|
|
- dördüncü nesil yazarımız.*
- gecenin bir yarısıydı. kalbimi çıkarıp masanın üstüne koydum hokka niyetine.
kalemimi kalbimin mürekkebiyle doldurdum; yazmaya başladım.
kırmızı harfler bekledim kağıdın üzerinde, siyah sözcükler çıktı kalemimden.
kimseye göstermek istemedim siyah sözcüklerimi. usulca kağıdın üzerine doğru kapandım, uyudum.
sonra annem kapımın eşiğinden, ama çocukluğumdan, seslendi.
"hadi", dedi "orada uyuma, yatağına yat." söz dinledim.
masadan kalkarken kağıda kaçamak bir bakış attım.
bir çocuğun el yazısı vardı üzerinde.
uzanıp yorganın altına girdim. gözlerim kapanırken dizlerimi karnıma doğru çekmeyi de unutmadım.
yorgan üstümde gitgide ağırlaştı. saat kaçtı, kaç yaşımdaydım bilemedim.
kapalı gözlerimin ardından annemin tedirgin başının bana doğru eğildiğini farkettim.
gözlerimi açıp "hastayım ben." dedim. inanmıyormuş gibi bir ifade takındı, ama eliyle ateşimi ölçtü.
"hiç birşeyin yok aslında senin." diye söylendi, ama telaşla ilaç getirmeye gitti.
canımın istediği gibi şımarabileceğimi hissettim. o rahatlıkla vapurun demirlerine tutunup denize doğru sarktım.
annemin bir eli omuzumdaydı, öbür eliyle denizanalarını gösterdi bana.
ilk defa görüyordum, hiç de hoşuma gitmedi, kafamı başka tarafa çevirdim.
babam kucağında kardeşimle sokağın başında bekliyordu. onlara doğru koştum.
yokuş aşağı koşarken düşmemeye dikkat ettim, yine de düştüm. sokağın parke taşları çocuk dizimi kanattı.
telefon çaldı. saat kaçtı, kaç yaşımdaydım bilemedim. birileri açsın diye bekledim; kimse açmayınca ben açtım telefonu.
"hasta mısın?" dedi bir arkadaşım meraklı sesiyle. "uyuyordum." dedim.
"hadi uyu o zaman sen, sonra konuşalım." dedi. sesindeki şefkati sevdim yaşım kaç olursa olsun.
gözlerimi tekrar kapadım. anneannemin eli dolaştı çocuk saçlarımda. farkettim ama uyuyormuş gibi yaptım.
gelip yatağımın kenarına oturdu. hoşuma gidiyordu orada olması, ama gözlerimi açmadım.
teyzemin kızı koşarak odaya girdi. anneannemin onu kucaklamasını kıskandım; sırtımı döndüm onlara.
bu defa uyuyormuş gibi yapmadım, sahiden uyudum.
zamanlar birbirlerini kıskandılar, yer değiştirmek istediler. şimdiki zaman geçmiş olmak istedi; geçmiş zamansa gelecek...
saat kaçtı, kaç yaşımdaydım bilemedim.
uyudum.
rüyamda kalbim masamın üzerindeydi. kalemimi kalbimin mürekkebiyle doldurdum; yazmaya başladım.
siyah sözcükler çıktı kalemimden. bir çocuk gülüşünün arkasına sakladım siyah sözcüklerimi.
yüreğimde sakladığım çocuk, hep yaptığı gibi, karamsarlığımı iyimser bir kırmızıya boyadı.
çocuk gülüşünü ödünç almak istedim, vermezlik etmedi; paylaştı bir kere daha benimle o kocaman gülümsemeyi.
kapı çaldı. açacak kimse yoktu, ben açtım kapıyı. bir arkadaşım uzun boyu ve soğuktan buğulanmış gözlükleriyle girdi içeri.
keyifli gülüşümü gördü, ama bişey sormaya gerek duymadı.
şehir kar altındaydı.
ben bembeyaz karda oynayan kırmızı yürekli, kırmızı saçlı bir çocuktum...(begooo, 23.03.2008 22:13 ~ 22:23)
|