bkm oyuncularının senelerce sahnelediği, çok dokunaklı tiyatro oyunu.
demet akbağın, oyunu seyreden kişiyi kendisine birkez daha, ama daha bi şiddetli aşık ettiği güzel yapıt...(bkz.
demet akbağ'sız bkm, bkm değildir)
(zoory, 30.04.2004 08:41 ~ 08:42)
evet yada hayır diye cevaplanan soru
"- ne yazıyorsun bakıyım duvara?
- kahrolsun.
- eee.. bizim duvara yazınca oluyor mu?"
demet akbağ'ın oyunculukta ulaştığı son nokta dediğim, sahnede gözümün önünde ağladığını gördüğüm çok etkilendiğim bkm oyunudur. tanrı ile konuşma sahnelerinde içimi burkan, hem hüznü, hem komediyi bir arada barındıran müthiş bir oyundur.
+tanrım türkçe konuşabilir miyim? ben arapça bilmiyorum da.
"gül gibi deme anne gül gibi deme" sözleri ile hatrımda kalmıştır. annelerin eşlerden ayrılma nedenini bir türlü anlayamamasına da çok güzel örnektir. kasap ile sürdürdüğü evliliğini sonlandırıp hem dayaktan hem de yaşama farklı bakıştan kaçarak anne evine döndüğünde, elbetteki yaşama farklı baktıklarını anlatamamıştır ve "anne et kokuyordu" der. aslında bu kadar basittir bir ilişkide son noktayı koyduran. anlamsız bir sebeple gitmek her zaman daha kolaydır çünkü gidişe nedenler verdikçe insan kök salar olduğu yere.
+ bıraktın gül gibi adamı
- gül gibi deme anne gül gibi deme!
(celibon, 15.08.2007 12:40 ~ 12:41)
-gözün aydın gülseren, seni bugün istemeye gelecekler
+beni istemeye gelecekler!?
-evet
+niçin istiyolar beni?
-niçin olucak kızım evlenmen için tabi
+nası yani birileri bize gelip şöyle mi diyecek:"iyi günler komşum, kusura bakmayın rahatsız ettik ama bizim oğlanın aniden sevişme çağı geldi, aksi gibi evde de bi gram kız kalmamış, aceba sizde fazla kız varmıydı?"/ aa o nasıl laf komşum bizim gülseren var ya buyrun götürün..
-ben sana dedim izzet deli bu kız diye
+ne yani komik değil mi sizcede
tekrarlarını izlerken bile güldürmeye doymayan tiyatro eseri, her seferinde hüzünlendirmeyi de başarır.
dört bir yanı ateşböcekleriyle sarılmış birisinin düş yoksunlarına acıyla sorduğu bir buluttu.
insan kalabilmeyi başarmış birisinin dört bir yanı saran duvarlarla sevişmeyi denemesiydi.
çok ateşböceği gördüm ben de.
kimisi kahkaha atan insanların salyaları arasında boğuldu.
kimisini ise ben doğurup geberttim. dayanamadım, çok güzellerdi.
laf oyunlarıyla buram buram
yılmaz erdoğan kokan tiyatro oyunu. ve tabi ki yılmaz erdoğan yazdığı için içinde zaman zaman çok duygusal sahneler barındıran oyun. özellikle babanın veda ettiği sahne çok acıklıdır, yürek burkar.
ha bu arada,
demet akbağ da döktürmüş.
yılaz erdoğan ın yazığı en iyi tiyatro oyunudur.otogargaradan da bana bir şeyhler oluyordan da daha başarılıdır.demet akbağ olağanüstü bi performans sergilemiştir.özellikle gülseren in delirdiği sahnede oyunculuk olarak doruğa çıkmıştır.bide bir meme mevzuu vardırki her izlediğimde kahkahalarla gülerim.
(creoque, 07.01.2009 18:03 ~ 18:04)
bakın lütfen bir bkm tiyatro işi deyip geçmeyin. ben onu öss'ye hazırlanırken hergece izledim. ders çalışmaya başlamadan önce bilgisayardan onu açıp, monitörü kapatıp , artık defalarca kez izlemenin kazandırmış olduğu replikleri bilme ile her cümleye eşlik ediyordum. bi zaman geldi, okulda ders çalışırken müzik dinlemedim, bu şaheserin ses kaydını dinledim. artık daha da iyi biliyorum ama nasıl olur da bir tiyatro metninin her cümlesi aslında bir tiyatro eseri yazdıracak kadar mükemmel olabilir anlamadım. yani işin sırrı yılmaz erdoğan ise eğer, neden diğerleri bu kadar iyi değil? işin sırrı bkm oyuncuları ise eğer neden diğerleri de bu kadar iyi değil? bilmiyorum, cevabını da bulamadım, bulunca yazıcam ama bulana dek bulmuş olduklarımla idare edecez.
