yeni ortaçağın herhangi bir gününde herhangi bir yerde doğdu. hayatını tutunamayanlara adadı.
...
eller boşta kalıyor, tutunamıyorlar toprağa
anlatamıyorlar anlatılamayanı...
anlatmak gerek: düşman sarmış her yanı
oysa, mesela selim ışık
anlatmadan anlaşılmayana aşık...
böyle adama
(darılma ama)
yaklaşmaz hiçbir güzellik,
doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
almak için bütün sızıları içine...
her zaman utanmıştır başkaları yerine...
selim ışık tek ve türk. ve duygulu, amansız.
sabırsız ve olumsuz, yaşantıda cansız
sanılırdı; gerçekti, hayır gerçek değildi.
tutunamayanların tarihine eğildi.
kelime ve yalnızlık hayatın tadı tuzu
kucaklamak isterdi ölümü ve sonsuzu
sabah erken kalkarım
ne yüzümü yıkarım
ne sokağa çıkarım
kışın soba yakarım
yazın camdan bakarım
hayattan yok çıkarım
(bkz: selim ışık)" onmousedown="return bkc('1030785','+%60selim+%FD%FE%FDk%60')">selim ışık)
hayatlarıyla yanlış olanların ölümleriyle doğru olmalarına imkan var mıdır? hayattan çıkarı olmayanların ölümden de çıkarı olmayacaktır. (bkz: süleyman kargı)" onmousedown="return bkc('1030785','+%60s%FCleyman+karg%FD%60')">süleyman kargı)
museviler için tanrının ismi nasıl yerli yersiz zikredilemez, yazılırken "g_d" diye yazılıyorsa, böyle bir çekince var ise aynı şey, onu tanıma şerefine vakıf olmuş olanların, o zikredildiği anki tedirginliğinde de vardır.
"aranızdan 10 insan çıkmadığı takdirde bu şehir helak olacaktır" gibi hayali bir cümle geliyor aklıma.
"içindeki saflığı yaşattığı ölçüde bir parça hayat orospusu olsaydı" gibisinden bir kızma veyahut öğüdü kaldırabilir miydi ?
hakikatte aramızdadır ve dünya, onu görebilenler ve göremeyenler olarak ikiye ayrılmıştır. onu göremeyip onun adını gereksiz yere zikreden günahkarların neyseki gönül gözleri kapalıdır. çünkü onun hakkında yazacaklar, çizecekler, hissiz cümlelerinin çiğliği ile ona zarar verecekler.
bir hayal yorgunluğudur selim. selim bir bulut hevesidir. selim bir suyun kabuk bağlaması, yıldızların nemlenmesidir. "üniversiteyi bırakıcam" sözleri karşısında, "hayat işte ne yaparsın çık bu ergen bunalımlarından" diyenlere, bir ömer hayyam şiiridir selim. albert camus'un yabancısındaki terdir selim, dante'nin cehennemindeki en karanlık gecedir selim. karamazov kardeşlerin dördüncüsü, ivan ilyic'in hasta yatağında gördüğü buğranlar, holden'in kış gelince bilinmez diyarlara göçen kuğuları, arturo bandini'nin inanmak istedikleri, küçük prens'in göz yaşları ve yine pal sokağı çocuklarının gözyaşları, umut sarıkaya'nın yarasıdır selim ışık. bas bas bağırarak bana, "sonumuz aynı olacak! biliyorsun değil mi?" diye bağırırken, arka planda, fake plastic trees'i çalan kişi.
"o kalabalık şehirde, onu çok üzmüştü arkadaşları!"
oğuz atay net olarak söylemese de selim ışık konusunda arkadaşı ural'dan bahsediyor ve selim ışık'ı anlatırken aklına ilk o geliyor. ural da intihar etmiş. ama aynı zamanda selim ışık benim de diyor ve birçok tutunamayanın bileşkesi. sonra da ekliyor oğuz atay "başarı insanı sevimsizleştirir" selimleşmek ne kadar eskimiş olsa da hala sevimli ama kimse cesaret edemiyor.
ne çok çocuktuk, ne çok çizik.. yıllar geçti şimdi.. bazımız hala yakınır, tutamaz kendisini, ağlar kızar bağırır öfkelenir ve omuzları çökerek yığılı kalır bazı bazı rakı sofralarında.. "abi" derler, "kızım" derler, "neden yapılmadı dostumun mezarı?! neden hala huzura ermesi için bir mezar yapılmadı?! neden toprağı çok gördüler ona.."
cevap veremez kimse. bir ağırlık çöker masaya. dokunsan herkes tuzla buz olur..
gene de kızarım bunu diyene! mezar yapılacakmış ha?!
o ölmedi oğlum! o ölmedi kızım, tamam mı!?
asla temsili bir mezar yaptırmanıza izin vermem!
gittiğim ve baktığım her yerde yaşıyor sonsuz dostum.
ve durum böyleyken, canlı canlı mı gömeceksiniz onu utanmadan?!
videonun (until it sleeps) "sadece!" 3:54. saniyesinde çok net olarak isa şeklinde gözükmekte. bütün krallar tek tek düşüp, prensesler seyreylerken dünyayı..
