tüm eserlerini bilemem ama en sevilen eserlerinin yüzde sekseni cinsel içeriklidir. ya biz cinsel içerikli eserleri seviyoruz ya da selase hep cinsellik temalı eserler yazıyor.
selase'nin girilerini okumaya çalışırken içinde geçen "penis" kelimesi sebebiyle ulaşmaya çalıştığım sayfanın internet cafe sahibince erişime kapatıldığı uyarısı belirdi ekranda. "vay be!" dedim. evet, dedim.
6000 ytl ye ihtiyacım var diye sözlüğe ilan vermiş; bir yarım saat sonra ilanını çözümlendi olarak işaretlemiş yazar. hayır hayati bir mesele için sözlüğe başvurması, buradan medet umması, yarım saat içinde bu sorunu halletmiş olması, bizleri düşünüp başkaları da kafa patlatmasın diye sorunu da çözdüm diye işaretlemesi... neye şaşıracağımı şaşırdım mnakoim.
kesinlikle yazma nedeni çok mantıklı olan yazardır. ben buna karar verdim desem kimin neresine kadar bilmem ama şu bir gerçek türünün tek örneği olabilir ya da olmayabilir. şu da diğer bir gerçek cesaret had safhada. ve erkeklerin bu konularda egemen olduğu topraklarda hiç çekinmeden daha hırçın davranabilmekte. var mı lan bu göt başka kimsede diye bağırmak onun için daha normal bir hal alıyor zaten.
en güzel deniz:
henüz gidilmemiş olandır.
en güzel çocuk:
henüz büyümedi.
en güzel günlerimiz:
henüz yaşamadıklarımız.
ve sana söylemek istediğim en güzel söz:
henüz söylememiş olduğum sözdür...
motorcu musun sende dedi? evet dedim. ne var sende dedi? işte şu var dedim. sen kendini motorcu mu sanıyosun lan, naylon herif dedi. yutkundum. o gün cevap veremedim kendisine. eve gittim. bir şişe öksürük şurubu içtim. kafam güzel oldu. sağa sola sardım. günlerdir konuşmadığım annemi aradım. ben küçükken bir kere düşmüştüm de sen de benim kafama vurmuştun, oysaki ben senden şefkat bekliyordum o sırada dedim. kadıncağızın gözleri doldu. ben de ağladım biraz. hızımı alamamıştım ama. ilk aşkım duru'yu aradım buldum facebook'ta.. ekleme talebi gönderdim. bir de mesaj attım. seni gerçekten çok sevmiştim diye. hani ömür boyu birbirimizi hiç bırakmyacaktık diye sordum.. çocuktuk lan, ilkokuldaydık o zamanlar, what are you talking about dedi.. o gün dünya darbe günüydü anladım. dik durmaya çalıştım. burnumu çeke çeke aynanın karşısında geçtim. mezuniyet töreninde giydiğim takım elbisem vardı üstümde. sen jack diego'sun, büyük düşün diyerek kendime bir iki tokat attım. peşinden de kendime güzel bir yemek ısmarladım. dönüşte gözüm gibi baktığım motosikletimin üstünde bir kedi oturuyordu. ilk kez ses etmedim, o pisiciğin rahatını bozmadım, sessizce yanından geçip eve giriyordum ki kedi kendisi rahatsız oldu, indi motorun üstünden. o da anlamıştı o gün bir gariplik olduğunu
varlığıyla kalabalık bir şehri huzurlu bir sahil kasabasına çeviren, dışarıdan bakıldığında hiçbir şeye sığmayan, çoğu bir kenara itip azla sevinen, sadaa’nın tek ve gerçek sahibi.
genelde peynir peynir diye dolanır dururum.o kadar da peynir istedi canım.bi baktım orada bişeyler var.yaklaştım iki paket kocaman çikolata.hemde antep fıstıklı.teşekkür ederim cicim.mutlu ettin beni.