demet akbağ nasıl bir insandır? aslında bir insan mıdır? neden tanrı ona bu kadar büyük lutuflarda bulunmuştur? kendisini bu kadar mükemmel yapan şey nedir? annesinin deyimiyle gül(z)eren aslında hepimizin söylemek istediklerini söylediği için mi acaba bu kadar çok sevmek_? yani acaba kaçımız gece haberlerde trafik kazasında ölen bir ailenin cesetlerini görmenin hemen ardında rio'daki karnavala bağlanınca televizyonu pencereden aşağı atmak istedik? acaba bunu başarabilen sadece gülseren olduğu için mi biz ona bir kahraman gözüyle bakıyoruz? olabilir, muhtemel. hatta kesin. belki de eşcinselliğini gizlemek iiçin her iki kelimenin arasına ilk deneyimini yaşadığı komşusu neriman hanım'ı sokan bir müdürün suratına hepimiz eşcinsel!!! diye bağırmak isterdik ama gülserenden farkımız işte gülseren'in bunu yapıyor olması. biz belki de bu yüzden bu kadar çok sevdik onu.
belki de bu şaheseri izleyen çoğu kiişi bu tiyatrodan sonra , aslında hiçbir zaman gerçekten dua etmediğini anlamşıtır, gönülden kalpten içten dua etmenin nasıl bir şeye benzediğini ilk defa orada görmüştür. bir insanın babası ile ilişkisinin nasıl olması gerektiğini de söylüor, yüzümüze vuruyor bizim.
+ babasıyla konuşurken sizli bizli konuşan insanlar vardır.
"kahvenizi nasıl alırsınız babacığım?
"mesafeli olsun yavrucuğum"
bitişi de ayrı bir eser zaten. elden gelse de hepsi yazılsa, kitabı çıksa, alınsa, evde okunsa, bir sonraki nesillere bırakılsa,..
sen hiç ağlamadın anne. babam öldüğünde bile bağırdın çağırdın ama gözünden tek damla yaş akmadı. senin için öpmek, insanın yanağını iğrenç bir şekilde ıslatmaktan başka bişey değil. kalbi sıkışıyormuş...senin kalbin yok ki anne! bu yüzden ölemiyorsun. 75 yaşındasın ve çektiğimiz butün acıların başında durmuş nöbet tutuyorsun. seni seviyorum anne, ölsene artık! ölsene!
behçet necatigil ' in yazdığı
yıldızlara bakmakadlı oyununda geçen bir soru cümlesidir.
finaliyle bana son darbeyi vurmuş oyun.hem komik , hem dokunaklı...
altan erkekli , zerrin sümer , sinan bengier , deniz özerman gibi iyi oyuncular da barındıran muhteşem tiyatro eseri.dvd kapağı da çok güzel seçilmiş. izlenilesi...
(bkz:
gülseren)
gülseren, "hani radyoyu açtığında en sevdiğin şarkı çalmaya başlar ve sesi sonuna kadar açtığında şarkı biter ya, işte öyle bir aşktı bizimkisi." demesiyle gözlerimin dolmasına neden olmuştur.
bir kez canlı, 2 kez cd'den izlediğim, müziğine ve kız isteme sahnesine bayıldığım güzel oyun
iclal - veli oğlum yazıktır sana. anneni babanı da mı düşünmüyorsun? yakacaksın kendini _ ayrıca duvarın da içine ettiniz.
***
iclal - veli bari şu bakkaldan bize ekmek alıver oğlum.
veli (duvara kahrolsun bilmemne yazmaktadır.) - işim var teyze görüyosun
iclal - öyle olsun veli. bi de halkçı geçinir bunlar... şurda halktan bi insan ekmek istiyo almıyo... hani siz halkın ekmek davasının şeysiydiniz?!?!
veli - tamam iclal teyze tamam. kaç tane istiyosun?
iclal - iki tane pişkinlerinden alıver. haa şey, başak bakkaliyesinden al
veli - olmaz!!! o adam faşist!!
iclal - ama ekmekleri güzel... (kaşlarını çatar) hem nerden faşist oluyomuş, kekeme yahu adam!!!
gülseren - faşistlerde seri konuşma şartı aranmıyor anne!!!
duvara
kahrolsun faşizm yazan gençlere hitaben:
- oraya yazınca kahroluyor mu peki evladım?
büdüt: yazılmış zaten bu daha önce ama olsun.
izlediğiniz zaman insanın aklına da kalbine de dokunan nadide oyunlarımızdan birisi.yazan-çizen,oynayan kısacası bu oyunda emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim;hiç olmazsa ufkumun sınırlarını biraz daha genişlettiikleri için.
gülseren isminin anlamını bimediğimi daha doğrusu farkedemediğimi anlamamı sağlayan tiyatro oyunu. ayrıca yılmaz erdoğan' a, sadece bu oyun için saygı duyma sebebi.