"...... bütün hayatı boyunca konuştu. sonunda tutunamayanlar diye bir söz çıkabildi ortaya: bir tek kelime. çoğul bir kelime. unutamadığı bazı insanları birleştiren bir kelime. bu sefer, düşüncesini süleyman kargı'dan başkasına açıklamadı. süleyman da kimseye söylemedi. bütün hayatında tutanamayanlardan kaçtığını sezer gibi oldu. kendisine de bulaşmalarından korktuğunu anladı. onlara yapmış olduğu bu haksızlığın ıstırabıyla kıvrandı. onların gerçek temsilcisi olmak için eline çok fırsat geçmiş olduğunu ve bu fırsatları kaçırdığını anladı. bu düşüncelerden de kaçmaya çalıştı. bütün hayatınca düşüncelerinden kaçmıştı. son olarak odasına sığındı. kapıyı kapattı. sesleri duymaz, görüntüleri görmez olmaz oldu. yemek yemez, içki içmez oldu. dostundan kaçar, düşmanını bilmez oldu. sığındığı son yerde de onu buldular. yerini tespit ettiler. bütün tanıklar dinlendi. savunmalar alındı. geregi dusunuldu. hiçbir etki altında kalmadan bağımsız olarak karar verildi. adam kapıyı açtı, içeri girdi ve tabancasını çıkararak ateş etti."
selim, gidendir.
önce sessizlik ve yalnızlık vardı , sonra kelimeler geldi. kelimeler geldi ama yalnızlık her şeyden eski olduğundan çıkıp gitmedi bir türlü bedenden. sonra kelimeler yetmedi ama çok başka bir şey oldu . dünya bunu fark etmedi ama olan olmuştu; selim ışık gelmişti!
selim anladı insanları ve insanların bazıları da onu. sonra selim gitti, yalnızlıksa hep oradaydı. selim'in ikinci gelişini bekledi bazıları. gelse anlarlar mıydı bu sefer onu? sanmıyorum ama onu özlüyorum , yine de gelmesini istiyorum aldırmadan bu anlamaktan korkan insanlara. selim ışık anlaşılmamaya alışık zaten. yeter ki buralarda olsun.
şimdi biz burdayız... tutunduğunu sananlar ... şişt, sessiz olun. duymasın selim burada olduğumuzu...sahi biz burdayız peki ya selim nerede? daha çok papatyanın olduğu bir yerdedir kesin. geri gelmemesini daha iyi anlıyorum şimdi.
şarkılarda bir yerlerde ve bu dizedeki metaforların açıklamaları insanı bambaşka yerlere götürür.
bir de selim ışık'ın otel odasında yaşadığı bir hamamböceği olayı vardır ki. kaygan zeminde yukarıya doğru tırmanmaya çalışan hamamböceğini görür. onu öldürmek ister ama bu gücü kendisinde bulamaz ama onun varlığına da katlanamaz ve bavulunu kapıp oteli terk eder. günseli'lerin akrabaları ile yemek yerken bu olayı onlara anlatsa ona bir deli gözüyle bakacaklarını düşünür ve anlatmaz. ah canım benim! ben anladım.
intiharının arifesindeki şekliyle tarif edersek: dalgın ve üzüntülü yürüyordu. oyunlarından yorulmuş görünüyordu. bütün oyunları ciddiye almaktan yorulmuştu.
'neresini düzelteceğimi bilmediğim bu yaşantımı sürdürmenin anlamsızlığını seziyorum yok olmaya doğru hızlı bir gidişin farkındayım henüz koruyabildiğim bazı özelliklerim varken daha insan olduğumu hissederken bu gidişe bir son vermeliyim yoksa çok geç olacak ve kendimi affetmeyeceğim'
gitar kursundan yeni hocam olur kendileri. kukla isimli grubun gitaristidir ayrıca.gitar öğrenmek isteyenlere hazırladığı 80 videoda var ayrıca.ulaşmak isteyenler gitardersivideo.comdan ulaşabiliyormuş videolara.