kadın kollarının başındaydı bir zamanlar. papatyalar gibi bişeydi bu oluşumun ismi. yakın kaynakların söylediğine göre "en taze" papatyaları kendisi yemiştir **
tombul parmakları ile cayır cayır halis mulis havana purosu yakan, vakt-i zamanında mercedes'in sunroof'undan turgut ile beraber kafasını çıkaran ağır teyze,beton raziye.
eşinin* eski başbakan* olması dolayısı ile;
o dönemde, darbe sonrası büyük boşluklardan da yararlanarak ülkede yabancı sermaye ve serbest piyasa ekonomisini hortlatmayı kolaylıkla başardığını düşündüğüm muhterem sosyete papatyası.
öyle ki, gösterişe ve sükseye olan aşırı zaafı dolayısı ile, eşinin; karısının ülkedede refah içinde yaşaması için bunca reformu(!) yaptığına inanmak geliyor içimden.
semracığım şu teybe bir kaset koy da neşemizi bulalım. böyle demişti rahmetli eşi ona. onlar mercedesleri ile boğaz köprüsünden neşe ile geçmişlerdi ama o günden sonra vatandaş hala neşesini aramakta...
londra'da kanuni sultan süleyman hakkındaki bir serginin açılışında bir konuşma yaparken söz konusu pahişaha law (kanun) kelimesini yanlış teaffuz etmesinden dolayı love maker diyen hanım.
çok küçükken bebeğime taktığım isim. 3-5 yaşlarındayken sarı kısa saçlı, tombul suratlı bir bebeğim vardı. ben ona semra bebek diyordum. yani açık açık semra özal'dan esinlenmiştim. o bebek paramparça oldu ama hala oynamaya devam ettim. öyle ki boynu koptu anneme beyaz iplikle diktirdim, oynamaya devam ettim. yüzünü gözünü boyadım, iğrenç oldu ama ben oynamaya devam ettim. öyle de büyük bi semra aşkı vardı içimde.