anadili türkçe olan kişiye selaymün aleyküm dendiğinde karşılaşılacak doğal sonuçtur.
misal-1a:
-konnichiwa
-merhaba.
merhabanın kökeni de arapçadır vs.dir. olur öylediller etkileşirler. ama diller etkileşirler diye biz kalkıp kimseye misal-1a da görüldüğü gibi garip hareketler yapmayız. mesele; türkçe'de kullanımı var mıdır-yok mudur odur. "merhabası olmak", "merhabayı kesmek", vs... gibi deyimlerden de anlaşılacağı gibi gayette vardır,
dile girmiş midir: evet.
selamün aleyküm girmiş midir?:hayır.
ne niyetle sokulmaya çalışılmaktadır?: allah bilir.
s.a.-a.s. selamlaşması dilimizde ve kültürümüzde uzun zaman evvel girmiş olup gayet de yaygın kullanılmaktadır.
"s.a." diye verien bir selama "merhaba" diye cevap vermek yanlış değildir ancak "merhaba" diye verilen selama "hello, dude" diye cevap vermekten farkszdır.
kişinin hoşlanmadığı kitlelerin tercih ettiği bir selamlaşma şekli olabilir ama var olan birşeyi yok saymak, onu sonradan geliyormuş gibi göstermek abestir.
selamın aleyküm diyen insan işi artık telefonu bile böyle açmaya kadar şekilciliğe vurduysa merhaba bile denmeyebilir. asıl anlamı allahın selamı olan bu sözcüklerin bir de siyasi birtakım anlamları ve imaları vardır ki dini inancı(herhangi bir türünü) siyasete, içten pazarlılığa alet etme amacıyla kullananlara merhaba diye yanıt vermek seçilebilecek en barışçı uyarı yöntemidir. ben merhabanın sonuna başka şeyler de eklemeyi severim yukarda bahsettiğim tavrı sergileyen insanlara karşı.
selamün aleyküme merhaba cevabı veren kişi, karşı tarafa bir alt mesaj gönderme kaygısındadır. selamün aleyküm diyen kişi olayın şokunu atlatır atlatmaz hiçbirşey olmamış gibi yoluna devam eder. anlar ki karşısındaki kişi selamün aleyküm ifadesini kendisine rahatsızlık veren bir ifade olarak algılıyor ve uzlaşma yanlısı bir tavır içinde de değil.
türkler yaklaşık 1000 yıldır, selamün aleyküm'e aleyküm selam diye cevap veriyorlardı. cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda da bu böyleydi. ama 1950'lerden sonra yaşanan değişmeye paralel olarak yani şekilciliğin temel politika argümanı olmasından sonra bu değişti. merhaba diyene aleyküm selam diye cevap vermek de bunun tersidir ve kullanılır. isteyen istediğini der fakat bunun ardında bir art niyet vardır. gerçekte her iki tarafta bir şey kazanmaz ya da kaybetmez. ufak çaplı bir sinir harbi dışında bir halt olmaz. yüzeysel politik tavrın bir yansımasıdır her ikisi de...
türkiye'de yaşayan hemen herkes bilir selamün aleyküm'ün ne olduğunu. türkçe sözlükte yazıyor olup olmaması bir kelimenin o dile ait olup olmadığının göstergesi değildir. sözlükleri halkın konuştuğu belirler. hayattan kopuk birtakım dil uzmanları zümresi değil.
şekilciliğin geldiği nokta.selam verde nasıl verirsen ver.allahın adamı.selam al da nasıl alırsan al.selamün desen ne olur merhaba desen ne olur.benim kimliğimi öğrensen ne yazar.
bir türk için-ana dili türkçe olan insan- son derece normaldir.ha buna "merhaba " da arapça diye karşılık vermek saçmalıktır,alakası yoktur.merhaba,dile girmiş, türkçeleştirilmiştir.
müslüman olmayabilir insan,yahut bu ülkede bir çok şeyin cılkı çıktığı için şov yapan kesme dahil olmak dünyada isteyeceği son şeydir,bu yüzden de böyle davranır.
demek ki neymiş,her ortama çotank diye selamın aleyküm şeklinde girilmezmiş.
