az önce finalini tekrar izlememle gene beni ortadan ikiye bölmüş gelmiş geçmiş en komik ve hastalıklı senaryoya sahip efsanevi dizi.
final öyle bir final ki dizi boyunca "iz bırakan"
bubble boy,
soup nazi,
boboo, zarf yalamaktan ölen
susan gibi efsanevi karakterleri toplu halde gösteriyor.
kaybedenlerin tanrısı george costanza'nın en sevdiğim sahnelerinden biri olan yangından yaşlı ve çocukları iterek "yardım için" kaçtığı sahne de bonus track.
yargıcın adı
arthur vandalay* olması da ayrıca yarıcı bir ayrıntıdır. keza george'un annesinin bay vandalay ile olan "seksi" yakınlaşması da öyle.
dizi biterken bile son anda düğme yeri muhabbeti bile son ana kadar yaran, bir bölümde "a show about nothing" diye adlandırılmış olan bu dizinin belki de tek kötü özelliği
the seinfeld curse denen bir televizyon kavramını yaratmış olmasıdır. uzun süre dizinin dörtlüsü üzerlerine yapışan bu efsanevi rollerin etkisinde kalmışlar ve diğer yapımlarda başarıyı yakalayamamışlardır. ancak son yıllarda
elaine bennes'i canlandıran
julie louis dreyfus şeytanın bacağını kırmış, ödülleri toplamıştır. ama benim için dizinin en aşmış insanı elbette ki
george costanza'yı canlandıran
jason alexander'dır.
yazıyı finalde beni benden alan iki alıntıyla kapamak gerekirse:
uçak düşerken, george costanza:
"just when i was doing great. i told you god wouldn't let me be successful."
elaine tam uçak düşerken jerry'e aşkını itiraf edecektir ama tam o sırada uçak düzelir. konu da kaynar. mahkemede haklarındaki karar açıklanmadan önce elaine'in sözleri jerry'nin aklına gelir.
jerry: "hey elaine, what was it you were about to say to me on the plane when it was going down?"
elaine: "ı've always loved u...nited airlines."