime bırakıp da gidiyorsun " demiştin
    " ne anam var ne babam..."
    ebu talip bırakmamıştı bu yüzden
    sensizliğin ızdırabı ile inleyen
    ümmetini kime bırakıp gidiyorsun ya resülallah
    bırakma bizi ki ; allah " sen onların içindeyken onlara azap edecek değiliz." buyuruyor.

    bırakma bizi !...
    hayatı seninle öğretti rahman
    kulluğu seninle tanıdık
    duayı senden öğrendik sevgili,
    hz.ömer umre için senden izin isteyince,
    kardeşcik dedin ona;
    " duanda bana da yer ayırır mısın ? "
    bizler ömer değiliz ama bütün dualarımız senin için.

    ey rabbimiz!...
    resülünü anışımızdan haberdar et...
    o'na binler salat,binler selam...
    habibine makam-ı mahmud-u ver...
    o'na vesile-i lütfet...
    o'nu refik-i ala'ya yükselt....
    bizi de affet...
    o'nun hatırına affet...
    zatının hatırına affet...
    ne olur affet bizi...
    bizi affet....
    (damned, 18.09.2007 23:35)
  6. taksimde elinde çiçekle börgırın önünde için gıcıklanarak hatunun gelmesini beklemek ve ardından telefona sarılmaktır.kısaca attığın mesajın sonudur.
    (yurttan sesler, 19.09.2007 00:55)
  7. sen yoktun
    ama ben sevmeyi arzuluyordum.
    sensizliği algılamamak için direniyordu ruhum
    ve sen yoktun.
    gittiğinin ancak farkına varan iki sulu göz vardı ve sensizliği gördükce isyankarlaşıyorlardı
    ve sen yine yoktun.
    sevda türküleri marşlar fısıldıyordu birileri
    ve ben ezberliyemiyordum hiç birini çünkü sen yoktun...
    (karyatid, 04.03.2009 22:20 ~ 22:48)
  8. yoktun.. geceler boyu içtiğim o parkta, o salıncakta sallanırken yıldızlara erişecekmişim gibi sanıp, hemen ardımdaymışsın, yanımdaymışsın gibi hayal ederken aslında sen hiç yoktun.. o gökyüzünde seninle ilgili tuttuğum her dilekte bir yıldız kayardı, belki çok mutluydun belki de vican azabından ağlıyordun bilmiyorum ama emin olduğum tek şey olmadığındı..

    başım dönüyordu, sendeleye sendeleye yürüyordum.. yardım çağrılarını reddediyordum, hayır ben iyiyim uzak durun diyordum.. bir kaç adım sonra düştüğümde ve alnımın sol tarafını yani sol kaşımın hemen üstünü buz gibi soğuk, sen kadar soğuk betona çarptığımda sen yoktun.. o inanılmaz acıyı duyduğumda ve bir daha ayağa kalkmak istemediğimde senin ellerin değildi beni yerden kaldıran, bana gidecek yerim olup olmadığını soran.. tek istediğim benden uzak durmalarıydı, senden nefret ediyordum herkesten her şeyden nefret ediyordum çünkü sen yoktun...

    ağlayamıyorum.. o kadar çok ağladım ki artık hiç ağlayamıyorum.. ne zaman ihtiyacım olsa en uzakta olanlardan, en uzakta olduğun için ağlayamıyorum..

    akşam eve geldiğimde sessizliğin çıldırtan tınısı.. kusarken aklıma gelen sen.. oysa sen biliyordun kusmakla atamayacağım zehrini içimden.. hayır, gayet iyiyim biraz uyusam uyumama izin verseniz geçer.. gidin..

    yoksun, belki de hiç olmadın...
    (ev yapımı domates sosu, 04.03.2009 22:41)
  9. (bkz: nerdeydin)
    (cyranodebergerac, 11.03.2009 17:53)
  10. ben büyürken,
    ilk adımlarımı atarken,
    ilk sözcüğümü söylerken,
    okulda kavga edip ağlarken,
    herkes parklarda babasıyla oynarken,
    sen yoktun.

    çünkü ben istenmeyen çocuktum.
    çünkü ben sevilmeyen bir annedendim.

    ama ben öylesine masumum ki,
    öylesine çaresiz.

    bugün gelsen,
    bugün sarılsan oğlum desen,
    ben yine baba derim,
    seni affederim.