oldukça doğal bir durum, kişinin ağzı neye alışmışsa onu kullanması tabiidir, zorlayarak kelime seçme çalışıyorsa, tatlıcı tombaktır, bayat kuruyemiş satan kuruyemişçidir hatta. "bayat" kelimesinde bir taşlama yaptım, onu da çözüverin bir zahmet.
fakat dikkat edilmesi gereken husus, kur'an da sureler "selamınaleykum" ile değil, "bismillahirrahmanirahim" ile başlamaktadır. yani, "selamınaleykum" un da müslümanlığa dair bir izi yoktur, ha, kimileri "allah'ın selamı üzerinize olsun" diye çevirse de, bunlar hep bizim yüklediğimiz anlamlardır, basit bir tabirle, esenlikler dilemektir. yani merhaba diyeceğine, "esenlikler" de, daha öztürkçe konuşursun mesele buysa.
bununla beraber, "selamınaleykum" dile girmemiştir, sokmaya çalışanlar da nasıl bir art niyetle yapıyorlardur bunu kim bilir! ulu manitu! menşeinde kelimeler hazırlayanlar acep hiç tanımadıkları anadolu köyüne girmişler midir, yahut, inşaatta, şantiyenin göbeğinde, hiç tanımadıkları bir insana, sırf ustaya benziyor diye, usulca sokulup, iş tarif etmişler midir? yapmışlarsa nasıl yapmışlardır?
ben kendi adıma konuşayım, "selamınaleykum ustam" diyerek yapıyorum, oldukça da olumlu sonuçlar alıyorum.
hiç tanımadığınız bir insanla konuşurken, hele ki bun insan anadoludan ise, bir cümlede ondan olduğunuzu anlatmanız lazımdır, anadolu insanı sıcak kanlıdır, fakat özentilikleri de "şıpdadanak" anlar. "roma'da romalı gibi davranmak gerekir" sözüne binaen, ülke nüfusunun önemli bir kısmının binlerce yıldır "s" lerin üzerine basarak, vurgulu ve çoşkulu bir biçimde, (isterseniz yöresine göre bile selamınaleykum söylenişlerini yazabilirim) "essselamınaleykum" yü söylediyse ve halen söylüyorsa, neye dayanarak dile yerleşmediği iddia ediliyor ben onu anlamadım.
deyimlere bakarak söyleniyorsa,
"gecelerim var sabahlarına çıkamadığım, sen gibi,
selamınaleykumlerim var aleykumselamsız, sensizlik gibi"
şiiri ile zirvesini yapan (şantiyede birebir görülmüştür) bu kelime halen dile girmemiş midir?
ayrıca
aynen alıntıdır.
"dostum bir bakar mısın ya?" (genç mühendis ustalarla iletişim çabasında.)
"hey dostum, sana diyorum"
"arkadaşım bir bakacak mısın?"
o sırada stajyer çıka gelir, "selamınaleykum ustam, nası işler, eksik gedik var mı, bir isteğin var mı?" diye sorar, ustanın "canının sağlığı şefim, sağolasın" cevabı ile genç mühendis duralar. bir hafta sonra artık o da "selamınaleykum" diyordur.
-abi çok heyecanlıyım, şimdi şu karşıdan gelen tip sakallı ya...
+eee.
-kesin bana selamınaleykum diyecek abi.
+eee?
-ben de ona merhaba diyeceğim abi, iki haftadır hazırlanıyorum abi mevzuya, zımba gibiyim.
+bravo.
yahut:
-muhterem, şu karşıdan gelen genç var ya...
+eee?
-buraya gelip merhaba derse... sen sakın konuşma ben konuşacağım.
+nedenmiş o?
-aleykumselam dieyceğim de ondan. iki haftadır buna hazırlanıyorum. meh meh meh.
+maşallah.
türü "gaz" olmalar gereksizdir, her durumda usulüne göre davranmak, öncelikle "adab-ı muaşeret" kuralları gereğidir, muhatabınız size selamınaleykum diyorsa, siz aleykumselam deyin, merhaba diyorsa, merhaba deyin, ikisi de artık türkçe'dir. ha yazının başında belirttiğimiz gibi, ağız alışkanlığınız varsa yapacak bir şey yok, doğal bir durum, sadece adabı muaşeret konusunda muhatabınızın kafasında soru işaretleri oluşabilir o kadar. dediklerimi uygularsanız, sizi temin ediyorum, ölmezsiniz.