sağ yanımda bir sancı,
güneşin ufkundayım.
hep ufuktayım güneşe,
hep alacakaranlıktayım.
renkler hep gri,
sesler muallâk.
ben hep aradayım.
gece ile gündüzün arasında evvelâ,
sonra bir deniz kıyısındayım.
sonra bir atın sırtındayım.
ak bir at.
at,murat.
hep murat saatindeyim.
hiç murat edememekteyim ama.
yıldızla, yaldız masalındayım.
sağ yanında sancıyım rüzgarın,
güneşin yamacındayım.
ben hancıyım aslında,
tek sehere aşinayım.
gerisine yabancı.
tek hancıyım aslında,
sağ yanımda bir ben,
sağ yanımda bir acı,
sağ yanımda bir karanlık.
bir sancı...
şaban kutluca/seher vakti
yirmi küsür yıllık ömrüm boyunca edindiğim izlenimlere göre ''seher'' ismine sahip kızların çok büyük bir bölümü çirkindir. nasıl ceren adına sahip kızlar güzelse ki bu ''çirkin ceren yoktur'' sözüyle tescillenmiştir, seher adına sahip kızlar da her ne hikmetse çirkindirler. tabi ki bu isme sahip olup da güzel olan kızlar da vardır lakin ben yalnızca kendi tespitlerimi yazıya döküyorum. ne genelleme yapmak gibi bir amacım ne de seher ismine sahip kızlara ''güzel seher yoktur'' damgası vurmak gibi bir niyetim vardır.
bulunduğu hiçbir ortama ve bulduğu hiçbir insana tutunamayan ben; yazılarımı okuyan,yazılarıma ilgi gösteren, beni merak eden, bana iyi niyet gösteren, beni eleştiren, beni güldüren, beni anlayan, beni kızdıran, benim kızdırdığım herkese teşekkür ediyorum.
istediğiniz her şey olsun, tüm olumsuzluklar sizden uzak dursun.
hoşçakal sözlük.
daha yirmi yaşında, dört aydır çalışıyor yanımda. tümör varmış beyninde. günlerdir ağrı kesici iğne yapıyordum, dün akşam aradı. "abla tümör varmış kafada amına koyim." dedi. "küfretme lan orospu çocuğu." dedim. "konulacaksa da beraber koyarız amına tümörün."
sabah doktoruyla görüştüm, iyi sözler söylemedi, ona da küfrettim.
"ulan aylardır geliyor bu çocuk size, dal taşak kalmadı bakmadığınız, kafaya niye bakmadınız düne kadar?"
"lütfen seher hanım, ben sizi böyle tanımıyordum, şaşırtıyorsunuz beni." dedi.
"çok da umrumdaydı senin düşüncelerin anasını gıdıklattığım, ne olacak lan şimdi?"
"ilaç tedavisi uygulanacak önce, pek faydası olacağını sanmıyorum. ameliyat için çok riskli bölge. bekleyeceğiz."
"nesini bekleyeceksin oğlum, acı çekiyor çocuk."
"şu an yapabileceğimiz bu. öfkeniz söyletiyor size bunları biliyorum. merak etmeyin elimizden gelen her şeyi yapacağız."
"nasıl inanayım ulan, kafa ağrısından gelen insanın en son kafasına mı bakılır? apandistini aldınız lan çocuğun ilk getirdiğimde!" dedim ve masasının üstünü dağıtıp çıktım.
daha yirmi yaşında, tutunacak kimsesi yoktu geldiğinde. beni tuttu, tuttuğu dalım kırılmış, düştü.
haydi ben tutunamıyorum, bana tutunanlar niye zarar görüyor. ne denir şimdi, "oğlum merak etme iyileşeceksin." desem; doktorun dediklerine ters olacak. "oğlum lan, siktir et, zaten tadı yok hayatın, geber kurtul." desem; yirmi yaşında, anlamaz.
tutunmasın kimse bana. yeter lan, millet tuttukça her yerlerim acıyor, kalmadım kendime! şu çocuğu da iyileştirdim mi tamamdır.
bayram sabahlarını özledim, eski bayram şekerlerini özledim diye bayram şekeri muamelesi yapmasın kimse.
seher'in notu : evet, döndüm sözlük. insanlar acıyor, çaresizliğin kıvrandırmasından daha beter ne var? burayı seviyorum, sevdiğim yerden "git" denmeden niye gideyim? ama, var ya, ne bayram dinlerim ne seyran, alırım oğlum apandistini seni bağırta bağırta hayat mısın nesin? "ölmesin benim eleman, isterse yerine beni alabilir" dediğimi söyle, o anlar.
çok ince ruhlu bir yazar.
mesajlaşmamızın sonunda "güzel geçsin günün" diyerek beni mest etmiş, kendine hayran bırakmıştır.
sıkı takipçisiyim bundan sonra...
onun da bugünü, yarını, her günü olabildiğince iyi geçsin dilerim..
kendisini tanımayıp, bir an tanıdığımı düşünerek, ardından da şunu düşündüm:
anne olurken, çocuk çıkıyor, ölene kadar bitmeyecek bir hüzün giriyor kadının içine...
ve biraz da, etrafta anneye ihtiyacı olan herkesin annesi olunuyor. bu altmış yaşında bir adamdan, bir yaşındaki kediye kadar uzanıyor.
belki de anneye, kendini çocuk hissettiren tek kişi annesi...
seher'den çıktım yola. bir yere geldim ama...
aynı mekanlarda aynı zamanda bulunup,aynı şehirde aynı havayı soluyup aynı dertlerden muzdaripliklerimizle arada bir selamlarla mutlu eden biri.
belki bir gün uzun uzun anlatırız birbirimize aynılıklarımızı.