söz konusu şahsa bir röportajda memleketinin sorulup kahramanmaraş yanıtının alınmasını bir açıdan nedensellik bağlamında zincirleme bir biçimde sağlayan tezahürat.yani aksi halde adama neden gerçekte nerelisiniz diye sorsun muhabir.
selçuk dereli'nin anasının nereli olduğu bilgisini sözlük ahalisiyle paylaşmasını beklediğim 6.nesil yazar.bu kadar ısrardan sonra artık öğrenmiş olması gerekir...beklemedeyim.
doğumgünü çocuğuydu dün. artık ayın on yedisi olmuş, doğumgünü bitmiş, yeni yaşının ilk gününü geride bırakmıştır.
ayrı geçen kaçıncı doğumgünün oldu bilmiyorum. sen lisedeyken arkadaşlarını ayarlayıp okulunun kantininde sana yaptığımız sürpriz partiyi hatırlıyorum, hani üzerinde ağlayan fotoğrafının olduğu pasta. "rezil ettin beni" demiştin*.
daha da eskileri hatırlıyorum sonra, saç saça baş başa kavga ettiğimiz günleri, annem evden çıkar çıkmaz tekme tokat dalardık birbirimize ne zorumuz varsa. hep ben döverdim, küçüktün tabi, şimdi tırsıyorum, bulaşmıyorum*.
ben ilkokula başladığımda nasıl kıskandığını hatırlıyorum, ödevlerimi yaparken hiç rahat vermeyişini, "abla bu ne, bu hangi harf...". sürekli çemkirip, itip kakardım seni, ama inatçıydın yine de, tüm cadılığıma rağmen yılmayışını ve dört yaşına gelmeden okumayı öğrendiğini hatırlıyorum. altına yapmayı ne zaman bıraktığını söyleyip burada da rezil etmiyim seni, o başka bir girinin konusu olsun*.
yine beni çıldırttığın bir gün fenerbahçe bayrağını parçalamıştım, seni parçalasam bu kadar sinirlenmezdin herhalde, gözümden sakındığım peçete kolleksiyonumun en nadide parçalarını yırtarak karşılık vermiştin tabi, altta kalır mısın hiç. sonrasını hatırlamıyorum ama, muhtemelen ikimiz de oturup ağlamışızdır*.
ben liseye yatılı okula gelip hepinizi geride bırakmışken, tüm sürtüşmelerimize rağmen en çok seni özlediğimi hatırlıyorum, belki o sürtüşmeleri bile. kavgayı çıkartıp beni sinir edip, sonra en ufak şeyde ağlayıp annemi üzerime saldığını da unuttum sanma. evin biricik oğlu, ailenin kadınlarının koruması altındaki şanslı velet. babam benim tarafımı tutardı ama hep, naber*.
sen de aynı liseyi kazanıp yanıma gelmiştin 2 senenin sonunda. üniversitede de aynı şehirde olacağımızı hayal etmiştik. sonra üniversite sınavının sonucu geldiğinde belli etmesem de ne kadar içimin acıdığını hatırlıyorum, gitmeyeceğini yanımda kalacağını ümit etmiştim ama olmamıştı işte, yine uzunca bir yol girmişti araya. sen gideli bikaç ay olmuştu, yine seni çok özlediğim bir zamanda tanımadığım bir insanın ölen kardeşi için yazdığı bir yazıya rastlamıştım bir yerde. yazıyı okuyup okuyup ağladığımı hatırlıyorum, sonra seni aradım, hiçbir şey yokmuş gibi konuşmaya çalıştım, sesini duymak bile yetmişti. sana bişey olursa ne yapacağımı düşünmüştüm uzun uzun, sonra hiç düşünmemeyi tercih ettim, hala ara sıra geliyor aklıma, düşünmemeye çalışıyorum, düşüncelerimden korkuyorum...
ne zaman geleceksin diye soruyorum sürekli, eski sevgilinden ayrılmamışken ayda bir gelirdin en kötü ihtimalle, kızla her ne kadar kanlı bıçaklı olsam da "ayrılmasalardı da gelseydi yine" diyorum bazen, bi' ufak kapıp gelseydi, çakırkeyf olsaydı, saçma sapan fıkralar anlatıp kahkahalarla gülerken "sana şimdi komik gelmiyor ama sarhoşken valla çok komik bro*" deseydi.
hayatımdaki en değerli insan hayatının bir senesini daha geride bıraktı. kardeşim, abim, dostum... nice senelere bro...
iki gündür bir güzel gezdiriyor beni izmir'de. tüm mekanlar, ortamlar bundan sorulurmuş meğer. babacığımın paracıkları nereye gidiyor anladım ben, babam da anlayacak tez vakitte...
ablasının* bi' tanesi, bi' adet sözlük yazarı olur kendisi.
tanımı da yaptım.
şimdi yazara söylemek istediklerim var: olm ablan artık bi' ayağı çukurda bi' insan sayılır. yaş geldi bilmem kaça. açmayacağım bu konuyu burada. rencide olsun istemiyorum. o kadar estetik operasyon, gerdirme neyim boşa gitmesin şimdi. neyse... doktor olacağım sanıyor ya o şimdi, aslında hasta bakıcı bi' hastanede. yazık. inandırmış kendini tıp öğrencisi olduğuna. çok uzattım. bunu fazla gezdirme güneşin altında. tansiyonu yükselir. iyi besle. alkolden, sigaradan uzak tut. sen de içme. arada da bana uğrayın. şimdilik bu kadar. öpt, kib, bye.
ismi görünce beşiktaşlı olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşündüğüm yazar. %99,9 ihtimal.
ayrıca ismi "selçuk n'oluyo, ..ötün başın oyunuyo" tamlamasını aklıma getiren yazar.
beni buralarda bırakıp uzak diyarlarda gününü gün eden acımasız insan. o yunanistan, itayla, fransa, ispanya sokaklarında gezip tozarken, benim ağzımdan akan sular, gözümden akan yaşlar sel oldu ankara sokaklarını bastı. bide utanmadan mesaj atıyor "bro ben buraları iyice bi' öğreneyim, sonra elinden tutup seni de gezdiricem" diye. ben kendim gezerim lan, ihtiyacım yok sana*. ilerde sen yalvaracaksın bana "bro nolur gittiğin yere beni de götür" diye ama ben dönüp bakmıcam suratına, hatta "nihahaha, kal burada köpeekk" diye bide erol taş kahkahası atıcam. yapıcam bunların hepsini acımadan, çok sinirliyim çok.