doğduğum yılın da içinde bulunduğu yıllar. pazar 88-89 programı vardı trt1 de her yıl ismi değişen. pazar 90 olunca havası söndü. öyle yıllardı işte o yıllar.
1) ülkemiz için ihtilal ile başlayan ve de etkileri üstel olarak artarak devam eden dönem.80 ihtilali öğrenen insanımızı , bilim kültürünü ve de yaşama dair herşeyi yokedip şablonlaştırmıştır ve sonucunda 80'li yıllar ülkenin geleceğini zincirlediği , türk ahlakını ve de dinamizmini yok eden şablonlaştırma ile ahlak , inanç , milliyetçilik , halkçılık , sosyalizm , namus , kominizm , örgüt , üniversite ... gibi birçok kavramın anlamını boşaltıp yozlaşarak edindiği yeni anlamlar ile toplumun yeni bireylerine dikta ettirildiği yıllar olarak akılda kalmıştır.
2) bu süreç bitmeyen bir kabus gibi halen devam etmekte olup insanlara ait paranın satın alamadığı saf olan hiçbir kavram bırakmamıştır geriye.sevgi , aşk , inanç , özgür olmak , bilim , iletişim , sanat , onur , ahlak , namus gibi kavramlar artık değişmiş , insanlar kendilerini eski yükselen değerler ile ön plana çıkarmak yerine(emek,bilgi,üretim) kolay yoldan edinebileceği , kendisine kader olarak biçilen yolları seçmeye başlamıştır(kendini rezilederek ünlü olmak , popstar, türkstar , yarışmalar , milli piyango , şans oyunları , kumar).
-) "bakkal amca bana bir cetvel , bir pergel bir de çukulata"'lı sizofreni yılları
-) tv'de "neden sırayı kazıyorsunuz , iyi mi yapıyorsunuz" sorusuna "iyi yapıyorum" deyip sevdiceğinin ismini devletin bankına kazıyan adamlı yıllar
-) delilerin , akıl hastalarının tv'lerde gösterilip "din da non do non , dıs dıs , din da non do non donon" şeklinde yazması son derece zor olan müziğiyle amacına ulaşmış halkı delirten ve de aptallaştırıp ülke merkezi yönetimini güçlendiren belgeselli yıllar
-) yi huuv , ov yeahh , kam on , baayy , kuul , vauuv... gibi kelimeler ile saf bir köylü kızı gibi karşılaşıp ileride folloş olmamızın temellerinin atıldığı yıllar
-) clementine ile sapıtmamı sağlayan , malmot sayesinde şeytandan korkar hale gelmemi sağlayan "ühüü ühüü" diye ağlayıp anneme bile ispiyonlayamadığım korkunç çizgi filmli yıllar(ühüü ühü)
-) "heeaanım seeöyle kiieyifli bişeayler teak da keayfimizi bulealım" gibi başbakanlarımızın köprülerdeki yaşantılarının televizyon konusu olduğıu yıllar(turgut özal)
-) milli piyangonun insanları milyoner yapmaya başladığı ve de insanların "vay be dünya değişti artık ben de milyoner olacağım" deyip ileriki yıllarda milyonlarını kaybedecek kadar salaklaştığı yıllar
-) anayasa delinir ifadelerine "bir kere delinse birşey olmaz" diye cevaplayan politikacılarımızın halk tarafından desteklendiği,iktidar olduğu yıllar(turgut özal)
-) tek kanallı , susam sokaklı , cumartesiden cumartesiyeli , vak vak amcalı yıllar
-) mahalle mahaller dolaşan zırt-pırtçılardan oyuncak alındığı yıllar , misket oynanan , mors oynanan yıllar
-) su tabancası ile mahalle savaşlarının yapıldığı yıllar , playstationsız sosyal çocukluk yılları
-) yavru kurtlu yıllar(hala devam eder mi bilmiyorum , lakin izcilik ne güzel şeydir)
ithalat ve ihracatın aniden yukarı yönde ivmelenmesi ile ülkeye aniden para girişinin yaşandığı bir dönemdir. lakin maddi yükseliş her zamanki gibi maneviyatla ters orantılı olduğunu göstermiş ve tüm güzelim kavramların içi boşalmıştır. seksenli yılların etkilerini 1994 ekonomik krizindeki vurucu etkiye kadar hissettik. şimdi ise sanki osmanlı zamanı tarih kadar eski geliyor neyseki.
