|
|
- 22 ocak 2007'de çıkacak olan pain of salvation albümü.
parça listesi şöyle:
1. scarsick
2. spitfall
3. cribcaged
4. america
5. disco queen
6. kingdom of loss
7. mrs modern mother mary
8. idiocracy
9. flame to the moth
10. enter rain
- promosu nette dolaşan pain of salvation'ın değişik denemelere imza attığı **** son albümü.
(kejura, 06.01.2007 04:11 ~ 04:12)
- be gibi efsane bir albümde sonra grubun doğal olarak hafif bir düşüş yaşadığı albüm. aynısı scenes from a memory'den sonra dream theater'a da olmuştu. örnekler derecesinde mükemmele yakın albümlerden sonra tabi ki beklenenler karşılanamaycak orası zaten kesin. bence çok mantıklı bir hareket ile bu sefer değişik şarkılar denemek için en güzel zamanlardan biri tabi ki de.
açılış parçaları bence birkaç klasik pain of salvation parçası tarzıda. agreisf vokaller aksak ve güçlü ama basit gitar riffleri arkada. albüm genel olarak da pain of salvation'ın çok başarıl albümlerinden biri değil tabi ki. ama örneğin disco queen kendini dinleten çok ilginç bir parça. kingdom of loss enter rain yine depresif klasik pain of slavation parçaları. ve flame to the moth tabi ki albümün favorisi.
kısacası tabi arada çıkarıp dinlenilir bu albüm ama be cdsi yine en üstte duracak benim cdlikte.
- parça yapıları olarak albümü diğer pain of salvation albümleriyle kıyaslamanın gereksiz olduğu kanaatindeyim. ancak müzikalite açısından scarsick'in the perfect element ya da be kadar akılda kalan hatta mükemmel olarak nitelendirilebilecek çok sayıda parça içermediği de aşikar. (mesela mrs modern mother mary oldukça vasat.) gene de bu düşünceyi "değişmişler, piyasa olmuşlar." düşüncesinden kalın bir çizgiyle ayırmak lazım. ayrılma işleminin başarısız olacağını disco queen'e yapılan yorumlardan görmek mümkün. "pos da metallica oldu." ve daha niceleri.
bana göre albümün en iyi parçası idiocracy, ancak okuduğum kadarıyla daha "sert" müziğe yatkın olanların tercihi flame to the moth iken, bee gees ruhuna sahip dinleyicilerin de favori parçası disco queen olmuş. (üçüncü grup kesinlikle azınlık.) bir de cribcage sevenler var, onlar da 70'ler havasına vurulmuş. birazdan şarkıdan karakter tahlili de yapacağım, lütfen bekleyin.
parçaları gözden geçirmek gerekirse albüm, pos tarzından fazla uzaklaşmayan, agresif havalı başarılı bir giriş olan scarsick ile açılıyor. vokaller oldukça sert. aynı sertliği hatta fazlasını albümün dokuzuncu parçası flame to the moth'da da görmek mümkün.
ikinci parça spitfall, pos'un müzikal yelpazesini ciddi anlamda genişlettiğinin en önemli kanıtı. rap vokaller ve linkin park'ın numb encore'unu bana anımsatan arka planıyla spitfall, pos tarzından oldukça farklı bir parça. ancak bu tarzı kendi tarzları kadar mükemmel şekilde icra ettiklerini söyleyemeyeceğim.
cribcaged, albümün en beğenilen parçalarından biri gözlemlediğim kadarıyla. kanımca da sakin, akılda kalıcı vokalleri ve 70'ler havasıyla oldukça güzel bir parça. gildenlöw'ün yazdığı en fuck'lı sözleri bu parçada bulmak mümkün. kanımca albümün geneline yayılan konseptin en doğrudan yansıtıldığı parça olmuş, beni çok açtığı söylenemez. ancak müzikal açıdan kesinlikle başarılı.