    çünkü ben hala çocuğum.
    kocaman kalbi,
    kısacık hayatı olan,
    sekiz yaşında bir çocuk.
    (roselife, 11.03.2009 18:36)
  11. sen yoktun
    hiç olmadın
    ben ağladım
    sen güldün

    nerdesin?

    diye giden bir şarkıyı akıllara getirir. sanırım murat yılmazyıldırım ın kuzeni söylüyordu. hatta birlikte söylüyorlardı, evet.
    (damdanakan, 11.03.2009 18:45)
  12. sen yoktun.
    kalbimde bir bıçakla dolandım sokaklarda.
    yarım kaldım.
    eksik kaldım.
    yol aradım çıkmak için bulamadım.
    nefesim sensizlik kokuyordu.
    anlatmak istiyordum sensizliğin acısını kelime hazinem eksik kalıyordu.
    ben eksik kalıyordum seni anlattıkça.
    biliyordum sen benim tamamlayıcı yanımdım.
    artık yoktu bir yarım.
    artık eksiktim.
    sen yoktun
    ruhumda bir hançerle dolaştım yollarda.
    ağladım kalbim temizlendi ...
    sen hala yoksun ...
    konuşmak hiç bu kadar zor olmamıştı.
    (sandaletli seyyah, 10.04.2009 16:24)
  13. sadece şunlar döküldü korkak dilimden önce; "sen yoktun ve ben gözlerimi alamadım kapıdan, gelirsin diye.."

    "hayatta kaçırılan şanslar vardır, kapanan kapılar. kapattın mı kapılarını bana bilmiyorum, bilmek istemiyorum. önemli değil, yeniden hissetmek güzel sadece yaşamayı. istediğin gibi davran, kaç git ya da gel. her iki durumda da sadece kendi halime bırak beni. "

    kalkıp geldin düşünmeden. sormak için öldüğün soruları sormadın ben anlatmak isteyene kadar.

    "kelimeleri iyi kullanırdım ben eskiden, anlatmak istediğimi bin farklı şekilde cümleye döküp anlatabilirdim. eskiden... şimdi kuracağım cümleler kırık dökük olacak, o yüzden anla beni. "

    anladın. ve hiç çekinmedin karşılığını henüz duymadığın sözleri söylemekten.

    "eskiden herşeyi yapabilirdim sırf sevdiğim için. eskidendi. şimdi çok çabuk vazgeçmek isteyebilirim, yılabilirim yılmak istemesem de. sendeleyebilirim. çok mutluyum, alışık olmadığım şekilde mutluyum. mutlu olmaya alışamadım. sen böyle mutlu ederken beni, ben sana yeterli olamadığım için mutsuzum. o yüzden affet beni. "

    affedecek birşey olmadığını, farkında olmadan seni mutlu etmek için birçok şey yaptığımı söyledin. mutluydun. yaptığın hatalar için üzgündün, benim hatalarıma da bir okadar sabırlı.

    "seni olmadığın her yerde ve hatta yanımda olduğun halde bile uzağımdayken çok özledim."

    güldün, öyle güzel güldün ki bana o. ve öyle güzel söyledin ki sana söylemek için daha sonra günlerce fırsat kollayacağım cümleyi.

    sen yoktun, uzun süre benim yüzümden yoktun ve benim hiçbirşeyim az olmamıştı senin kadar. umarım artık hep kalırsın yanımda. bana yıllarca sevmediğim herşeyi, öğrenemediğim şeyleri, gitmediğim yerleri ve soyadımı sevdiren insan, gitsen de bil ki senin yokluğunu hep hissedecek biri olacak burda.
    (meerjungfrau, 15.08.2009 14:55 ~ 13.09.2009 20:33)
  14. ilk dinleyişimde ağlatan bir dursun ali erzincanlı şiiri. her dinleyişimde ağlatsa, ağlatabilse ya da ben ağlayabilsem keşke..
    (benden sonra mutluluk, 30.10.2009 02:09)
  15. lanet olsun, en iyi zamanlarımda yanımdaydın.ben zor zamanlar geçirirken benim yanımda olmana ihtiyacım vardı ama "sen yoktun". artık gelsen de anlamsız satırlarını yazdıran cümlecik
    (siyahkolik, 15.03.2010 23:52 ~ 16.03.2010 01:05)

© 1923 - 2010 itü sözlük (buraya numaratör koyduk yılı kendi artırıyor artık)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük duyurular  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil
havadis:  itü sözlük blog  ·  twitter  ·  friendfeed  ·  facebook