dik sesiyle malatyada düğünlerde falan türkü söylerken orkestrada sazcısı olan bizim rahmetli büyük amcayla beraber istanbul'a geliyorlar, plakçı bizim büyük amcanın sesini de dinliyor ve trajikomik bir şekilde sen geri malatya'ya git diyor!!! selahattin alpay kalıyor, bir dönem alıyor yürüyor, devlet sanatçısı falan oluyor sonra unutulup gidiyor. aklımızda kalan ise gözleriyle saçları arasını dolduran kaşları kalıyor.
(not: geçen gazete yazıyordu, devlet bankomat sanatçısı falan muhabbetinden sonra selo ya memleketine git diye çağrı yapmış. görev yeri malatya görünüyormuş deyu)
türkücülerin lahmacun salonu, kebapçı açma gibi moda işlere girdiği dönemde istanbul kocamustafapaşa'da hemen bir lahmacuncu açmıştı, ibrahim tatlıses'in lahmacunlarına rakip olacak şekilde.
kaşının kalınlığı göz büyüklüğünden fazla olan adam. hiç anlam veremediğim ama ibrahim tatlıses'ten bu yana onla aynı formattaki tüm türkücülerde gördüğüm yüzdeki gevreklikten dolayı yaşlanma etkilerini geciktirmiş adam aynı zamanda. çalı saçlı bi de.