akabinde gelen america gene değişim rüzgarlarından etkilenmiş bir parça. zaman zaman the beatlesvari melodiler hatta emo havasını ve rhcp'yi andıran bölümler mevcut. bazı bölümleri bana west side story'nin meşhur parçası america'yı da çağrıştırdı. iki parçanın isminin ve konseptinin benzer olduğunu düşünürsek, bilerek yapıldığını söylemek mümkün. en azından iddia etmek.
dan dan dan! işte olay parça: disco queen. daha önce yapılmış bir pos şarkısıyla kesinlikle alakası yok. vokallerinden ve arka planından ağır bir bee gees tadı almak mümkün. neonlar ve ağır çekim gelen yaşar alptekin de buna eşlik edebilir. hatta gildenlöw stayin' alive söylerse ne güzel olur gibi düşünceler uyandırtması da yan etkisi. "uuuu uuuu aaa" bölümüyle, nakaratıyla çok eğlenceli bulduğum ve sevdiğim bir parça oldu. sonları bu havadan sıyrılıp daha ciddi bir havaya bürünüyor. albümde müzikal açıdan en iyi bulduğum yerlerden biri diyebilirim. "eski posçuların" en sevmediği olay parça ünvanını uzun süre koruyacak gibi görünüyor.
disco queen'den sonra buram buram 70'lerin progressive havasını taşıyan kingdom of loss geliyor. hatta bunu daha özelleştirip pink floyd havası da diyebiliriz. song for the innocent'in solosundan beri bana bu kadar pink floyd tadı vermiş bir parça olmamıştı. parçanın sözlere eşlik ederek başlayan solosu gerçekten çok güzel, albümdeki en güzel solo ünvanını layıkıyla alıyor. albümde sözlerini en başarılı bulduğum parça ünvanı da gene kingdom of loss'a ait. parçanın kapanışı gerçekten çok başarılı.
sırada albümün kanımca en vasat parçası mrs modern mother mary var. albümdeki en progressive havalı parça diye karizmatik bir yorum yapıp bunu açıklayamayacağımı bildiğimden, parçadaki ağır düzeydeki tool havasını vurgulamakla yetiniyorum. bunun dışında dikkat çeken, kulak çeken bir özellik bulamadım açıkçası.
ve albümün benim için zirvesi en vasat parçadan sonra geliyor: idiocracy. psikopat havası, değişik vokalli girişiyle önce kulakları ısındırıyor. zaten albümün vokal açısından zirvesi de bu parçada. "close my eyes" ile başlayan bölümleri bu zirvenin katlarını oluştururken kapanıştaki bölüm müzikal orgazm kıvamında. güçlü riffler, klavye ile şık paslaşmalarla ilerleyen parça, bilhassa sonunda öyle bir zirve yapıyor ki gerçekten "bu albümden pos diskografisinde hatırlanacak parça çıkacaksa idiocracy olmalı." dedirten başlık, coşan duygu seli, süper olay oluyor.
kapanış parçası geleneği bozmayan uzun süresiyle enter rain. karanlık havalı ve sakin yapısıyla bana bir önceki albümün kapanışı beyond the pale'i anımsattı. albümdeki kişisel favorilerimden olan bu parça akılda kalıcı ve güzel nakaratıyla dikkat çekerken, başarılı kapanışıyla kendinin ve albümü scarsick'in de son golünü atıyor.
