azıcık düşünmek.
zekeriya beyaz'ın kankası olması..
savaş ay'ın varlığı.
sözlüğün altına en çok giri girilebilecek başlıklarından birine ait sebepler dizisi.
benim sebeplerim; güya asala militanlarıyla yaptığı sahte röportaj, banu alkan-oya aydoğan ikilisini tekrar ve ite kaka hayatımıza sokması, "kadın dövülür, zarttır, zurttur" deyip her program sopa yiyen ismini -çok şükür- hatırlamadığım bir adamla yaptığı kurmaca programlar, düzgün işleyen bir göz-kulak-beyin eşgüdümü, vs...
(radula, 13.11.2005 13:32 ~ 24.05.2007 19:55)
gençlerle çok iyi anlaştığını sanması,mükemmel bi haberci olduğu sanması ama haberciliğin h'sini bilmemesi,yakışmayan şapkalar takması,savaş kaptan diye hitap edilmesi.
saymakla bitmez...
reyting alabilmek için hemen hemen her sene programın formatında değişiklikler yapması..bir dönem dışarısı buz tutarken bir ateş başında kızıldereliler gibi program sundu,başka dönem stüdyoya geçti,başka dönem açıkoturum tarzı bişiyler yaptı.
gözünün üstünde kaşı var yeterli bir sebep olmasına karşın; programlarında ne yapmak istediğini bilmeyen tutumu, programa hakim olamayışı ya da olmaya çalışırken içinde bulunduğu acınılacak durum nefreti de yanında getiriyor.
(bkz:
çok çalışman lazım çok)
(deulu, 25.04.2006 14:43 ~ 24.02.2007 12:17)
gözünün üstünde kaşının olması bile bu sebepler silsilesinde geçerlidir..
o derece nefret edilesidir...
hala televizyonlarda program yapabiliyor olması.
zavallı, minicik bir tavşanı öldürmesi çok yerinde bir sebeptir bence.
(mazzo, 12.11.2006 03:05 ~ 15:19)
o kadar çok ki, o kadar çok ki, o kadar çok ki...
*
imitasyon insan olması yeter de artar.
kendine "abi" dedirtmesi, dendiğini zannetmesi, yazılarında zaman zaman "savaş abi şöyle böyle oldu" kıvamında aktarmalar yapması kendisinden nefret edilmesi için yeterli ve hatta artan sebeptir. kalanları da benzeri gazeteci tayfası için cebinizde saklayın, gerekli durumlarda sahaya sürün.
bu abimiz zamanında benimle evlenirmisin evlerinden birine girmiş, oradaki kızlardan biriyle dans falan etmiş, ikili oldukça yakınlaşmıştı. buraya kadar söyleyecek birşeyim yok, "reyting için yapmadığınız bir bu kalmıştı"dan başka. lakin kaptanımız bununla da yetinmeyip bu kızı bir gece a takımı arabasına alıp nerde it kopuk varsa dolaştırıp kıza "işte benim hayatım böyle, sana uyarsa bu iş olur" mealinde bişeyler söylemişti. kendisinin gece beraber dışarı çıkmaktan anladığının bu olduğu görüldüğünde bu nefret bir kat daha artar. yürü git işine allahını seversen dedirtir bünyeye.
(bkz:
girinin sonunu bok etmek)
(reino, 15.11.2006 01:02 ~ 01:02)
sakalı desem çok mu şekilci yaklaşmış olurum bilmiyorum ama televizyonda zap yaparken bile eskaza denk geldiğimde televizyonumu kapatıp yeniden açıyorum...
(bkz:
anladın sen)
(abozek, 15.11.2006 01:10 ~ 01:11)
araştırma ödevi olarak verilse en az 15 sayfalık bir ödev teslimine sebep olacak konu. her öğrencinin hayali.
söylenecek çok şey var ama ilk göze çarpanalar: tepesinde kocaman a yazan şapkası, gırtlak kanseri mi acaba diye düşündürten sesi bir de o sesiyle şarkı söylemeye çalışması, şarkı demişken eski bir ses sanatçısı olan annesini dilinden düşürmemesi, programına ajdar, tülin-caner, banu alkan-murat taşdemir gibi medya maymunlarını çıkarıp kavga ettirmesi, en fecisi de deneyimli gazeteciyim diye ortalıkta dolaşması.
her şeyi ben bilirim ayaklarına yatması, yapmacık hareketleri, yaptığı programda milleti birbirine düşürmesi.
şebelek programında tavşan katletmesi
kendi konuşup kendi gülmesi
(felis, 23.05.2007 14:16)
savaş ay'ın karakterize ettiği bir düşünce sistemine olan nefretlerin savaş ay'da yine karakterize olarak dışa vurulması ile ortaya çıkan sebeplerdir. (belki de değil). mesela her şeyi halletmiş, hayatın türlü gayyasına girmiş çıkmış, o nedenle de hayata dair en doğruyu bildiğini iddia eden (kendisi etmese bile o anlam çıkıyor) gülümsemesi. aşağılar bir ifade midir, yoksa kendini çok yukarı çeker bir mimik midir tam da çözemedim doğrusu.