paranın verdiği ani özentilik ve görmemişliğin etkisiyle sokaklarda dev güneş gözlüklü, bağrı açık beyaz gömlek, boynunda 24 ayar altın zincirli hayvan gibi büyük yuvarlak altın takan, levis'lı paralı kıroların arttığı görülmüş ve günümüze kadar yontula yontula gelmişlerdir. günümüzdeki pek çok yerde maalesef etkisini gösteren görgüsüzlük, insaniyetsizlik ile paranın en güçlü olma kavramları seksenli yıllarda temellenmiştir. yani yozlaşmanın başlangıcıdır...
şimdi bile meziyet olan pek çok davranış, aslında olması gereken şeylerdir, ancak o yıllarda başlayan yozlaşmayla artık birine yardım etmek bile meziyet olmuştur.
ilk ergenlik ve ilk aşk zamanlarımı anımsatan yıllar kümesi. çok güzel ve yürekli bir kızdın çiğdem şen şimdi her nerede yaşıyorsan seni unutmak herkes gibi bana da zor gelmiştir.
tüm beklentilerimin şekillendiği, gelecek planlarımı yaptığım yıllar. hey gidinin günleri.
rıdvan dilmen'in fenerbahçe forması ve şeytan lakabıyla futbol sahalarında fırtına gibi estiği yıllar ta ki bir trabzonspor maçında yesiç isimli savunma oyuncusu tarafından bu fırtına kesilene kadar.
*pop müziğin adı, türkçe sözlü hafif batı müziğiydi o yıllarda.
*video kaset furyasının çıktığı; öce betamax, sonra vhs yıllarıydı. her tarafı yeşilçam'ın kalitesiz video filmleri sarmıştı.
*sezen cumhur önal'ın yumuşak bir sesle, " çikolata renkli sanatçı" tabirini kullandığı yıllardı.
*kazağı kot altına sokup da diskolarda fink atıldığı yıllardı.
*"komançero" ve " şeri şeri leydi" yılları.
*lig maçlarının trt'den yayınlandığı, önemli pozisyonlar ve gol sonrası duraklamalarda muhabirlerin sahaya rahatça girip görüntü alabilip kısa bir röportaj bile aldıkları yıllar.
*"ihracatın patladığı" yıllar. sonradan öğrendik ki giden kutuların içi ekonomimiz gibi boşmuş.
filmleri yetmişlerin daha sıcak biraz soluk renkli filmlerinden, iğrenç renkleri çok canlı göstermesi sarı ve yeşil tonlarının daha ağır basmasıyla ayırt edilen dönemdir.
o yıllarda çekilmiş fotoğraflara bakıldıkça, yerin dibine girme hissini veren yıllardır. yetmişli, atmışlı, hatta ellili yıllar sempatik gelir ama seksenli yılların kuş yuvası permalı saçları, beli koltuk altına yakın bir yerde biten yüksek belli, üstü geniş, paçaları dar şalvar pantolonları, alındaki bandanaları, yastık ebadında vatkaları, siyah ayakkabı- beyaz çorap kombinasyonları ile çoluk çocuğun gülme krizine girdiği yıllardır. ne var ki yaşanmıştır, değiştirilemezdir.
renkli televizyon ve siyah- beyaz televizyon ayrımını bilmek demektir.
türk parasını koruma kanunundan haberdar olmak ve dolar, mark,frank v.s gibi paraları sadece filmlerden ve ansiklopedilerden bilmektir çünkü taşımak suçtu..
turgut özal ın başbakan olmasından sonra "alışamadım" yazılı tişörtleri giyen abilere ablalara neye alışamadın niye diye sormak demektir.
solcu ülkücü ayrımının çok ciddi olarak varolması demektir.
aslan yelesi saç stilini bilmektir.
pantolonların bel hizası hiç o zaman ki kadar yükselmemiştir bunu görmektir
clementine, şeker kız candy, voltran izlemektir
bruce willis i mavi ay dan tanımaktır.
benim içinse çocuk olmaktır