özetle kusursuz bir çalışma değil ancak yukarıda belirttiğim gibi albümde az sayıda da olsa çok başarılı, önemli sayıda başarılı ve son olarak az sayıda vasat parça mevcut. elbette sonuncu özelliği scarsick'in unutulmaz bir pos albümü olmasını engelliyor.
sözlere dönersek be'deki imgelerle dolu nefis anlatımın ya da the perfect element'deki simgesel sözlerin yerini çok daha direk cümleler almış. elbette albümün konseptinin de farklı olması, sistem eleştirisi, politika ve amerika odaklı olması da bunun sebebi olmuş. hatta arada gildenlöw'ün coşup dümdüz saydırdığını da görüyoruz. *
şahsen daniel gildenlöw'ün yazdığı buhran, acı ve zaman zaman nefret dolu; güç ve aşk çevresinde dönen sözlerden pek bahtiyar olan bir pos dinleyicisi olarak bu değişimden pek hoşnut kaldığımı söyleyemeyeceğim. daniel gildenlöw'ün baba olması ve mutlu mesut bir hayat sürmesi elbette güzel bir şey ama gene de ashes gibi parçaları hatırladıkça "bu adamın hüzünlü kalması gerek." şeklinde "dark side" düşünceler de içimi kaplamıyor değil.
son olarak alıyorum çünkü dr oetker. onlar* hala buna değiyor. bir de bunun temmuzda konseri var ki, düşüncesi bile pek mutluluk verici. eh, bu da ayrı bir giri konusu.(iao, 07.03.2007 21:26 ~ 21:32)
- pek sıcak başlamayan ilişkimizin konserin yaklaşmasıyla arttığı güzel bir pos parçasıdır aynı zamanda. deli gibi uzun sözleri var, ezberleme niyetim de yok. aradaki etniğimsi diye adlandırabileceğim nakarat bölümü özellikle güzel. konserin açılış parçası olacak aynı zamanda sanırsam.
sick
it's all sick, i feel sick
i'll be sick, then it's fine
i'm conform to your norm
with a bucket full fo me
i'll be free, finally
i will see what you mean with your freedom
this world you call home
not alone, happy drone
won't be sick of these cars
all these codes, and these bars
all these sickening scars
i'll believe in the way of the stripes and the superstars
i will fall in line and obey
'cause the price is so small
almost nothing at all
if i'm just losing me
then the ideals and truths
will follow naturally
happily i will settle for your conformative apathy
if i could just get rid of this unsettling, uncomfortable
unbendable bucket of insight and honesty
this sick sick sick bucket of reality
but you see: this sick will stick
'cause it's me
it's me
step into the dark age of treason
today the only voice of reason
would have to be the sound
of the soup of the season hitting ground
hitting ground...
sick
feeling sickened by this fucking travesty
is just a sign of sanity
you're not alone
and every time that you hurt
every cut, every scar
and every time you just hate
everything that you are
it is simply the instinct to flee
to escape from this mess
this continuous rape
of what's true and what's real
so you gnaw at your paw
to get out of this trap
of the cage, of our time
all that rage
is your struggle to survive
they think you wanna die
when in truth you just strive
biting every hand
just to stay alive
but can you hear that sound
in your ear, growing louder and louder
the whole world around you
a pounding and grinding
that tells you that you're not alone
it's the sound of thousands and thousands
of vixen teeth
hitting bone
step into the dark age of treason
today the only voice of reason
would have to be the sound
of the soup of the season
hitting ground...
sick...
of these bars and these cars
i feel sick
you are making me sick
so sick
you are making me sick
it's all sick
we're all sick
you are making me sick
soup of the season
hitting ground
- 2007 yılının çıkan en iyi ( çıkmayan albüm nasıl oluyor bilmiyorum sormayın) albümlerinden biridir. taşlama(yergi) türünün sağlam örneklerinden diyebiliriz. bir spitfall, bir cribcaged, america, disco queen olsun düşündürür insanı. müziğiyle de pek çok şey anlatmaktadır. hep duyup duyup yeni dinlediğim bu grubu dinlemek de ne kadar geç kalmış olduğumu gösteren albümdür. bu yıl çıkan diğer taş albüm için;
(bkz: humanity hour 1)
(bkz: scorpions)
- scarsick, cribcaged, spitfall şarkılarını çok sevdim.. başka da fazla hitim yok ama kingdom of loss parçasının sonları da pek bir hoştur.. disco queen'i sevmedim olmadı, yapamadım..
|